Aksak eğitim, eğitim aksak

19 Haziran 2021 Cumartesi, 22:26
A

Eğitim ve kariyer hakkında konuşmak istiyorum bu hafta. Maalesef bizim ülkemizde başarının devlet memuru olmak, çok para kazanmak veya iyi maaşa sahip olmaktan geçtiğini savunan çok saçma bir algı var. Çok ders çalışıp, sorgulanması gereken okul müfredatımızdan iyi not alanı zeki, yeteneklerini keşfetmeye fırsatı veya imkanı olmayanı ise aptal bellediğimiz bir gerçeklik de var. Herhangi bir devlet üniversitesine gidip küçücük şehirlerde hayatı öğrenemeden meslek sahibi olan da var, parasını konuşturup bina üniversitelerinden çıkan da. Açıkçası ben bir devlet üniversitesinden çıkıp kendini geliştirmeyip konformist davrananlara, hangi meslek erbabı olursa olsun dil öğrenmemiş, ideoloji yorumlayabilecek seviyeye gelememiş, yaratıcı zekası fon kartonundan ördek yapmanın ötesine gidemeyen veya bina üniversitesinden mezun olup öylece kalmışlara çok saygı duyamıyorum. 
Kimler kimler hangi torpillerle neredeyken yine veya ufuk çizgisine bakacak vizyonu olmayanların yattığı yerden maaş alıyorken benim saygı duymamam neyi değiştirir hoş... 

Ne dolu adamlar, kadınlar, ne büyük zekalar, ne büyük hayalleri olanlar üç kuruş paralarla çalışıyor ya da çalışamıyor. 
Ben matematik zekası olmayan ama sosyal bilgilerle algısı çok açık bir çocuk olarak kendi kendimi yönlendirmemle sosyal alana kaymayı tercih ettim. Bilirsiniz bizim memlekette matematik bilmiyorsan gerisi boş. Avrupa ülkeleri ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde bu algının çok saçma karşılandığını size net olarak bildirebilirim. 6 yaşından beri gazeteci olmak istediğim için üniversite tercihlerime çok iyi bir puan almama rağmen iletişim dışında hiçbir bölüm yazmadım. Ne  öğretmenlik, ne hukuk, ne memurluk, ne askerlik, ne milyon bölümden herhangi bir meslek cazip gelmedi. İyi ki de öyle yaptım, hayallerimin peşinden gitmek bana hem lisede, hem de üniversitede derece getirdi. İstemediğim bir şeyi okumak bana ne katabilirdi? Aynı yerde sayacağım ya da git gel yapıp maaş alıp emekli olup öleceğim bir iş beni asla memnun etmezdi. Türkiye'nin o dönem en iyi iletişim fakültesinden mezun olup 24 yaşında kariyerimde çoktan yer almış olmak yine sevdiğim şeyi tercih etmem nedeniyleydi. Onca yıl bana İngilizce öğretemeyen (hoş kim öğrenebiliyor) öğretmenlerimin aksine dil öğrendim. Sistemi sorguladım, sorgulamazsak ayıp. Dil öğrenince ne büyük kapılar açılıyormuş görmüş oldum. İki hayalimden birini gerçekleştirmiştim: Tiyatro yattıysa gazetecilik olacak!

Şimdi düşünüyorum da bizden sonraki nesillerin bu eğitimle, bu kadrolarla, bu bilinmezlik ve umutsuzlukla, bu işsizlik ve gelecek kaygısıyla bizler gibi idealist olabilmeleri mümkün mü? Onca iyi üniversiteden çıkmış mühendislerin aç gezmesi normalken, gençler işsizlikten kırılırken ne yapacak bu ülke? Zaten her yeri yaralı eğitim sisteminden aksak çıkan çocukların, çoğu mezun olduktan sonra toplasan mesleki konular hariç 10 kitap okumamış öğretmenlerin elinde, hayalleri ve kursakları kururken hangi yaratıcılık, hangi farkındalık, hangi sanat, hangi bilim? Bu aksaklığa bir de pandemi vurunca bir on sene sonrasını çok merak ediyorum. 
Özetle biz de çok olmasak da hayallerimizin peşinde gidebilecek imkanlarımız, her şeyden önce inancımız vardı. Şimdi bu çocukların elinde ne kaldı?


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları