07 Temmuz 2019 Pazar, 13:15

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ferhan Petek

Az çoktur, çok yoktur

Ferhan Petek

iletisim@bursadabugun.com

Neyi arıyorsak oyuz hepimiz ve ne kadar başka şeyler peşindeymişiz gibi görünsek ya da hayatın akışında başka yollara savrulsak da aslında sadece "huzur" aradığımız. Aynı mantıkla huşu içinde ilerleyip, sağa sola sapmadan dümdüz gidersek karşımıza çıkacak olan sonuç ise bir türlü kavuşamadığımız o huzurun aslında kendimiz olduğu gerçeğidir belki de.

Çok düşününce ya gerçek bir sonuca, kendi doğrusuna varıyor insan ya da iyiden iyiye delirip kafayı yiyiyor en tabir-i caiz biçimde. Gerçeklerin içinde en gerçek olanı ise, en çok soruya cevap verenidir ama iki-üç soru sorduktan sonra sıkılıp kendimizden, dalıverdiğimiz için hayatın hoşumuza giden "lay-lay-lom" larına, her seferimizde kalıveriyoruz böğrümüzdeki cevapsız sorularla baş başa. Huzur insanın kendi içinde. Evet ama tamamında. Öyle sözde yogacıların, çok bilmişlerin, bol -izm'le kafa karıştıran sahte felsefecilerin dediği şekilde değil, işin özü diğer yarı meselesinde. Ruh ikizi, ruh öküzü, hiç tanışmadığınız halde bir yerlerde yaşadığını hissettiğiniz o adam ya da kadın... Artık her ne ise, her kim ise, her nerede ise işte. Onu bulmak zor ama aramak çok daha zor. Beklemek ise "Polyanna Bacı"mızı bile aşan bir pozitiflik süreci gerektiren türden. 

Belki hiç tanışmayacaksın onunla, hiç bulamayacaksın ne kadar inkar etsen de hep bir yerlerde olan diğer yarını. Belki de bulup burnunun dibinde bitivereceksin ama ona, onun o kişisi olduğunu anlatamayacaksın hayatının son gününe dek. Ya da o gösteremeyecek kendini sana. Etrafında dönüp duracak ama sen göremeyeceksin. Henüz huzuruna yani ona kavuşamamış olman, onun bir yerlerde belki ve kuvvetle muhtemel yanlış birileriyle nefes alıyor olduğu gerçeğini değiştirmez ki. Tıpkı, senin aşkı bulamamış olmanın, onun var olduğu gerçeğini değiştiremediği gibi.

Sen bakmayı bilmiyorsan, sana kendini göstermek için her şeyi yapmaya hazır birinin varlığını nasıl bilecek, nasıl hissedeceksin de göreceksin? Ne olacak peki onsuz geçen boşa akıp giden zaman? Nasıl telafi edilecek? Nasıl yüzün gülecek, onun kollarında geçen bir dakikanın onsuz geçen zamanın on yılına denk olduğu gerçeğini kabul edene dek? Bakmadan göremez, görmeden hissedemezsin gözlerindeki sevgiyi. Yani senin aradığın huzurun bu dünyadaki insan formuna girmiş halini. O senin baktığın yerde bile olsa, sen görmemekte inat ettikçe, ne diğer yarına kavuşabilirsin ne de yarınına...