Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

23 Ocak 2019 Çarşamba, 09:32

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Aysın Komitgan

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri kapanmak üzere..

Aysın Komitgan

aysinkomitgan@bursadabugun.com

Serdar Sütlüdere'den gelen bu ileti gerçekten çok önemli..

Bu durumda yaşayan binlerce insan ve onlara bakmak durumunda olan yakınları için hiç de iyi haber değil..

 

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak engelli çocuklara ve yetişkinlere destek eğitim hizmeti sunmakta olan ve yine kayıtlı öğrencilerinin destek eğitim ücreti devlet tarafından karşılanan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri denetim mekanizmaları tarafından yapılan yanlış uygulamalar ve hizmet karşılığı ödemenin düşüklüğü nedeniyle artık kapanmak ile karşı karşıya.

Binlerce engelli bireyin eğitim almakta olduğu özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde kayıtlı bir birey için aylık olarak devlet destekli 8 (sekiz) seans bireysel eğitim ve bireyin yaşı, engel durumu ve ihtiyacına yönelik de aylık 4 (dört) seans grup eğitimi verilmektedir. Şüphesiz ki otizmli veya zihinsel engelli bir bireyin özellikle de erken müdahalenin yapılması gereken 0-5 döneminde yalnızca özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde alabildiği bu seans sayıları çok çok az olup yine de yapılan çalışmalar ile bireyler geliştirilmeye çalışılmaktadır. 

Her yıl belirlenen bütçe ile çocukların almış oldukları eğitim ücretleri tekrar belirlenir ve 2018 yılı için bu ücretler bireysel eğitim için seans başına KDV dahil yaklaşık 68 TL, grup eğitimi içinse KDV dahil 35 TL şeklinde belirlenmiştir. 150 öğrencisi olan bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi yaklaşık olarak devletten KDV dahil 90.000 TL civarında bir ödenek almaktadır. Alınmış olan bu ödeneğin karşılığında kurumun çalıştırması gereken minimum öğretmen sayısı sekizdir. (Yönetmelik gereği öğretmenler en fazla haftada 40 seansa girebilir bu da ayda 20 öğrenciye eğitim verebilir anlamına gelir) 

Yalnızca öğretmenler ile sınırlı kalmayan bu kurumlar 1 kurum müdürü, 1 psikolog, 1 memur, 1 hizmetli çalıştırmak zorundalar. Aynı zamanda engelli çocukların eğitim kurumlarına ulaşımı konusunda da ailelerden veya devletten  herhangi bir ücret almadan servis hizmeti sunmaktadırlar. Yine 150 öğrenci seanslık olarak geldiğinden minimum 2 servis aracı bu hizmeti verebilmekte olup , bu araçlar için de 2 servis şoförü ve 2 servis öğretmeni gerekmektedir.

Kurumsal anlamda 150 öğrenciye hizmet verebilmek için 16 personelin görev alması bu anlamda zorunlu ihtiyaçtır ve kurumların burada daha az personel ile bu hizmeti verme şansı maalesef mümkün değildir. 

Öğretmenler ve diğer çalışanlar göz önünde bulundurulduğunda kurumun yaklaşık maaş ödemesi 40000 TL civarındadır. Maaş ödemelerinin yanı sıra bu kurumlarda SGK ödemeleri 13000 TL yi bulurken minimum 4000 TL KDV, minimum 5000 TL stopaj muhasebe giderleri, bina kirası, elektrik, doğalgaz, su, kırtasiye , personel yemek masrafları için ise 15.000 TL harcama yapılmaktadır. İki servis aracının kurum tarafından karşılanan mazot giderleri ise aylık 8000 TL yi bulmaktadır. Yalnızca bu kalemler ile birlikte 85000 TL gideri olan kurumların, servis araçlarının kaskosu, trafik sigortası, kış lastikleri ya da bakım masrafları ise bu hesaplamalar içerisine dahil edilmemiştir.

