Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

07 Temmuz 2020 Salı, 08:43

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Feridun Eyüpoğlu

Enflasyonun maaş eziyeti

Feridun Eyüpoğlu

feriduneyupoglu@bursadabugun.com

Ekonominin en tuhaf alanlarından biridir enflasyon.
Yani fiyatların değişim hızını gösteren gösterge hayli gizemli bir kişiliğe sahiptir.
Kimi zaman övünmeye kimi zaman dövünmeye neden olan enflasyon kavramı gözünüz bağlıyken fili tarif etmeye benzer!
Herkes kendi kriterlerine göre fiyatlardaki değişimi farklı hisseder.
Çünkü her bireyin, her ailenin veya şirketin birbirinden çok farklı tüketim kalıpları vardır.
Para verdiğimiz ürün ve hizmetler çok çeşitlilik gösterdiği gibi faydalandığımız firmalar da çok farklı olabilmekte.
Aynı ürün marketten markete bile farklı fiyatlandırılıyor neticede!
Her tüketicinin mağazası, çarşısı, pazarı, manavı, lokantası, oteli, okulu, sineması aynı değil neticede.
Mahalleden mahalleye, kentten kente, ilden ile, bölgeden bölgeye ciddi farklılıklar mevcut kısacası.
Basit bir karşılaştırmayı haziran TÜFE rakamlarıyla yapmak yeterli bu tezi ispatlamak için.
Türkiye geneli enflasyonu aylık yüzde 1,13, altı aylık yüzde 5,75 ve yıllık bazda da yüzde 12,62 artış kaydetti.
Buna karşın haziranda Bursa Eskişehir, Bilecik'ten oluşan TR 41 istatistiki bölgesinde TÜFE aylık yüzde 1,71, altı aylık yüzde 6,72 ve yıllık yüzde 13,43 artmış!
Ciddi bir fark var.
Pek çok kişinin "TÜİK nereden alışveriş yapıyorsa söylesin biz de oradan alışveriş yapalım." dediğini duyar gibiyim!
Çünkü...
Vatandaşın büyük bölümüne açıklanan enflasyon rakamları inandırıcı gelmiyor.
Bunun temel nedeni TÜİK'in fiyat topladığı mecralarla ürün ve hizmetlerin tüketicinin tercihleriyle tam olarak uyuşmaması.
Bir diğer önemli nedeni de TÜFE hesaplanırken dikkate alınan 400 küsur kalem ürün ve hizmetin genelde pek çok kişinin hayatında pek yer almaması.
Oturup alt alta yazın harcama kalemlerinizi...
Muhtemelen en iyi ihtimalle 100 çeşide ya ulaşırsınız ya da ulaşmazsınız .
Tabii ki her kalemin bütçenizde farklı bir yeri var.
Mesela gıda, giyim, ulaşım, kira, eğitim ve sağlık gibi olmazsa olmazlara ayrılabilen para başka.
Otomobil, beyaz eşya, mobilya, eğlence ve tatile ayrılabilen para başka!
Daha doğrusu son saydıklarıma herkesin parası yetmeyebiliyor.
Bunu istatistiki olarak dengeleyebilmek üzere TÜİK, TÜFE sepetindeki ürün ve hizmetlerin fiyat değişimlerini farklı ağırlıklardaki katsayılarla belirliyor.
Ama yine de birçok kişinin belki de ömür boyu kullanmadığı bazı kalemler düşük etkiyle de olsa enflasyonun içinde yer alabilmekte!  
Neticede enflasyon rakamları muhattap olduğumuz fiyat değişimlerini yansıtmıyor.
Özellikle de dar gelirli olanlar için.
Çünkü onların bütçesi çok az çeşide yetmekte.
Ağırlıklı olarak gıda, giyim, kira, sağlık, eğitim ve ulaşıma gidiyor kazanılan tüm para.
Ama sanki her şeyi tüketiyormuşçasına tüm Türkiye'nin ortak enflasyonuyla maaşlara zam yapılıyor!
Zaten çift hanede yüksek seyreden enflasyonun başta gıda olmak üzere koronayla gelen pahalılıkla vatandaşı fazlasıyla ezdiği görülmüyor mu?
TÜİK tereddütle karşılanan verileri bile bunu açıkça ortaya koymakta.
İlk altı ayda gıda grubu enflasyonu yüzde 10,41 olarak gerçekleşmiş!
Sağlık yüzde 10,93 seviyesinde bir fiyat artışına sahne olmuş ilk yarı yılda.
Vatandaşın günlük kullanımda sıkça tükettiği ürünlerin bulunduğu çeşitli mal ve hizmetler grubuysa yüzde 15,34 zamlanmış.
Hal böyle iken memur ve emekli maaşlarına yüzde 5,75'lik genel enflasyon oranında zam yapıldı temmuzdan itibaren.
Bu artış mutfağı bile doyurmaya yetmez oysa ki!
Zamlara yenilen tüketiciler özellikle de emekliler böyle mi korunuyor enflasyona karşı.
Acilen en azından emekliler için maaş zam sisteminin revize edilmesi gerekiyor.
Ve illa ki bir enflasyon kriteri şartsa... Vatandaşın ağırlıkla tükettiği ürünlere göre daha sağlıklı bir enflasyon kriteri tercih edilmeli.