11 Ağustos 2019 Pazar, 19:07

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ferhan Petek

Uzaydan geldim yorgunum

Ferhan Petek

iletisim@bursadabugun.com

Kendi haline bırakmak lazım insanları. Sizin istediklerinizi yaptığı kadar değil kendi içinden geldiği gibi davranabildiği kadar kendi olur çünkü her insan. Bir şekilde birbirini bulmuş iki kişinin sevgi dili farklı olabilir ama ortak bir yol da illa ki bulunabilir. Yeter ki anlaşmaya "niyet" olsun.

Her zaman "beklentisiz" olmanın, insana gerçek mutluluğu getiren en büyük etken olduğuna inandım. Çok sevince çok karışıyor insan sevdiğinin hayatına. "İyiliğini düşündüğüm için" oluyor en büyük yalanı da. Hem kendine hem ona söylediği en büyük yalan. Bu yalanın kaynağı da "beklentiler" çünkü. Ondan ne kadar ne beklerseniz, hayatına o kadar çok karışıyorsunuz. Her şeyi planlamak, bilmek ve belli bir standart dahilinde yaşamak için yırtınıyorsunuz. Onu da o çizgilerin içinde tutmaya çalışıyorsunuz. Ama mümkün de olmuyor ki birini, ondan daha fazlasını istemeden, onu tamamen özgür bırakarak sevmek. Oysa iki yarımın tam etmesiyle yaşanmalı hayat. Yıllarca yarım yamalak gezdikten sonra diğer yarınıza bir şekilde kavuşup tamamlanmaktır tek ihtiyacınız olan. Birinin hayatındaki varlığınız, ondan beklediklerinize göre değil; onu ne kadar ve nasıl mutlu etmenizle ilgili olmalı. Herkesin karşılıklı olarak böyle yaptığını, ilişkileri, tüm hayatını böyle yaşadığını bir düşünsenize?

Keşke bu kadar gömülmüş olmasaydık dünya hallerine de aşkı bir şımarma haline çevirmeseydik. O zaman sevgiyle, hoşgörüyle bakabilirdik etrafa belki. Beklentilerimizden sıyrılıp, yalanlarımızdan arınırdık. Dünyayı, hayatı, başkalarını suçlamaktan vazgeçip diğer yarılarımızla bütün olurduk. Aslında sadece tam anlamıyla "yaşıyor" olurduk. Kendinizi zorlama hayatlara sıkıştırıp, tesadüfen gelen mutlulukları beklemekten vazgeçtiğinizde; içinizde, bir köşede unutuğunuz çocukla ilgilendiğinizde ve daha çok gülümsediğinizde olacağı gibi... Hayatı kendinize, ona ya da onlara zindan ederek değil, hayatın tadını onlarla birlikte çıkararak yaşamayı da unutmayın; daha çok çocuk sevindirip, daha çok kedi okşamayı da. Ne kendinizi sıkın ne de başkalarını. Her şeyi de planlayamazsınız ya, bırakın bazı şeyler de "sürpriz" olsun.