09 Ağustos 2019 Cuma, 09:18

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Türkiye'de bir ilk: Kaç yaşında olursan ol, yine gel!

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

İlkokul 2. Sınıftaydım.
Klasik bir öğretmen çocuğu olarak 6 yıllık kısacık hayatıma 3 şehir, 2 okul sığdırmıştım.
Şimdi olsa, çocuk alışır mı, uyum sağlar mı, psikolojisi bozulur mu diye düşünülürdü belki ama o zamanlar öyle düşünceler pek yoktu.
Belki de öyle olunca daha kolay alışılıyor, bilmiyorum.
Travmatik bir geçiş olmadığını düşünüyorum, çünkü o seneye dair hatırladığım en baskın şey baleye gitmek istediğim halde gidememiş olmam.
Hala parmak uçlarında habersiz bir melteme kendini bırakmış bir yaprak gibi titreyerek danseden bir balerin görsem içim titrer.

Bir müzede canlı klasik müzik eşliğinde tüm zarafetiyle çocuklar için danseden balerini gördüğümde 6 yaşındaki Ekin oldum hemen.
Gözlerimi kocaman açıp hayranlıkla baktım...

Müziğin beyinde yeni sinapslar oluşturduğuyla hatta zekayı geliştirdiğiyle ilgili bir çok çalışma var. Anne karnındaki bebeklere müzik dinletmek için kulaklıklar bile satılıyor.
7 yaşından önce özellikle çift elle çalınan müzik aletlerini çalmanın analitik zeka, çok yönlü düşünme üzerine etkileri görülmüş.
Matematiğiyle oynanmamış bir klasik müzik eserini dinlerken, seslerin hangi çalgıya ait olduğunu düşünmek, kısa ve uzun sesleri kavramaya çalışmak bile başlı başına bir beyin jimnastiği.
Nota öğrenmek, ayrı bir dil öğrenmek gibi.
Müziğin beyne etkisini görmek için belki bilimsel literatür karıştırmak gerekir ama kalbe, ruha etkisini anlamak için gözlerimizi kapatıp kendimizi müziğin yumuşak dalgalarında salınmaya bırakmamız yeterli.
Müzik sevgisini, kaliteli müzik dinleme alışkanlığını çocuklara kazandırmak için de ilk önce çocukların ilgisini çekmek gerekiyor.
Çünkü çocuklar alışkanlık kazanmak için çaba sarfetmezler, yaşadıklarını alışkanlık haline getirirler.
Müzik, çocuklar için bu kadar önemliyken bir çok klasik müzik konserine 7 yaşından küçük çocuk alınmıyor.
Ve bu problemden bir çözüm doğuyor: 
Baby Concert Türkiye !
Çocuk sektöründeki yeniliklerin, girişimlerin hemen hepsi çocuğu için istediği olanaklara ulaşamayan cesur anne babaların elini taşın altına koymasıyla başlıyor.
Baby Concert de çocuğunu klasik müzik konserine götürmek isteyip böyle bir imkanı olmadığını gören bir annenin, Tatiana Uzunay'ın ve kemancı Alise Juska-Savga önderliğinde kurulmuş bir klasik müzik topluluğu.
Bir masal eşliğinde müzikle hikayeler anlatırken, profesyonel bir balerin de müziğe dansıyla eşlik ediyor.
Topluluğun diğer üyeleri : kemancı Katarzyna Özdemir, çellist Feride Berin Öget, flütçü Didem Karakaya ve balerin Olga Yürükoğlu.
Konserlerini özellikle müze ve tarihi yerlerde veriyorlar, çünkü katılan çocukların çok yönlü bir sanat günü geçirmelerini istiyorlar.
İstanbul Oyuncak Müzesinde düzenli olarak verdikleri konserlere katılmak mümkün.
Konser sırasında çocuklar ayağa kalkıp dans edebiliyor, konser sonrasında müzik aletlerini inceleyip çıkardıkları sesleri deneyimleyebiliyorlar. Balerin de konserin sonuna doğru her bir çocukla tek tek dans ediyor.
Ben fikre bayıldım!
Konsere katılan bir çocuk için kim bilir ne kadar büyülü bir deneyimdir...
Çocuklara kaliteli alışkanlıklar kazandırmayı hedefleyen projelerin yaygınlaşmasını, özellikle de okul öncesi dönem eğitiminin daha çok desteklenmesini diliyorum.
Müzik sarsın ruhumuzu !