13 Nisan 2017 Perşembe, 11:03

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ferhan Petek

Bitti mi?

Ferhan Petek

Doğru olan ayrılıp unutmak mı, yoksa ayrılığın acısını bir ömür yaşamak mı? Geriye bakmadan yol almak hep zor gelir ya insana. Daima kurcalar geçmişini, geçmişindekileri. Direnir yeni başlangıçlara, umutlara. Acılara saplanıp kalır uzun süre. Kime bu kin? Seni bırakıp gidene mi, terk edilmeyi hak edişine mi? Unutulmaya mı, unutmak zorunda bırakılışına mı? Sen olsan da ayrılmak isteyen yine bir şeyler kemirir içini. Aklında kalır mutlaka anılar. Silmek mümkün değildir belki ama anışın da acıyla olmamalı. İçin burkulur gidenin ardından. Terk edilirsin acı çekersin, terk edersin yine çekersin.

Bazen yalnızlığa alışmaktır korktuğun. Oysa alışılan şey acı vermez. Ama bunu bile anlayamazsın. Bitti işte diyemezsin. Önce akılda bitirmeli belki de. Senin için bitmeyeni, anlamı kalmayana dek bekletilmemiş duyguları, kabullenmediğin ayrılık kararlarını açıklamak belki bir çırpıda, yanlış olan budur kim bilir?

Birileri senin yerine anlasa ya bunları. Senin için çözse tüm sorunları, çekse tüm ayrılık acılarını. Bazen bunları dilersin, aslında içine düştüğün çelişkilerin kendi eserin olduğunu bilmeden.  Hangi ayrılık kolaydır ki?  Hangi aşk acısız? Hangi ilişki olaysız? Hangi akıl çözecek bir gün tüm bunların senin hayat oyunundan ibaret olduğunu? Tarifi yok ki aşkın, ya da kullanma talimatı ayrılığın. Neye göre bitecek ilişkiler. Aşk bitmez zaten, ilişkilerdir biten. Umutlardır terk edilen. Geçen zamanı takip etmek yetmiyor, tadıyla tuzuyla yaşamalı. Aşkın aleyhine işliyor saatler, takvimler. Her geçen gün pekişmiyor yerinde sayan ilişkiler.

Bitirdiğini unutamıyor insan. Bitireni anıyor hep. Terk etse de aynı terk edilse de. Gitseler de aynı kalsak da. Sevseler de sevsek de aynı her şey. Ne de olsa sen aynı sen.

İyice düşünmeli insan bitti derken. Hazır hissetmek değil, hazır olmak önemli olan. Dudakta değil, yürekte bitiyor iş. Öylesine bitirirsin bazen. Yaşansın diye başladı, bitsin diye gitsin işte. Zaman aleyhine işliyor aşkın, dedik ya, durmuyor yerinde. Bu değilmiş anlamı eskiden sevmenin. Büyük yürekler, büyük aşklar yaşarmış. Yaşanmışlıkları anlatacak fazla kişi de kalmadı artık çevremizde. Tarih kitaplarının yer verdiği kadarıyla yetiniyoruz ama hangimizin o kadarıyla bile dolmuyor gözleri?  Aşkı uğruna ölenler, uğruna ölünenler, her şeye karşı sadece sevenler...  Hangimiz -dürüstçe, kendini ve başkalarını kandırmaya çalışmaktan vazgeçip- özenmediğini söyleyebilir? Şimdi öyle mi? 

Ucundan bile göremiyoruz o sevdaları. Bir şeylere kurban ediliyor aşklar. İşe, paraya, çevreye, yaşam kavgasına yeniliveriyor. Hayat mı daha zalim artık yoksa sevenler mi aslında sevmiyor ya da bilmiyor sevmeyi?  Daha mı güçsüz insanlar artık? Ayrılık bir ilişkinin en kolay kelimesi, en başvurulan çözümü olmuş. Aşk birileri tarafından bozulur illa. Ya boşvermişlikler içinde kıvranır durur ya da saplantı olur, tutkuya dönüşür. Biraz uğraşsan, hem kabullenmek ayrılığı, hem yaşamak aşkı, kırmadan kimseyi, yormadan, yıpratmadan kendini yaşayıp gideceksin ama rahat batar ya insanoğluna. Sonuna kadar yaşayacaksın kendi yarattığın acıları, var saydığın dertleri. Hayatı geçiştirme yolunu bulmuşsundur böylece. Ayrılığın bile tadı vardır ama anlayana...