02 Aralık 2018 Pazar, 18:22

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ferhan Petek

İnsanlığın şairi

Ferhan Petek

iletisim@bursadabugun.com

"İnsan hayatında bazı şeyleri unutur. Benim de hayatımda unuttuğum anılarım vardır. Onlar toz olmuştur ya da kırılan bir bardağın artık birleştirilemeyen parçaları gibidir. Benim anılarım hayaletlerle dolu bir galeridir. Belki ben kendi hayatımı değil de, başkalarının hayatını yaşadım. bu sayfalarda geride bıraktığım anılar arasında bazıları sararmış yapraklar gibi yere düşecek, ölecektir. Oysa yeniden hayat bulacaktır. Benim hayatım, bütün hayatlardan oluşmuş bir hayattır... Bir şair hayatıdır." Pablo Neruda

Ölümünden sonra yayınlanan eserinde "yaşadığını" itiraf ederken bu sözleri kullanmıştı yanık dizelerin üstadı Pablo Neruda... "Karaların kaptanı" olduğunu söylüyor, her anını tüm insanlığa ithaf edercesine geçirdi son nefesine dek... Adına "Barış Ödülü" aldığı "Nazım Usta"nın ölümüne ağıtlar yaktı, milyonları peşinden sürükleyen fikirleriyle örnek bir hayat sürdü. Nobel ödüllü Neruda, ölümüyle ardında yalnızca insanlığa adanmış bir ömür ve her kelimesiyle şiirin büyülü dünyasının kapılarını açan eserler değil, sevenlerini yıllarca düşündürecek bir şüphe de bıraktı. 

Sanat hayatında henüz 13 yaşındayken başlayan Neruda, demiryolu işçisi bir baba ve öğretmen bir annenin tek çocuğu olarak 12 Temmuz 1904 tarihinde dünyaya geldi. Asıl adı Neftali Ricardo Reyes Basoalto'ydu. İlk olarak yerel bir gazete olan "Le Manana"da görev aldıktan birkaç yıl sonra "Selva Austral" adlı edebiyat dergisinde seçtiği isimle yazmaya başladı: Pablo Neruda... Bu ismi Çek şair Jan Neruda'nın anısına duyduğu saygıya sahiplenmiş, kısa süre içinde yasal olarak da bu ismi almıştı. Latin Amerika edebiyatının dünya çapında ilgi görmesi konusunda büyük bir emek harcayan Neruda, topluma ışık tutan, yol gösteren ve siyasi eleştiriler ile insanlığın eksikliklerini insanların yüzüne vuran şiirleriyle kendi döneminin ve ülkesinin tarihini kendinden sonraki zamanlara taşımayı başardı. 1923 yılında ilk şiir derlemesi yayınlandı. Genç yaşta edindiği mesleği ona bir yıl sonra katıldığı bir edebiyat yarışmasında ödül kazandırdı. Bu ödül Neruda'ya Santiago'da 3 yıl Fransız Edebiyatı eğitimi alması için burs sağladı. Fransızca ve pedagoji eğitimi de alan Neruda, okulu bittikten sonra gazeteci olarak çalışmaya başladı. "Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı" yayınlandığı dönemde, Latin Amerika'nın en çok satan şiir kitabı oldu. Edebiyat alanındaki çalışmalarını, zaman içinde gelişen fikirleri ve toplumsal gözlemleriyle besledi ve bu durum onu 1927 yılında diplomatik bir kariyere yönlendirdi. Aynı yıl 1935 yılına kadar sürecek olan hükümet elçiliği görevi başladı. Burma, Singapur, Barselona, Madrid, Seylan, Java'da görev yaptı. Bu görevlerin sonucunda 1933 yılında yayınlanan kitabında toplanan "ezoterik sürrealist" şiirler yazdı. İspanya'da çıkan iç savaş ve Garcia Lorca'nın ölümü, Neruda için bir dönüm noktası oldu. 1935 yılında hayatının "en acı dönemi" olarak tanımladığı yılların meyvesi "Yeryüzünde Konaklama" kitabı yayılandı. İspanya ve Fransa'da Cumhuriyetçi hareketlere katıldı. "Kalbimdeki İspanya"yı da bu dönemde yazdı. Bundan sonrası Neruda için siyasal ve toplumsal konulu şiirleriyle halka yön vereceği bir hayat demekti. 

