Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

11 Şubat 2019 Pazartesi, 16:43

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ferhan Petek

Aşkın tek eli

Ferhan Petek

iletisim@bursadabugun.com

Ne istediğini bilmeyen kadınlar, sevmeyi bilen erkeklere ömür boyu taşımak zorunda olacakları bir kambur bırakırlar. Kadının gittikten sonra kalan lanetli izleri, erkeğin içinde kendini ve çevresindeki her şeyi içine çeken kara bir deliğe dönüşür. 

Onu seçen erkeği olduğu gibi kabullenmek, hiçbir ortalama kadının aklına gelmez mesela. Eğer kendi tercih edip, beğenip peşine düşmediyse bir erkeğin; onu yalnızca o olarak tanımak asla umurunda olmaz. Kendi sıradanlıklarını görmezden gelip, onu beğenerek yücelten erkeği önce kendi gözünde, daha sonra da çevresindeki herkesin gözünde küçültür de küçültür.

Ne kendi doyar ne de egosu altında sıkışıp kalan aşkın gıdasını umursar. O sadece hak etmediği ve muhtemelen hayatı boyunca hak edemeyeceği bir sevginin kendini ne kadar süre oyalayacağıyla ilgilenir. Yeni bir oyuncak bulup, zavallı dünyasını başka renklere boyamaya karar verdiğinde ise ardında nasıl bir enkaz bırakacağı onun sorunu değildir.

Erkeğin, ona hayatını adarken, onu onunla paylaştığı bir geleceğin başrolü yaparken kendine geç kalıyor olması da...

Sonuç? Çağan Irmak'ın, aşkın yarınlara dair tüm ümidini yerle bir eden o ıssız filmi ve ziyan ettiği milyonlarca mutsuz adam. Yeniden başlamaktan, devam etmekten, tekrar denemekten;saksı dibindeki yavru bir kedinin dünyadan korktuğu gibi korkan, aşkı kursağında kalmış bir sürü yarım kalp. İyi insanların asla kaybetmediğini, yalnızca sınandıklarını aklına bile getiremeyecek kadar derin bir umutsuzluğa gömülen ölü canlar.

Daha da kötüsü belki zamanın mecburen yeniden hayat döndürdüğü ama ikinci hayatını bir "zombi" olarak geçirmek zorunda kalıyor olmaları. Daha önce tuttuğu elinde kalmışken ite kaka yaşamaya başladığı ikinci hayatında, tutanın elinde kalma riski taşıması. 

Ne olacak peki? Hiç mi düzelemeyecek bir kere, hak etmediğini sonradan anladığı birine her şeyini verdikten sonra insan?

Yalnızca sevebilmek bile yetmeyecek mi kendimize olan saygımıza sahip çıkmak için? Var mı birine ya da bir şeye bağlanmanın kuralı, yöntemi? Birini seçip ondan başkasına hiçbir şans tanımamak ne tür bir haksızlık peki? Onlara mı, kendimize mi? Yarım kalmışlığınızı tamamlayacak, içinizdeki kendi kendinize göremediğiniz eksikleri tamamlayacak, içinde kaybolduğunuz boşlukları dolduracak kişiyi nasıl fark edeceksiniz?

Onun ne kadar sabretmesi, acı çekmesi ya da yırtınması gerekecek karanlık yolunuzu aydınlatacak tek yıldız olduğunu görebilmeniz için? Neden durumlar bu kadar karışık? Kimin elinde aşkın tekeli? Belki de bildiğimize emin olduğumuz her şey, aslında hiç bilmediğimiz gibidir. Anlamaya çalışmak yerine tahminlerle geçiştirdiğimiz şeyler ise aklımıza bile gelmeyen sebeplere sahiptir.