17 Ağustos 2019 Cumartesi, 10:10

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Mesut Demir

20 yıl oldu... 17 Ağustos'u unutmak mı istiyoruz? Ya korkutucu o büyük deprem olursa...

Mesut Demir

mesutdemir@bursadabugun.com

1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi..

20 yıl oldu...

17 Ağustos 1999 sabaha karşı saatler 03;02'yi gösteriyordu..

Konya'nın Tuzlukçu ilçesinde vatani görevimi yapıyordum. İlçe kaymakamı, ilçe belediye başkanı, ilçe jandarma Komutanı, Cumhuriyet Savcısı, karakolun kamelyasında sohbet ediyorlardı.

Karakol komutanının habercisi olduğum için ben de görev başındaydım.

Konya'ya gidenler iyi bilir, düz ova..

Birden acayip bir uğultu ve ses gelmeye başladı. Sanki bir hayvanı boğuyorlar gibi bir ses..

Yerden de sallantı hissediyorduk.

Karakolun arkasındaki kulede nöbet tutan asker, koşa koşa geldi, dili tutulmuş gibi.. Korkudan konuşamıyordu.

Deprem olduğunu anladım, hemen kamelyada kaymakam ve komutana bilgi verdim.

Bir yandan karakoldaki askerleri ve lojmanda oturanları dışarı çıkmaları konusunda uyarıyorduk.

Saniyeler içinde koşuşturmaca..

Deprem olduğunu anladık ama Gölcük'ün yerle bir olduğunu bilmiyorduk.

Gölcüklü bir arkadaşım, 'içimde bir sıkıntı var, nefes alamıyorum' diyordu.

Tüm askerler, karakol önünde toplandık, beklemeye başladık.

Haberler gelmeye başlamıştı. Depremin şiddetini duyunca 'eyvah' dedim içimden..

Allah, bu millete bir daha böyle acı yaşatmasın..

Bu tarih ülkemiz için bir milat oldu aslında..

Deprem ile ilgili yasalar çıktı, binalarla ilgili çalışmalar yapıldı. AKUT, NAK gibi birçok sivil toplum depremlerle ilgili seminerler, okullarda eğitimler verildi.

Bunlar yeterli mi? Değil..

Halen, ülkemizde yüzbinlerce bina deprem riski taşıyor.

İnsanlar, o binalarda olası bir depremde canlarını yitirecek olmasına rağmen oturuyor ya da oturtuluyor ya da oturmak zorunda kalıyor.

Resmi 17 bin, gayri resmi 25 bin civarında vatandaşımız hayata gözlerini yumdu bu depremde.

Sonuç; akıllandık mı, ders aldık mı?

Neler yaptık, neler yapıyoruz deprem ile ilgili?

Düşünüyorum da, Bursa merkezli 7,5 şiddetinde deprem olsa ne olur?

Uzmanlardan aldığımız görüşler çerçevesinde şu yorumu yapabiliriz;

Gemlik diye bir şey kalmaz..

Çarşamba semti yerle bir olur, insanları binaların altından çıkartamayız..

Deprem ile birlikte tsunami de olursa (Allah korusun) sahillerdeki tüm binaları deniz yutar..

Sonra..

Zaten sonrasını düşünmek bile istemiyoruz..

Belki de sonrasını düşünemeyeceğiz hayata gözlerimizi yumduğumuz için..

Ecel bu diyenleriniz de olabilir..

Eyvalah..

Kimin ne zaman, nerede, nasıl öleceğini sadece Allah bilir..

Lakin..

Tevekkül diye bir şey var..

Önce tedbirini alırsın, sonra gerisini Allah'a bırakırsın..

Hiçbir şey yapmadan, çaba göstermeden, 'olacağı varsa olur' demek de yanlış..

Mesela..

Bir öğrenci sınava hazırlanıyor. Hiç çalışmadan girip o sınavdan 100 beklemek gibi bir durum..

Çalışmadan, tedbirleri almadan tevekkül olmaz..

Bursa'da neler yaptık?

Neler yapıyoruz?

Hayatın akışına kapılmış, günü kurtarıyoruz sadece..

Yarını ne zaman düşünüyoruz?

Yüksek katlı binalara izin verirken, temelinde parmak kalınlığında demir mi kullanıyoruz?

Binalar yapılırken, denetimleri kağıt üzerinde masa başında mı, yoksa inşaat alanında mı yapıyoruz?

Hatırlarsanız..

17 Ağustos depreminde ne okul, ne hastane, ne de binalar ayakta değildi..

Tek ayakta kalan camilerdi..

Atalarımız öyle sağlam temeli olan camiler yapmış ki, gelecekte torunlarına 'bakın örnek alın, ev, cami, hastane yaparsanız, böyle yapın' der gibi..

Örnek aldık mı?

Görünüşe göre hayır..

İşte geçtiğimiz günlerde Denizli'de bir deprem meydana geldi 6 şiddetinde..

Ülkemizdeki binalar Japonya'daki gibi değil ki..

Japonya'da 8 şiddetinde deprem oluyor, insanlar gayet normal bir şekilde işlerine devam ediyor.

Çünkü, adamlar binalarını öyle yapmışlar ki; o güven duygusuyla umursamıyor.

Bizim öyle bir şansımız yok.

6 şiddetindeki bir depremde yıkılıyor binalarımız.

17 Ağustos'u unutmak mı istiyoruz? Unutmamak da yeterli mi?

Hem unutmayıp, hem de vurdum duymaz tavrımız devam mı edecek?

Sözün özü şu;

Türk Milleti olarak artık deprem acısı yaşamayalım.

Sağlam olmayan binaları biran önce elden geçirelim.

Sağlam bina yapmayan müteahhitlere en ağır cezalar uygulayalım.

Canlar gittikten sonra ceza versen ne olur, vermesen ne olur?

17 Ağustos'u unutmayalım ama tedbirlerimizi de alalım..

Esen kalın..