03 Aralık 2018 Pazartesi, 09:46

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ozan Deveci

Engel olma başka ihsan istemem...

Ozan Deveci

iletisim@bursadabugun.com

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü...

Bu yazıyı yazarken kendimin engelli olarak yaşadıklarımdan elde ettiğim onca tecrübeye dayandırarak oluşturdum.

Ülkemizde nüfusun yaklaşık %10'nu engelli vatandaşlarımız oluşturuyor. Yani her 100 kişiden 10 kişi engelli. Peki siz sokakta, çarşıda dolaşırken ne kadar engelli kişi ile karşılıyoruz, hiç farkında mısınız?

Evet, biz etrafımızda bu kadar engelli kişi göremiyoruz, çünkü ülkemizde engelliye farklı yaklaşılması, ailelerin ve engelli vatandaşlarından bu durumdan dolayı çekinmeleri ve en önemlisi toplumsal eğitim düzeyimiz engellilerin ülkemizde kapalı kapılar arkasında kalmasına sebep olmaktadır. Türkiye'de ilköğretim sonrasında eğitimi yarıda bırakan engelli oranı %60 iken İsveç'te bu oran %11'dir.

Toplumun bu konuda eğitilmesi, bilgi toplumu yolunda gittiğimizi söylerken fiziksel engellere takılmak gibi garip kısır döngüden çıkmamıza ön ayak olacaktır.

Toplumsal yargıların azalması engelli birey ve ailelerinin dışa açılmalarını beraberinde getirecektir.

Ülkemize yaş arttıkça engelli oranı artmaktadır. Belirli yaş üstü insanların bu durumlarını daha kolay yönetebileceğini düşünerek ve kendimin sahip olduğu tecrübeye dayanarak yazının bundan sonraki bölümlerini daha çok çocuk ve genç engelli vatandaşlarımızın hayata adaptasyonunu artırmak üzerine kurguladım.

Toplum olarak engelliye karşı yaklaşımının iyileştirilmesi ile birçok engelli vatandaşımızı toplum içine adepte edebiliriz. Bunun için öncelik engelli çocuk ve gençlerimize (ülkemizde 25 yaş altı 1 milyon engelli olduğu tahmin edilmektedir) odaklanarak gelecek nesillerimizi kazanmak adına çok önemli bir aksiyon almış oluruz. Bu kapsamda Kamu ve Sivil Toplum Kuruluşları liderliğinde projeler geliştirilebilir.

Çocuk ve gençleri gelecek hayata hazırlarken sahip oldukları fiziksel engellerin negatif etkilerinden çok, diğer becerilerinin ön plana çıkartılarak topluma kazandırılması önemli bir noktadır. Sonuçta ister engelli olun ister olmayın hayatta her şeyi yapamazsınız. Yapamadıklarımıza odaklanarak değer katacağımız ve üreteceğimiz konuları kaçırmamalıyız.

Bende bir engelli kişi olarak hayata hazırlanırken ailem hep yanımdaydı. Ailemin bana verdiği ilk ve bence en önemli öğreti rahatsızlığımla ilgili gerçeği tüm çıplaklığı ile paylaşması ve bana karşı şeffaf olmasıdır. Ayrıca, Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmalarda dar gelirli ve düşük eğitimli kesimlerde engelli oranı arttığını göstermektedir. Dolayısıyla şu tecrübeyle sabittir ki; ailelerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi öncelikli olarak ele alınmalıdır.

Her zaman ailemin desteği ile toplumla iç içe büyüdüm. Bu durumda doğal olarak kendinize güveni ve azmi beraberinde getirdi.

Şu bir gerçektir ki, siz ne kadar inansanız da emin olun sizin zaman zaman dibe çekecek gelişmeler eninde sonunda olacaktır. Burada önemli olan engeli çocuklarımızın kendine güvenlerini artırdıkça toleransları da artacaktır.

Engelli çocuk sahibi ebeveynlere tavsiyem, çocuklarınıza fırsat verin ve topluma karışmasına ve yapabileceği işlere teşvik edin. Bunları yaparken destek olduğunuzdan çocuğunuz sizin desteğinizden emin olsun. Her zaman ebevyn değil yeri geldiğinde arkadaşı olun.

Engelli kardeşlerim, hiçbir zaman farklı olduğunuzu düşünmeyin. Farklı olanlar sizin durumunuzdan dolayı size acıyan, fırsat vermeyenlerdir. İstedikçe ve başardıkça senin önüne çıkanları ekarte edeceksin.

Topluma da tavsiyem Diyojenden benzetme ile gelsin. ENGEL OLMA BAŞKA İHSAN İSTEMEM...