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir. Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.
İlk şiirlerindeki aşk teması onun sanatını hiçbir zaman terk etmedi ancak dizelerindeki melankoli ve acı bireysel değil toplumsal hale gelmişti.1934 yılında gittiği İspanya'da sembolizm, fütürizm ve sürrealizmin etkisinin sürdürüldüğü bir şair topluluğuna katıldı. Özgün dili, kendi has mısra ve şiir biçimleri genç şairlere yol gösterdiği kadar, yazdıklarının içeriği ve anlattıkları toplumların bilincini aydınlatmayı hedefliyordu. 1937 yılında çıkardığı "İspanya Gönüllerde" isimli kitap, iç savaşın etkilerini yansıtıyor; yaşanan acıları derin ve samimi bir kederle hissettiriyordu. 1939 yılından sonra 4 yıl sürecek olan diplomatlık görevini sürdürmek için Meksika'ya gitti ve burada baş konsolosluk yaptı. Altı yıl sonra Şili Kominist Partisi'nde senatör görevini ira ederken başkan Gonalez Videla hakkında yaptığı eleştiri onun "vatan haini" ilan edilmesine neden oldu. Tıpkı, 1963 yılındaki ölümünden sonra derin bir yasa boğulduğu ve duyduğu kederi "Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya? Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın? Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun..." sözleriyle anlattığı şiirini adadığı Nazım Hikmet gibi... Hakkında tutuklama emri çıkartılmıştı. Rahip kılığında Aarjantin'e kaçtı ve birkaç farklı ülkede yaşamına devam etti. 1950 yılındaki "Evrensel Şarkı" şiirlerini bu yıllarda yaşadıklarına borçluyuz. Marksist görüşünü, Stalin'e olan hayranlığını gizlemek yerine inandıklarının izinde bir hayat sürmekten geri kalmadı. Latin Amerika'yı yaşatmayı ve eserleriyle yıllar boyu savunduğu fikirleri dile getirmekten çekinmedi. Eserleri arasında çekindiği ve bu yüzden farklı bir isimle yayınladığı tek kitap 1955 yılında 3. evliliğini yaptığı karısına hitaben yazılmış aşk dolu şiirlerin olduğu "Kaptan'ın Dizeleri" oldu. Çekindiği şey ise bir önceki karısının incinmesiydi. En büyük hayal kırıklığını ise dünyaya olan bakış açısının değişmesine neden olan Stalin terörü oldu. 1958 yılında yayınlanan Acayiplikler ve 1964 yılına yayınlanan Karaada Defteri eserlerinde bu endişeleri ve kuşkularına yer verdi. 

"Ben ıstırap çektim ve savaştım, ben sevdim ve şarkılar söyledim. Dünya bölünürken,ben yendim ve yenildim. Ekmeğin, kanın tadına vardım. Başka ne arzular bir şair?"
Her zaman faşizm karşıtı görüş ve fikirleriyle dimdik ayakta kalmayı başardı Pablo Neruda... 1970 yılında Şili başkanlığına aday gösterilmesine rağmen daha sonra başkanlık görevine getirilen Salvador Allende'yi destekledi. Bir yıl sonra edebiyat dalında Nobel Ödülü sahibi oldu. Yaşı ilerliyor, sağlık sorunları yavaş yavaş kendini gösteriyordu. Ölüme yenik düşmeden önce yapmak istediği çok şey vardı ve 1973 yılında çıkan Nixon'u Devirmeye Çağrı ve Şili Devrimine Övgü" kitabında Amerika'nın solcu hükümetin dengesinin bozma çalışmalarını eleştirdi. Desteklediği Allende'ye karşı düzenlenen askeri darbenin ardından birkaç gün sonra kalbi zamana yenik düştü ve bedeni bu dünyayı terk etti. Ancak eserleri, dünya görüşü, dizeleri ve fikirleri zaman içinde bitmek tükenmek bilmeyen bir yolculuğa çıktı ve bugün sosyal medyadaki alıntılardan, popüler sanatçıların şarkılarında kullandığı sözlere kadar hayatın ve zamanın her köşesine yayıldı. Onu unutmak ya da sözlerine, eserlerine sahip çıkmamak; dünyayı, insanlığı hiçe saymak, insanca yaşamaya karşı bir görüş savunmak anlamı kazandı.