Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

03 Nisan 2020 Cuma, 10:51

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Tüketim toplumundan üretim toplumuna geçiş denemeleri

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Her şey bir anda değişti. 
Hayatımız bilim kurgu filmi gibi oldu, 
hem de düşük bütçeli kötü senaryolu ikinci sınıf bir film.
Kontrolü kaybettik.
Gelecek belirsiz, şimdiki zaman güvensiz, kendimizi avutmak için geçmişe sarılıyoruz.

Hayatta kalma içgüdüsüyle ekmek yapanlar, eski albümleri karıştıranlar, hayatlarındaki cansızlığı canlı yayınlarla doldurmaya çalışanlar, videolar, ses kayıtları...
Nereden nereye aktığını takip edemediğimiz bulanık bir bilgi nehri bileklerimizden yukarı doğru yükseliyor.
Okudukça, izledikçe, dinledikçe kaygı seviyemiz artıyor, mutfakta bir şeyler pişirdikçe düşüyor... Bu süreçten psikolojik olarak nasıl çıkacağımızı öngöremiyorum ama kilo almış olarak çıkacağımız kesin. 

Geçen gece uykuya dalmadan önce kızımı nasıl bir dünya bekliyor diye düşündüm.
Önceden " Ne kadar şanslı, önünde koca bir hayat, bir sürü seçenek var." diye düşünür, 
onu nasıl destekleyeceğime dair planlar yapar, mutlu olur, uykuya dalardım. 
Şimdi düşündüklerim uykumu kaçırıyor.
Demek ki kaygı seviyemi kontrol altında tutamıyorum.

İklim savaşçıları, aktivistler, küresel ısınma, ayak izi, su israfı, soyu tükenen türler...
Devam etsem yazıyı okumayı bırakacağınız çbir sürü sorunu var dünyanın.
Bizse sürekli derdini anlatan sıkıcı bir arkadaşımızı dinler gibi bir yandan telefona bakarken bir yandan "hı hı" diyoruz.
Çoğumuz hiçbir şey yapmıyoruz. 

"Küresel ısınma mı ? Nasıl oluyordu şimdi o ya ? Buzullar mı eriyordu? "
Hiç görmediğimiz buzulların erimesi, hayvanat bahçesinde gördüğümüz penguenlerin sorunuymuş gibi geliyor bize. 
Bir igloda yaşamadığımıza göre buzullar eriyebilir, eskimolar düşünsün. 
"Zaten ayın sonunu zor getiriyoruz, her şeyin yeni modeli çıkarken; teknolojiyi, modayı zor takip ederken bir de bunları mı düşünelim ?"
"Çok su harcıyormuşuz ? İlahi !
Parasını ödemiyor muyuz canım ? "

Üretmeyi zorlaştırıp, tüketime zorlayan bir düzenin içinde dönüp duruyoruz, daha doğrusu dönüyorduk.
Son bir kaç haftadır üretmeye çalışıyoruz.
Kitleler halinde ekmek yapmamızın başka bir açıklaması olabilir mi ?
İçimize dönüyoruz.
Kendi kendimize yetmeye çalışıyoruz.
Kendimizi keşfediyoruz, neler yapabileceğimizi görmeye çalışıyoruz.
Tüketici toplumdan, üretici topluma geçiş yapıyoruz.

Üretirken de bolca düşünüyoruz.
Zamanımız çok nasıl olsa...
Filmler, diziler, kurabiyeler, börekler, felaket senaryoları bir yere kadar.
Zamanı hızlandırmanın tek yolu var
o da üretmek.
Yapmaya üşendiklerimizi yapmanın, en üst raflara kaldırdıklarımızı indirmenin tam zamanı şimdi.
Ayırılması gereken eşyalar, düzenlenmesi gereken dolaplar, toprağını değiştirmeyi ertelediğiniz çiçekler, tamir etmeniz gereken kıyafetler...
Aynı kazağın başka rengini almaktansa evdekileri elden geçirmek için, kalıplaşmış güzellik kalıplarına girmeye çalışmaktansa kendimizi olduğumuz gibi sevmek için çokça zamanımız var.
Uzun ve detaylı bir bahar temizliği yapmanın tam zamanı.
Hem dışımızda, hem de içimizde.

Bu zorunlu mola bize iyi gelir mi bilmiyorum ama bir şeyleri kalıcı olarak değiştireceği kesin.
En az zararla, en köklü faydalı değişimlerle, birbirimize destek olarak, 
iyilik yayarak atlatırız umarım.
Tüketimin bir ilüzyon olduğunu anlarız, 
daha çok üretir, katma değerimizi arttırırız.

Ve ben yine kızımın yaşayacağı güzel günlerin hayaliyle, umutla uykuya dalarım...