16 Mart 2017 Perşembe, 10:14

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ferhan Petek

Modern zaman kahramanları

Ferhan Petek

Bizim öptüğümüz kurbağalar, başka masalların prenseslerine prens oldular...

Kimdir bu kişiye özel kahraman?

Herkes kahramanını arar bir şekilde. Birini bulur yakıştırıveririz hayallerimizdeki pelerini ama asıl soru şu: her seferinde bulduğumuz ya da öyle sandığımız, çoğu zaman kendi yarattığımız bu kahraman "o" kahraman mıdır? Tamam o bir kahramandır ama acaba bizim için gelmiş olan mıdır?

Tespitinin kolay olmadığı çok açık. Birini bulacaksın. Kahramanlığa layık göreceksin. Sevecek, kendini sevdirecek ve diyarındakilere onaylatacaksın. Kendi dünyanın kuralına uyduracaksın: "Önce aklına, sonra kalbine sonra koynuna alacaksın". Aşk, tek başına yaşandığında tek kişinin kaldıramayacağı bir yük haline dönüştüğü için iki kişiliktir. Ve bu hayatta ya da herhangi bir diyarda, bu yüke ortak edecek bir kahramana ihtiyaç duyarsın. Zaten onu kahraman yapan, bu ağırlığı kaldıracak gücü olmasıdır. Ve bir kahraman her şeyden önce dürüst olabilmelidir. Herkes birinin kahramanı olabilir. Ama kime kahramanlık yapamayacaksa bunu anlar anlamaz dürüstçe söylemelidir. Zaten hatalar, kırgınlıklar, huysuz ayrılıklar ve bozulan ilişkiler hep buna bağlıdır. Her hikâye de bir hata vardır ve o hata ya söylenmesi gerekeni söylememekten ya da yanlış bir şey söylemekten kaynaklanır.

Kadınların kadın olmayı farklı ve özel görüşü, erkeklerin aslında kadınların etkisiyle oluşan üstünlük anlayışı her şeyi berbat ediyor. Kahramanlar heba, prensesler telef oluyor ve tüm ilişkiler, iletişim yolları birbirine karışıyor. Bir kahraman seçmek sadece, sahip olmak istediğin çocuğa en uygun baba adayını bulmak, yanına en çok yakışacağına emin olduğun adamı tespit etmek olarak algılandıkça kimse kahramanına kavuşamayacaktır.

Peki ya nerede o eski kahramanlar? Şövalye ruhlu adamlar?

Örümcek adam muhtemelen birimizin evinde, banyo ya da salon duvarlarının kesiştiği yerde ağ kurmuş bekliyor. Yarasa adam, bir ağaca tünemiş, yardım çağrısı hologramını görebilmek için tersten gökyüzüne bakıyor. Onu öpüp bir prens haline getiren prenses ise kurbağanın kahramanı oluvermişti hani zamanında. Şimdi o prensi ters etki için sürekli öpüp duruyor. Durumdan pişman, çünkü artık farkında ki, her Pazar çubuklu pijamalarını giyip televizyon karşısında göbeğini kaşıyan bir prensten çok "beni öp, beni öp" diye zıplayıp insan gibi konuşan bir kurbağa daha ilginç ve heyecan vericidir. İşte tam da bu yüzden yepyeni kahramanlar bulmak onları yaşadığın zamana uyarlamak gerekir. Ya da hazır uyarlanmışlardan birer kahraman yaratmak.

Modern zaman acımasızdır. Kahraman olmak için yaptığın birçok şeyin boşa gitmesi ihtimalini göze almalısın. Eskiden kolaymış. Eskiden dediysem gerçekten çok eskiden.

İlk çağlarda; vahşi sayılabilecek herhangi bir hayvanın postunu kadınının önüne serdiğinde kahraman olunuveriyormuş. Ya da o gün kadınının ve varsa çocuklarının karnını doyuran adam kendiliğinden kahramanmış. Gerçi o dönemin zor koşullarına bilindiği kadar bakılacak olursa, o adam da o zamana göre zorluklarla boğuşup kahramanlığı hak ediyormuş. Modern zamandan farkı, gerçekten ve boşa olmayan bir sebeple mücadelesini veriyor olması. Gerçekten hayatta kalmak için yani. Oysa şimdi, ayakta kalabilmek için uğraşıyoruz. Biriyle tokalaştıktan sonra tüm parmakların yerinde mi diye kontrol etmen gereken bir dönemde yaşamaya çalışıyoruz. Bu durum da aslında bizi kendi kendimizin kahramanı yapıyor. Oysa sırtımızı dayayabileceğimiz bir duvar her şeye çözüm olabilirdi. Tabi bunu gururumuza kabul ettirebilseydik. Zamanımız gereği, birilerine ihtiyaç duyma düşüncesi artık herkesi korkutan, uzak durulan bir düşünce. Bu yüzden olsa gerek unutmuşuz gerçek bir kahramanın değerini, bulsak da anlayamaz olmuşuz. Anlasak da çaktırmazlığı, görmezden gelmeyi bir halt sanmışız. Çeşitli oyunlar yapıp, stratejiler kurup, acayip yöntemler uygulayıp saçma salak testlere tabi tutmuşuz bulduklarımızı. Ya anlayıp kaçmışlar, ya da anlam veremediklerinden soğuyarak uzaklaşmışlar bizden. Bir kısmı tuzaklarımıza düşmüş, bir kısmı bağırta bağırta, ardına bakmadan gitmiş.

Belki de bir kahraman bulmadan önce, bir gün bulursak neler yapacağımızı ya da neler yapmaktan kaçınacağımız kestirmek, hatta o gelene kadar onu bulana kadar varmış gibi yapmak en doğrusudur. O geldiğinde ya da biz ona gittiğimizde, doğru zamanı, doğru insanla, doğru şekilde yaşayabilmek için. Gerçi ne kadar çok hazır hissetsen de eninde sonunda kavuştuğun kahraman, geçmişten kalma yaralarıyla karşına çıktığında ne yapacağını bilemeyebiliyorsun. Onun sonu kötü biten deneyimleri, senin bugüne dek onu beklediğin için göz değmemiş kalbin ve bu sebepten doğan cehaletin seni allak bullak ediyor. İşte tam bu noktada her şeye çare olan gerçek aşk, saf sevgi yetişiyor imdadına. Yetişecek ya da. Seni koruyacak, kollayacak. Kalbin kırılsa da eğer içine çekildiğin ya da kendi rızanla atladığın bu şey gerçekse sonsuza dek mutluluk, mutlu sonsuzluk seni ve onu bekliyor olacak. Çünkü siz artık "biz" olacaksınız. Bil, unutma, emin ol ki modern zaman acıtır ama doğru ve gerçek bir kahraman her acıyı seninle birlikte göğüsleyebilecek kişi olacaktır.