06 Temmuz 2018 Cuma, 18:43

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Tuğba Demirsu Yücetürk

Dünyayı Kadınlar Kurtaracak

Tuğba Demirsu Yücetürk

Geçtiğimiz hafta, BUİKAD'ın belirli aralıklarla düzenlemiş olduğu 'Zirveden Gelen Topuk Sesleri' paylaşım toplantısındaydım. Bu toplantılarda, konuşmacılar ağırlıklı olarak başarılı kadınlar olmakla birlikte, bu sefer ki konuşmacının diğerlerinden pek çok noktada ayrıldığı netti.

23 yaşında, gencecik bir kadın ve 14 yaşında başladığı yolculuğunu bizlerle paylaştı. İtiraf etmem gerekir ki "Bu zamana kadar kendisiyle ilgili nasıl bilgi sahibi olmamışım" dedirtti bana. Ve bunu derken de hayatımda dokunmak için geç kaldığım bir sürü nokta gözümün önüne geldi. Matematik becerisi iyi olsun diye çocuğunu piyanoya yönlendiren bir anne olarak, matematikten başka şeylerin de öğrenimin temeline oturabileceğini anladım o 1 saatin içinde. Ve piyano çalıyorsa çocuğum, matematik için değil kendi duygusunu ruhundan çıkartabilsin diye çalmalı...

Kim bu genç kadın; Ece Çiftçi. SosyalBen Vakfı'nın kurucusu.

Kendisini anlatırken özel okulda okuduğunu, özellikle de tüm okul hayatını burslu olarak sürdürdüğünü söyledi. Üniversiteye başladığında babasının hayali, onun Uluslararası İlişkiler okumasıymış. O ise ısrarla Sosyoloji okumak istemiş ve tüm hayatının şekillenmesi, tam da bu dönemlere denk gelmiş.

Ailesinin onun için yaptığı özverili çabaları anlattı, Urfa'ya saha çalışması için gittikleri dönemde kendi izinlerinden feragat eden, aslında ortalama gelir seviyesinde bir ailenin, çocuklarının idealleri için ne kadar çaba sarf ettiğini anlattı. "Annem de küçük küçük yardımlar yapardı; kış aylarında bot, mont dağıtırdık; ben o dönemlerde bunun anlamını bilmiyordum" dedi. Bence ailesinden aldığı bu maya, onun hayatındaki dönüşümün temelini oluşturmuş.

14 yaşında okullarına gelen Columbia Üniversitesi profesörü Peter Daglish'in anlattıkları, "Ben de birilerinin hayatına dokunmalıyım" demesini sağlamış. Ve bir gün sahneye, matematik becerisiyle değil de keman çalarak çıktığında aldığı haz, hayatında yapmak istedikleri için bir ışık olmuş.

Bende olanı başkasıyla paylaşıyorum...

İlk projesini Urfa'daki bir gençlik merkezinde gerçekleştirerek, çocukların kendilerini keşfedebilmeleri için atölyeler düzenlemiş. Ve macera böylece başlamış...

Sosyoloji okumuş, New York Üniversitesi'nde Psikoloji stajı yapmış. Sonrasında TV'de yayınlanan "Bir Fikrin Mi Var?" yarışmasında sağladığı başarı ile daha geniş kitleler ve hatta medya tarafından da fark edilir hale gelmiş.

Yaptıkları çalışmaları fonlayabilmek adına ilk olarak şemsiye satarak işe başlamışlar, böylece SosyalBen Store projesi işin içine girmiş.

Yurtdışı çalışmalarına Afrika, Nepal, Makedonya, Karadağ gibi ülkelerden başlayan Ece Çiftçi; şu anda 18-25 yaş aralığında, ortalama 300 gönüllü ile çalışmalarına devam ediyor.

Ne büyük bir onur ki, Harvard ve Oxford'a çeşitli projelerle kabul edilmiş ve ülkesindeki ihtiyaca çözüm olabilmenin heyecanıyla her ikisini de reddederek, çalışmalarına ülkesinde devam etmiş.

Gönüllülük, Öğretilebilir Olduğu Zaman Sürdürülebilir Bir Fayda Oluyor

Tüm bu çalışmalarının sürekliliğini sağlamak adına SosyalBen Akademi'yi kurarak sosyal sorumluluk projelerinin ne anlama geldiğini anlatmaya başlamışlar. Sürdürülebilir projeler yaratmak adına kurumsal sosyal sorumluluk danışmanlığı yapıyorlar. Elbette bu sayede de vakıf çalışmalarının fonlanması sağlanıyor.

Bir Elin Verdiğini Diğeri Bilmeli

Kültürümüzde hayır işini hep sakladık, göstere göstere yapana "görgüsüz" dedik.. Şimdi Ece Çiftçi diyor ki: "Göster ki diğerleri de ne katkı sağlayabileceklerini keşfetsinler. Herkes paylaşmayı bilmeli ki onlar da dâhil olsunlar."

Ne kadar doğru aslında; burada ki ince çizgi o yaptığın hayır işini nasıl gösterdiğin aslında.

Ece Çiftçi, yaptığı tüm bu projelerle pek çok ödül almış; bunların içinde en ses getireni Amerika Dış İşleri Bakanlığı tarafından verilen "Gelecek Vadeden Genç Lider" ödülü olmuş.

Ben, kendisini tüm samimiyetimle ayakta alkışlıyorum.

Dünyayı kadınlar kurtaracak; o kadınlardan birisi de işte bu genç kadın.

2017 yılında yapılan Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporuna göre Türkiye, 144 ülke arasında 131. sırada; Nepal, Kamboçya, Mozambik gibi az gelişmiş ülkelerin dahi üst sıralarda yer aldığını görmek ise içler acısı...

Türkiye özelinde baktığımızda ise iş gücüne katılım oranı, kadınların %34 iken bu oran erkeklerde %76 ortalamasında.

Hal böyle olunca, kadınların daha çok eğitime, daha çok üretmeye ve daha çok cesarete ihtiyacı var. Bunu yapacak güç bizde var. Yeter ki isteyelim...