10 Haziran 2019 Pazartesi, 09:24

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Murat Sağman

S-400, İstanbul seçimleri ve dolar

Murat Sağman

murat@muratsagman.com

Muhtemelen haberdar olduğunuz ABD Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a gönderdiği mektup ile, Türkiye'yi S-400 üzerinden F-35'leri vermemekle tehdit etti.

Bağımsız bir ülke olarak Türkiye'nin elbette S-400 sistemini alma hakkı var. Ancak, Türkiye bir NATO üyesi ve Rusya'dan stratejik düzeyde bir silah sistemi aldığında, bazı maliyetlerin olacağı beklenmeli. Yani, ABD ve NATO, Türkiye'nin S-400 sistemini alması durumunda ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını belirtiliyor. Peki ABD, Türkiye'nin S-400 sistemlerine neden bu kadar sert karşı çıkıyor? Birkaç maddede özetlemeye çalışalım: 1) ABD savunma sanayinin en önemli müşterilerinden olan Türkiye'nin başka üreticilere kaptırılması riski, 2) NATO'nun en stratejik üyelerinden birisi olan Türkiye'nin ittifakın en karşı konumundaki Rusya ile geliştirdiği bu ilişki ile ortak güvenlik meselesi, 3) Türkiye'nin S-400 tedariğinin, ABD Kongresi'nin 2017 Ağustos ayında çıkardığı ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamına girmesinden dolayı yaptırımlara muhatap olacak olması ve dolayısıyla Türk-Amerikan ilişkilerine yeni bir darbe vurulacak olması.  NATO açısından ise öne çıkan iki unsur bulunuyor; Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemlerinin hiçbir şekilde NATO'nun mevcut savunma ve radar sistemlerine entegre edilemeyecek olması ve tüm müttefik ülkelerden NATO sistemlerine uygun askeri donanım edinmeleri tavsiyesinde bulunulması. Bu tür haberler geldikçe piyasalarda beklentiler her geçen gün negatife dönecek.

İstanbul Belediye başkanı yeniden seçimlerine de iki hafta kaldı. Gelen anketlere de bakılırsa ya çok yakın ya da İmamoğlu bir kaç puan önde. Önemli olan 23 haziran sonrasında seçim belirsizliği artık tamamen kalkmalı. Kalkar mı? Bunu şimdiden söylemek erken. Ama bir gerçek var ki hem siyasetin gidişatına hem de ekonominin durumunu bakarak muhtemelen bundan sonra planlanan seçimler 2023 yılını beklemeyebilir. 

Son beş yıldır yedinci seçime gideceğiz ve bu seçimler yüzünden maalesef ekonomiye ve yapısal değişikliklere odaklanamadık. 23 Haziran ertesinde tamamen seçim konusunun kapanacağını ve siyasetin tamamen normalleşeceğini garantisi de yok. 

Hem dış siyaset hem iç siyaset bu iki gelişmeye göre gelecek dönemde kurların gidişatı belli olacak. ABD Merkez Bankası FED'in bu yıl artık faiz artırmayacağı onun yerine faiz indirebileceği fiyatlanması bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için pozitif bir gelişme olarak görünüyor. TL'ye bakılırsa, yapılan muhtelif araştırmalara göre Kolombiya Peso'su ve Arjantin peso'su ile dünyanın en ucuz para birimi. Zaten ucuz olan TL'nin bundan sonra riskler artıkça ilk etapta tekrar gidebileceği yerler 6,25-6,50 seviyeleri olarak gözüküyor. Bu seviyelerin üstü risklerin çok fazla arttığını gösterir, o zaman belkide bambaşka şeyler konuşmak zorunda kalıyoruz demektir. 5,80-5,85'nin altı da kalıcı bir şekilde böyle bir gündemde zor gözüküyor.

Herkesin geçmiş bayramını kutluyor, hepinize iyi haftalar diliyorum...