Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

24 Mayıs 2020 Pazar, 00:02

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Serkan Yetişmişoğlu

Nerede o eski Bayramlar?!

Serkan Yetişmişoğlu

serkanyetismisoglu@bursadabugun.com

Bugün Ramazan Bayramı...

O nedenle, bugün spor yazmak yerine, içimden geçenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ülkemizde ve İslam dünyasında, 1918'de baş gösteren İspanyol Gribi'nden 102 sene sonra, bu kez "koronavirüs salgını" nedeniyle ilk defa böyle bir bayram geçireceğiz.

Biraz sakin bir bayram...

İçimiz buruk...

Virüsün gölgesinde, sosyal değil, mecburi mesafeli, çokça "sanal" görüşmeli bir Bayram...

Zira...

Bu Ramazan Bayramı, ilk "pandemik" bayram olarak tarihe geçecek.

Malum;

4 gün sokağa çıkma kısıtlaması var.

NELERDEN MAHRUM KALACAĞIZ?..

Bu Bayram:

Bayram Namazı'na gidemeyeceğiz...

Büyüklerimizin ellerini öpmeye gidemeyeceğiz.

Tam 64 gündür gidemediğimiz gibi...

Aslında, gidemediğimizden değil;

Büyüklerimizin sağlığını düşündüğümüz için, onlara bilmeden virüs bulaştırmamak için gidemedik.

Ah ah...

Oysa;

Nasıl da burnumuzda tütüyorlar!..

GÖRÜNTÜLÜ ARAMAYLA HASRET GİDERME...

Ancak...

Teknoloji sağolsun; akıllı telefonlarla, tabletlerle, canlarımızı "görüntülü" arayacağız.

Biliyorum, çok ama çok zor!

Sıkıca sarılmak, el öpüp, koklaşmadan hasret dindirmek mümkün mü?

Değil elbette, ama bu sefer şartlar böyle dostlar...

Sağlığımız için; böylesine büyük bir fedakarlıkta bulunmak durumundayız.

Elinizdeki ekrandan, büyüklerimizin ellerini "sanal" olarak da olsa öpüp, kendi elimizi, başımıza koyacağız.

Dijital olarak, "el öpenlerin çok olsun evladım, torunum" sesleri gelecek karşıdan...

Merhum büyüklerimizin kabrini ziyaret edemeyeceğiz.

"Rahmet dualarımızı" evimizden göndereceğiz.

Komşularımıza bile gidemeyeceğiz.

Haliyle, bize de misafir gelmeyecek.

"Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım" desek de, bunu yüz yüze yapamayacağız.

Aynı masanın etrafında buluşup, hep beraber neşeyle yiyemeyeceğiz, geleneksel bayram yemeklerimizi...

Evin hanımlarının, günler öncesinden el emeği, göz nuruyla yaptığı tatlıları, sarmaları misafirlere ikram edemeyeceğiz.

Kolonya dökemeyeceğiz...

Çaylar, kahveler; ziyaretlerde hep beraber değil, "evlerde biz bize" içilecek.

Mahallemizin çocukları, "bayramınız mübarek olsun" diyerek, kapımızı çalamayacak, onlara şeker ve mendil veremeyeceğiz...

Davulcu, bahşiş için kapımıza gelemeyecek...

BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR!

Adettendir...

Bayramalarda, çocuklara, bayramlık elbiseler alınır...

Mesela biz;

Sorduk çocuklara, "size nasıl bayramlıklar alalım?" diye...

10 yaşındaki ikizler, sözbirliği etmişcesine, "Baba, madem gidip büyüklerimizin ellerini öpemeyeceğiz, akrabalarımız gezemeyeceğiz. Bize bu bayram, bayramlık almasanız da olur. Biz geçen bayramda aldıklarını giyeriz" dediler.

Duygulandık!

"Büyümüş bizimkiler" dedik!..

BÜYÜKLERİMİZ BAYRAMDA GEZECEK...

Gerçi...

Bugün (pazar), 65 yaş üzerindeki büyüklerimiz, 14.00-20.00 saatleri arasında dışarı çıkıp, cadde ve parklarda yürüyebilecek.

Eminim ki, dışarı çıkarken, en cicili bicili elbiselerini giyeceklerdir.

Saçlarını tarayıp, traşlarını olarak, jilet gibi dışarı çıkıp, "bayram sevincini" yaşayacaklardır, gönüllerince...

Hakları da...

Haftada bir de olsa, bugün 3. kez hava alacaklar. Ama yine çocuklarını ve torunlarını göremeden...

Evleri yürüyüş mesafesinde olan şanslı büyükler, en azından çocuklarını, torunlarını balkondan da olsa, görebilecekler...

Fakat, kucaklaşmadan...

Aman dikkat!..

Sabır... Az biraz daha sabır lütfen...

***

Hani, büyüklerimiz hep der ya;

"Ah ah! Nerede o eski bayramlar! Şimdilerde, o eski bayramların tadı yok!" diye...

Hatta, babam hep anlatırdı:

"Biz küçükken, bayram harçlığımızı alır almaz, evimiz Abdal'dan Pınarbaşı'ndaki Bayram Yeri'ne kadar koşardık.

Salıncaklara, dönme dolaplara biner, cambazların gösterilerini izler, bisiklet kiralar, meydanda tur atardık. Ah, neydi o günler!" diye...

***

Tabii ki;

Haklıydınız değerli büyüklerimiz;

Bayram günlerini, "tatil" olarak görüp, Akdeniz'e, Ege'ye yelken açmayı alışkanlık haline getirmeye başlamıştı yeni nesiller...

Sizin zamanınızdaki gibi bayram havası yoktu elbette son yıllarda...

Ne acı ki;

1950'lerden 1970'lere kadar babalarımızdan, dedelerimizden dinlediğimiz geleneksel bayramların atmosferi, lezzeti, nezaketi, zerafeti son dönemlerde biraz azalmıştı...

BU KEZ DE ÇOCUKLAR HAKLI

Ama biz, bu bayram; geçen senelerdeki bayramları da arar olduk.

Şimdiki çocuklar, çıkıp da;

"Nerede o eski bayramlar?" dese, bu kez onlar haklı olmaz mı, değerli büyüklerim?

Zira, gençlerin de, her zamanki gibi "normal bayramları" değişti bu sefer...

BU SIKINTILI GÜNLER DE GEÇECEK...

Her şeye rağmen;

Bayramın ruhunu, maneviyatını yaşamaya, yaşatmaya çalışacağız,   elimizden geldiğince...

Biliyoruz ve inanıyoruz ki;

Bu zorlu ve sıkıntılı günler de geçecek...

İnşallah, bu salgını atlattıktan sonra, yine sevgiyle ve hasretle sarılacağız sevdiklerimize...

Tek yapmamız gereken şey;

Biraz daha sabır...

Biraz daha dikkat...

...Ve tabii ki;

Sevdiklerimizi sık sık arayıp, hal hatır sormaya ve onlara, "seni seviyorum" demeye devam ederek...

Uzakta da olsalar, kıymetlerini bilerek...

Kaybettiğimiz büyüklerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Gerçi, onlar hep kalbimizde ve anılarımızda yaşıyor...

Velhasıl kelam;

Yine eski bayramlardaki gibi "yakından" görüşmek umudu ve dileğiyle...

Ramazan Bayramınız kutlu olsun dostlar...