Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

03 Kasım 2020 Salı, 08:34

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Akşamdan sabaha yazılan çocuk kitapları

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Yüzüme büyük gelen gözlüklerim ikide bir düşerdi burnumun üstünden, bir parmağımla gözlüğümü tutar, yine de okurdum.
Bir keresinde gözlüğümün camı kırılmıştı, bir tanesini bantla kapatıp diğer camla okumaya çalışmıştım.
İlkokulda matematik dersinde sıranın altında Gülten Dayıoğlu'nun Yeşil Kiraz'ını okumaya çalıştığımı hatırlıyorum.
Yaş 17' yi 10 yaşında okumanın havalı olduğunu sandığım zamanlardı. :)
Sabah uyandığımda elime aldığım kitabımı akşam yatağa girene  kadar hiç bırakmadığım zamanlar...
Gece yatağa yattığımda gözümün önünde harfler uçuşur, iç sesim kitaplar gibi konuşurdu. :)
Bir karakteri çok içselleştirdiysem kitap bitince ondan ayrılacağım için üzülür ama okumaktan kendimi alamazdım...
Çocukken önüne ne gelirse içine çeken bir elektrik süpürgesi gibi okurken, büyüdükçe başladığım kitabı bitirememeye, okuduklarımı beğenememeye başladım. 

Kızım daha doğmamıştı bile ona ilk kitabını aldığımda.
Zaten kitapları ona mı aldım, kendime mi tartışılır. Çocuk kitaplarına tekrar kavuştuğum için çok mutluydum. 
Büyük bir keyifle başladım kitapları okumaya.
Okudukça gördüm ki çocuk edebiyatı özellikle de küçük çocuklar için öyle boştu ki...
Yabancı kitapların çizimleri, konuları başarılıydı ama çevirileri çok kötüydü. Kitapları değiştirerek okumaya başladım ama kızım biraz daha büyüyüp de sürekli aynı kitabı okumamı istediğinde işler değişti. Çünkü kitaptaki kelimeleri benim okuduğum sırayla ezberliyordu. Aynı kitabı okumamı istemesinin nedeninin de kelimeleri daha iyi kavramak olduğunu okudum bir makaleden.
Hikayeleri değiştirmeyi bıraktım, uzmanların öneri kitap listelerinden kitap almaya başladım.

Her eline kalem alıp bir hikaye uyduran çocuk kitabı yazmış.
Aynı sayfada iki cümlenin içinde küçük bir çocuğun bilmesinin imkansız olduğu 5-6 kelime ard arda yazılmış oluyor bazen.
Okumaya ara verip anlamlarını açıklamaya çalışınca akıcılık bozuluyor, anlatmasam çocuk okuduğumu anlamıyor...
Kelimeler uygun mu, hikaye uygun mu, resimler çocuklara göre mi denetleyen, kontrol eden yok. Duymuşsunuzdur uygunsuz içerikli çocuk kitapları bile birileri şikayet edene kadar raflarda yerini koruyor. 
Çocuklara hayal etmeyi, konuşmayı, hikaye anlatmayı, dinlemeyi öğreten bu hikayelere bu kadar az değer verilmesinin nedeni ne?
En çok özen gösterilmesi gereken konu çocuk kitaplarıyken akşamdan sabaha yazılıp basılan kitapların önüne neden geçilmiyor?
Çocuk edebiyatı yazarları neden yazardan sayılmıyor ?

Bir anne olarak çocuğuma aldığım kitabın uzman bir ekip tarafından incelenip onaylandığını bilmek beni çok rahatlatırdı.
Edebiyat, psikoloji, çocuk gelişim, filoloji vb. alanlarından yetkili kişilerden bir ekip oluşturup piyasadaki bütün kitapları incelemeleri sağlanamaz mı?
Onay almayan kitaplar piyasadan toplatılsın demiyorum ama üzerlerinde "uzman onaylı" mührü görmek bile benim içimi rahatlatır.

Okudukları, izledikleri aileleri tarafından filtrelenmeyen çocuklar ne yazık ki vahşi bir ormanın ortasında kalmış gibi tehlikelere açıklar. Sansürün hiç bir türlüsünü desteklemiyorum. 
Burada amaç yasaklamak değil ; yönlendirmek olmalı. Belli bir duygusal olgunluğun altındaki çocuklar için de kitaplar aynı filmler gibi yaşa göre kademeli satılabilir örneğin. 

Çocukların karınlarına gidenleri düşündüğümüz kadar kulaklarına, gözlerine, beyinlerine gidenleri de önemseriz umarım 
bir gün. Belki bir gün çocuk edebiyatını da edebiyattan sayarız...