Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

09 Aralık 2019 Pazartesi, 10:01

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Mesut Demir

Geçmişe geri mi dönüyoruz? Mahalle marketleri veresiye defterine başladı

Mesut Demir

mesutdemir@bursadabugun.com

Ekonomide geçtiğimiz yıllarda yaşanan kriz ortamının yansıması, kredi kartlarının patlak vermesinin ardından sokağa yansımaya başladı.

Başta belediyeler olmak üzere kamu kurum ve kuruluşları, ithalat yapan firmalar ve esnaf üzerinde etki yapan ekonomik krizi vatandaş kredi kartı ve kredilerle atlatmaya çalışmıştı.

Son 2 aylık bir süreçte bu krizin etkisi sokağa da yansımaya başladı.

Kredi kartları limitlerinin tükenmesi, ödemelerin yapılamaması, kredi kartlarının kapanmasına, dolayısıyla vatandaşın günlük gıda ihtiyaçlarını karşılayamamasına kadar uzandı.

Bursa'da bulunan süpermarketlerde doların artışıyla birlikte raflardaki ürünlerin 3-4'e katlanmasının ardından doların düşmesiyle fiyatlarda indirim olmaması tepkilere yol açmıştı.

Bir süpermarket yöneticisiyle görüştüğümde, fiyatların yükselmesinin sebebinin kendilerinin değil ürünü aldıkları firmaların fiyatları yükseltmesi olduğuna vurgu yapmıştı.

Zaman zaman kampanyalarla fiyatları düşürdüklerini iddia eden ve fiyat kurnazlığı yapan bazı süpermarketlerin alışverişte peşin ya da kredi kartı istemesi de vatandaşın mahalle marketlerine dönmesine vesile oldu.

Son 2 aydan buyana mahalle marketlerine akın eden vatandaşlar, cepte para, kredi kartında limit olmayınca çareyi bu şekilde bulduklarını da söylüyor.

Mahalle marketleri de, bu durumu fırsata çevirerek, veresiye defteri sistemine yeniden geçiş yaptı.

Bursa'nın Osmangazi ilçesinde bulunan bir markete uğramıştım geçtiğimiz gün..

Markette kasada duran (muhtemelen market sahibi), elinde kalem masasında kalınca bir defter, birşeyler yazıyordu.

Espiri ile karışık, "Kolay gelsin, hayırdır veresiye defteri geri mi döndü?" dedim.

"Evet, vatandaşın kredi kartında limit bitince, bizden veresiye talep ettiler. Birçok marketçi arkadaşım da veresiye defterine geçelim diye düşündük. 2 aydan bu yana veresiye defteri ile iş yapıyorum. Çok iyi ciro yaptım. Duyan geliyor. Bizler de mutlu oluyoruz.." dedi.

Bankaların ekonomik krizi bahane ederek kredi vermemesi, kredi kartlarındaki baskısı yüzünden vatandaş doğru yolu buldu.

Aslında..

Çok geç kalınmış bir durum.

Bugün sokaklara baktığımızda, binlerce araç görüyoruz. O araçların sürücünün kendisine ait olduğunu düşünebilirsiniz.

Maalesef, o araçlar sürücüye değil, bankalara ait.

Çoğu kredi ile alınmış araçlar..

Konutlara baktığımızda yine aynı durum söz konusu. "Daire aldım" diyen vatandaşın aslında dairesinin bankaya ait olduğu gerçeği var ortada..

Kredi ile alınmış, kredi borcu bitmemiş ev ya da arabanın gerçek sahibi bankadır.

Eğlence ve yemek mekanlarına bakıyorsunuz. Eğlenmeye giden, yemek yiyen, kafede kahve içen herkesin ödeme şekli kredi kartı.

Maaşı olduğu gibi kredi kartına yatırıp, kredi kartından alışveriş yapan, sahibi olmadığı parayı harcayan yüzlerce vatandaş var.

Sonunda kredi kartından sıkıntı yaşayınca çareyi mahalle marketinde veresiye alışverişinde buldu vatandaş.

Helal olsun veresiye defterini yeniden başlatan mahalle marketlerine..

Nasıl olacak, nasıl düzelecek bu durum?

Bu da ekonomistlerin işi..

Lakin..

Önce bankacılık sisteminde ciddi düzenleme gerekiyor.

Yurtdışından gelen göçmen yurttaş, Türkiye'ye yerleşiyor. Kredi çekecek ama kredi notu 0. Banka, "Senin kredi notun 0. Hiçbir geçmiş işlemin yok. Sana kredi veremem" diyor.

Kardeşim, adam zaten yurt dışında yaşamış, gelmiş ülkesine yerleşmiş. Tabi ki kredi notu 0 olacak. Ne bekliyorsun ki..

İşadamının yanında bin kişi çalışıyor. Ekonomik kriz nedeniyle kredi çekmek istiyor. "Olmaz" cevabı alıyor.

Hem de kimden?

Özel bankaların yanı sıra devletin bankalarından..

Bankacılık sistemi, kredi şartları acilen değişmeli..

Kredi notu denilen olay da ayrı bir konu..

Vatandaş elektrik faturası, su faturası, doğalgaz faturasını geç ödedi diye kredi notu düşmüş..

İnanın komedi resmen..

Ekonomideki durum mahalle marketlerinde veresiye olayına düşmüşse, bunun en büyük sorumlusu başta bankalar, ardından doların yükselişini fırsat bilerek fiyatları uçuran firmalar ve süpermarketlerdir.

Ekonomi için ciddi bir seferberlik ilan edilmeli.

Sicil affı acilen çıkarılmalı.

Ekonominin düzelmesi için ciddi hamleler yapılmalı.

Bu ülke bizim, hepimizin..

Herkes üzerine düşeni yaparsa, fiyatları uçuran firmalara ve süpermarketlere karşı sıkı denetim yapılırsa o zaman ülkemizin ekonomisini kurtarırız.

Unutmayalım, Türk'ün Türk'ten başka dostu yok..

Yarınki yazımda "benim evim, senin evim, emin evim, fuzul evim, huzur evim" ile ilgili olacak. Bakalım bu konu da "Tosuncuk" olayı gibi patlayacak mı? Onbinlerce mağdur mu bırakacak? Devlet ne kadar garanti veriyor? 

Esen kalın..