08 Şubat 2016 Pazartesi, 12:51

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Merih Korur

En yaygın Türk kadını hobisi..

Merih Korur

Çocuk yedirmek...

Ülke düzenimizde tanımlanmış en birincil anne hobisi, çocuk bakmanın neredeyse anlamı..

Bu hobide anne bir simülasyondaymış gibi çocukları hep zayıf ve aç görmekte ve bunu için yüksek fiziksel enerji harcayarak, satranç ustalarında hayranlık uyandıran stratejik zeka hamleleri ile çocuğa sürekli yemek yedirmektedir..

Çocuğun önünde ya da arkasından koşmakta, elinde tabakla çocuğu her gittiği yerde takip etmekte, her boşluğunda ya da onu anlık oyalayarak ağzına bir şeyler sokmakta, istemediği ya da reddettiği bir yemeği tehdit ya da rüşvetle yedirmeye çalışmakta ve bu uğurda geçirilen küçük sinir krizleri, çatışma tadında tartışmalarla da baş etmeye çalışmaktadır....

Yorulduğunda ise sadece karnı doysun diye çocuklara kek, kurabiye gibi bol şekerli, poğaça, cips gibi bol tuzlu, bol unlu gıdalar ya da gazlı içecekler sunmaktadır..

Peki doğru olan bu mu?

Ne pahasına ve ne bulunursa yedirmek mi, yoksa çocuklarımızı sağlıklı bir şekilde beslemek ve yemek yemeği onlara sevdirmek mi?

Çocuk bir yaş sonrası konuşma dönemine girdiğinde, yemekle ilgili oluşan fikrini, onayını ya da retlerini kısaca lezzet algısını ebeveynlerine ifade etmeye başlar. O yaşa kadar olan başını çevirme ret anlamına gelirken artık konuşan kendini ifade eden, beni dinleyin diyen minik bir insan vardır karşımızda.

Sınırları henüz çizilmemiş zekası çevresindeki her şeyi algılamaya, kaydetmeye, yorumlamaya başladığında yemek de onun için eğlenceli bir macera olur.

Sıcaklığı, dokusu, kokusu, lezzeti, renkleri farklı yüzlerce tat onun için keşfedilecek yeni bir dünyadır.

Bu dönemde çocuklara sunulacak lezzetler ve bunların sunulma biçimi ileride onların birer gurme (lezzeti keşfetmiş, damak tadına sahip kişi) ya da sadece gurman (obur) olmalarını sağlayacaktır.

Lütfen çocuklarınızın yemeği fark etmelerine, ellemelerine, keşfetmelerine izin verin. Lezzet kritiklerini duyun. Farklı reçeteler planlayın ki beyin baskın tadı fark etsin..

Çünkü hepimiz biliyoruz ki kullanılan organ gelişir.

Sağlıklı beslenmeyi sağlayacak sonsuz sayıda besin birleşimi yapılabileceği unutulmamalıdır. Dil ve damak çocuk yaşlarda ne kadar çok lezzetle karşılaşırsa beyin bu algıda o kadar fazla gelişir.

Gelişen lezzet haritası olan çocuklar büyüdüklerinde de bu özelliklerini korur ve yeni lezzetlere karşı her zaman açık ve cesur olurlar. Amaç lezzet algısını hissetmek olunca da az yerler ve yemek hayatlarında rafine bir zevk olarak gelişir.

Bilgisayara, televizyona ya da tablete bakarken yemek yiyen ya da yedirilen çocuklar ne yediğine dikkat etmez. Aklı ve algısı televizyondaki reklamda, çizgi filmde ya da tabletteki oyundadır çünkü. Bu lezzetin beyindeki algısını öteler ve ileride obeziteye yatkın, çok ve sık yiyen çocuklara sebep olur.

Avrupa' nın en obez kadınlarının Türk hanımları olduğu gerçeğinden de yola çıkarsak annelerin hem kendileri hem de çocuklarının geleceği için acil değişmeleri gerekiyor.. İlgisinin ve sevgisinin değil, sadece besleme şeklinin.. Çocuk beslenmesinde geleneksel ve kolay yöntemlerden vazgeçmemiz gerekiyor.

Bunun için lütfen çocuklarınızı bir birey olarak kabul edin, lezzet kavramının parmak izi gibi kişiye özel bir kavram olduğunu bilin ve onlar bunu size anlatırlarken onları dinleyin..

Onlara sebzeni yersen parka gideriz, sütünü içince çizgi film izleyebilirsin, tabağını bitirmezsen arkadaşın bize gelemez gibi tehditler ya da rüşvetler sunmayın.

Yemeğin keyfinden uzaklaştıran, seçiciliklerini reddeden yaklaşımlarınızı çocuklardan uzak tutun, yemek yemenin keyfine varmasına yardımcı olun..

Yemek yemeği seven, yeterince ve sağlıklı beslenen fit çocuklar yetiştirelim..

Şişman çocuğu annelik başarısı olarak görmeyin..

Çünkü..

Obez çocuk mutlu ve sağlıklı çocuk değildir..