21 Kasım 2018 Çarşamba, 14:40

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ömer Kocakuşak

Fikri mülkiyet ve önemi

Ömer Kocakuşak

iletisim@bursadabugun.com

Fikri mülkiyet (IP), yaratıcılık ve fikri sermaye ile ilgili belirli özel hakları kapsamaktadır. Fikri mülkiyetin önemli bir özelliği, çoğu durumda çok değerli olan ve korunması gereken gayri maddi fikir ya da nesneleri içermesidir.

Diğer bir deyişle, fikri mülkiyetin temel hedefi birey veya şirketin gayri maddi varlıklarıyla ilgili haklarının uygulanmasının uygun yolunu bulmaktır, ayrıca üçüncü şahsa ait izinsiz eylem ve yasal olmayan davranışa karşı yeterli korumayı sağlamaktır.

Genel anlamda, üç çeşit varlığın ayrımını yapmak mümkündür:

•           Taşınabilir varlıklar, bilgisayar veya araba gibi

•           Taşınmaz mülk, örneğin ev vb.

•           Gayri maddi varlık ya da fikri sermaye, örneğin bir buluş ya da tasarım.

Yaratıcılık ürünlerini koruyabilecek bir grup hakları oluşturma ihtiyacı taşınabilir veya taşınamayan maddi varlıklarla kıyaslandığında bu varlıkların kendine has niteliği ile ilişkilidir. Bu yönüyle, gayri maddi varlıkların en önemli özelliklerinden biri, maddi varlıklara mümkün olmayan sınırsız üretim sağlama imkânıdır.

İki tür fikri mülkiyet vardır. Sınai haklar ve telif hakları.

Sınai Mülkiyet

Buluşlar (Patent ve Faydalı Modeller), Entegre devre topografyaları, endüstriyel tasarımlar, markalar ve coğrafi kaynak işaretlerini içerir.

Telif Hakkı

Roman, şiir, oyunlar, filmler, müzikal çalışmalar, çizimler, resimler, fotoğraflar, heykeller, mimari tasarımlar ve bilgisayar programları gibi edebi ve sanatsal çalışmaları içerir.

Gösteri sanatçılarının performansları, yapımcıların kayıtlarındaki fonogramlar ve radyo televizyon programlarındaki yayımcıların çalışmaları da telif hakkı kapsamına girmektedir.

Ben biraz daha sınai mülkiyet haklarına yoğunlaşmak istiyorum.

Firmalar, yurt içinde ya da yurt dışında, mal ya da hizmet ürettikleri ya da sattıkları tüm logo ve markalarını tescil ettirmelidirler. Aksi takdirde ben buna ticari intihar diyorum. Çünkü bir başkasına ait olma ihtimali olan ( ileride ya da şimdi ) bir markaya yatırım yapmış oluyorlar. Uzun emekler sonucu ortaya çıkan ürün görselliğindeki değişiklikler ya da Ar-Ge Ür-Ge faaliyeti gibi yenileşim süreçlerinde ortaya çıkan buluşlar da aynı şekildeler.

Firmalar, fark yaratabildikleri sürece ayakta kalabiliyorlar. Bu, artık herkesin bildiği bir gerçek. Fark yaratmak çoğu defa ürün ya da hizmetlerde değişiklik yapmak ya da müşteriye ulaşma yöntemlerindeki değişiklikler ile oluyor. Sınai haklar, ürünler ya da hizmetler ile ilgili bir konu. Eğer rakiplere oranla farklı bir ürün ya da hizmet üretmeyi düşünüyorsak, önce onu korumayı düşünmeliyiz. Her zaman sunulan standart üründen şekli olarak daha farklı ve daha alımlı tasarımlar müşteriyi heyecanlandırmaz mı? Mesela sırf tasarımı ya da markası için cep telefonu tercihi yapmaz mıyız?

Müşterimizin ilgisini çeken ürün tasarımı korunmaya değerdir. Maharet, ürünümüzün, müşterinin ilgisini çekebileceğini düşünerek piyasaya sürmeden tescil müracaatı yapmakta.

Peki ya patent?

Sanayileşmiş modern uluslarda teknolojik ilerleme ve ekonomik güç fazlasıyla patent sistemine bağlıdır. Günümüzde, bir ulusun zenginliği artık öncelikle doğal kaynaklarına bağlı değildir. Yenilikçi olma kapasitesi ve söz konusu yeni fikirleri koruma ihtiyacına yönelik farkındalık, modern toplumlardaki gelişim ve refah dair temel bir araç halini aldı. Söz konusu alanda, patent "kilit nokta" haline geldi.

Peki, sonuç olarak nasıl bir şeydir bu patent?

Bir devletin buluş sahibine (icat eden veya başvuru sahibi) sınırlı bir süre dilimi dâhilinde (başvuru tarihinden itibaren 20 yıl) özel kullanım ayrıcalığı sağlayan haktır. Patent terimi kamu teftişine açık hale getirmek anlamına gelen patent teriminden ve "patent belgesi" de aslen kraliyet hükümlerine belirli kişi ve kurumlara verilen özel hakları ifade eder. Kelimenin asıl tanımına göre, sosyal hedeflerinden biri buluşu yapan kişinin toplumun ilerlemesi için belirli süreli özel haklar karşılığında bilgiyi paylaşmasına sebep olmaktır.

Patent, buluşun üretim sürecinde buluş sahibine olan kişiye tekel imkânı sağlar ve bu da araştırma ve geliştirme teşviki sağlar. Patent koruma imkânı olmaksızın, çoğu birey ve şirketler risk almayabilir veya yeni ürünleri tasarlamak ve geliştirmek için para ve zaman yatırımı yapmayabilir. Toplum binlerce icattan mahrum kalabilirdi, fare kapanından yeni ilaçlara, iletişim sistemleri, enerji kaynakları, vb. Ve yeni ürün ve teknolojiler olmadan dünya ekonomisi hızlı bir biçimde durgunlaşırdı.

Yani diyebiliriz ki, patent teknoloji transferini teşvik etmenin en etkin yoludur: her patent belgesi teknolojinin farklı bir yönünü net ve belirgin terimlerle tanımlar ve herkes tarafından okunabilir. Patent bilginin paylaşımını desteklemek için özellikle halka açık hale getirilir. Bu derste daha sonra işleyeceğimiz üzere patent yalnızca resmi yayınlarla değil aynı zamanda dünyanın her yerindeki sayısız patent bilgi tabanı yoluyla da halka açık hale getirilir.

Patent modern toplumların ilerlemesinde hayati bir kaynak özelliği taşır ve aynı zamanda işverenler, araştırmacılar, mucitler, akademisyenler ve diğer alanındaki gelişimlere ayak uydurmak isteyen diğerleri için de önemli bir kaynaktır.

Görüldüğü üzere bir kaç farklı fikir eserleri hakları bulunmaktadır. Bu hakların her biri değerli taşınamaz varlıkların korunmasını farklı şekillerde yerine getirir. Doğrusu daha yaygın Güçlü ve etkin bir koruma sağlamak için bu haklar, söz konusu varlığın korunması amaçlı bir arada hareket edebilir. Bu haliyle, bir ürünün patent, endüstriyel tasarım ve marka tarafından korunduğunu görmek mümkündür.

Bir cep telefonun şekli endüstriyel tasarım altında korunabilir;

Teknik bir çözüm patent tarafından korunabilir;

Cep telefonu bir marka tarafından korunabilir.

Keyifli günler...