Tüm masraflar dahil edildiğinde kurumun aylık cirosu 90.000 TL civarında olsa da kârı en fazla 1000 (Bin) TL civarındadır. Hal böyle olunca da kurumların sürdürülebilirliği maalesef kalmamıştır.

2018 Eylül ayı itibariyle bu kurumların haksız kazanç yapabilme ihtimallerine karşı getirilmiş olan kamera sistemi ile birlikte öğrencilerin kurumlara geliş ve gidişleri kamera sistemi ile kayıt altına alınmakta olup hastalık, ulaşım ya da benzeri sebeplerle seansa gelemeyen öğrencinin seans ücreti ödenmemektedir. Bireylerin engelli olması, yoğun kış şartlarında veya sıcak yaz aylarında yaşayabilecekleri sorunlar göz ardı edilmekle birlikte kurumlara yapılacak olan ödemelerin tasarruf olarak sayılması görüşü hakimdir ve bu yönde uygulamalar yapılmaktadır. Oysa ki kurumlar öğrencinin o gün seansa gelip gelmeme durumu konusunda bilgi sahibi olmadıkları için hazır eğitim ortamı ve eğitim personeli ile beklemektedirler. Öğrenci gelmediği zamanlarda devletten herhangi bir ücret alınmamasına karşın öğretmene maaşı tam olarak ödenmektedir. Kurum giderlerinde eksilme söz konusu olmamasına rağmen gelirlerinde ciddi anlamda bir azalma mevcuttur. Uygulamada kurumların mağdur olmamaları içinse takip eden üç ay içerisinde bu derslerin telafisinin yapılabileceği ve ödeneğin talep edilebileceği ile ilgili kurumlara yazı gönderilmiştir. Fakat zaten haftada maksimum 40 seansa girebilen bir öğretmenin gelecek aylarda telafi yapabilmesi mümkün değildir. Bu durumda kurumlar bir öğretmen fazla çalıştırmak zorunda bırakılmaktadır ve bu da yine kurumlara ek külfet getirmektedir.

Tüm bu açılardan baktığımızda çocuklara faydalı olabilmek için yıllardır bu hizmet sektöründe ayakta kalmaya çalışan kurumlar ne yazık ki artık kapanma noktasına gelmiştir.

Peki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin kapanması ne anlama gelmektedir?

1) Erken tanı ile farklılığı tespit edilmiş otizmli, atipik otizmli, bilişsel gelişim geriliği gibi tanıları olan engelli bireylerin okul çağı gelene kadar hiçbir kurum ve kuruluştan eğitim ALAMAMASI anlamına gelmektedir.

2) Yönetmelik gereği personel standartları ve çalıştırabileceği eğitimcilerin tanımları belirlenmiş olan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri yerine çocukların YALNIZCA 4 YILLIK LİSANS MEZUNU olma şartına bakılarak eğitim fakültesi olma zorunluluğu bile aranmayan devlet kurumlarında görev yapan ücretli öğretmenlerin eline bırakılması anlamına gelir.

3) Eğitim yaşı gelmemiş ya da geçmiş olan tüm bireylerin evlerine kapanmak zorunda kalmaları durumu ortaya çıkar ki engelli bireylerde eğitimin sürekliliğinin gerektiği ilkesine ters düşülür.  Bu durum engelli bireylerin kaderlerine terk edilmeleri anlamına gelir.

4) Bu alanda eğitim hizmeti vermekte olan on binlerce öğretmenin ve çalışanın istihdam dışı kalmaları anlamına gelmektedir.

 

Yalnızca yukarıdaki dört madde bile büyük bir sorun için başlı başına zemin hazırlar ve insan hakları kanuna bile aykırı bir durum ortaya çıkar. Sosyal devlet anlayışı, eğitim ilkeleri ve istihdamın arttırılmasına yönelik tüm bakış açısı ve çalışmaların tersine bir tablo ile karşılaşılacak bu durumlar gerçekleşmeden bu anlamda hizmet veren kurum ve kuruluşlara sahip çıkılması gerekmektedir.