Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

09 Kasım 2020 Pazartesi, 08:45

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Sesimizi duyan var mı?

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

İzmir depreminde hepimizin kalbi 
göçük altında kaldı. 
Üzüldük, kırıldık, kızdık.
99 depreminin yarası hiç kapanmamış meğer, aynı yerden içimize içimize kanadı.
Korkarak hesap sordu bir kaç cılız ses, 
yanıt alamadı.

Göçük altında kalanların hikayelerini okuduk, fotoğraflarına baktık.
Canla başla çalıştı kurtarma ekipleri.
Bir ses, bir mucize bekledik hep beraber.

Sonra iki minik el çıktı betonların arasından.
Biri onu kurtaran parmağa sıkı sıkı sarıldı.
Sosyal medya, televizyonlar, radyolar o parmağa tutunan elin görüntüleriyle 
doldu taştı.
Süper girişimciler hediyelik kupasını, minderini bile bastırdılar kaşla göz arasında...
Neden bu kadar etkiledi bu görüntü bizi ? Neden bu kadar içimize işledi?

Covid-19, ekonomi, deprem derken umut etmeye o kadar ihtiyacımız vardı ki ülkece, babacan gülüşüyle güven veren bir kahramanın parmağına tutunduk bence.
Biz Elif'te kendimizi bulduk.

Minik oldukları kadar güçlü kız çocuklarının günler sonra o yıkıntıların arasından sağ çıkabilmeleri tabi ki mucizeydi ama biz buna sevinirken, Ayda'nın annesiz kaldığını unuttuk.
Elif'in fotoğrafının altına kocaman " umut hala var! " diye yazdık ama abisi Umut'u kaybettiğini unuttuk.
Mucizelere sevinmeyi tercih ettik...
Ayda'nın babasının ağlayarak verdiği röportajda söylediği, ele alınınca bile tuz gibi dağılan betonun, denetlenmeyen binaların, diploması kiralanan mühendislerin, kafasına göre bina yapan, ucuza kaçan müteahhitlerin hesabı sorulacak mı? Bir daha olmaması için önlem alınacak mı?

Bundan sonra binaların izni gerçekten olması gerektiği gibi mi verilecek?
Eski binaların denetimleri doğru bir şekilde yapılacak mı?
Deprem vergilerinin nereye gittiğini biri bize anlatacak mı?

Acıya da alıştık artık, ne gelirse kabul ediyoruz.
Biraz zaman geçince, hayatımıza devam edebilmek için belki de hızlıca unutuyoruz.
Biz duygusal, yardımsever bir milletiz.
O an için göçük altından çıkan çocuk köfte istedi diye kaldığı hastaneyi köfte yağmuruna tutuyoruz, anlık ihtiyaç listesini yığıyoruz çadırlara. 
Sonra unutuyoruz.
Onun için sıcağı sıcağına yazmak istemedim, herkesle aynı anda aynı şeyleri söylemek yerine biraz zaman geçsin istedim.
Şimdi el ayak çekildikten sonra yaraları sarmak gerek, evleri zarar görmüş insanların binaları tamamlanıncaya kadar kalacak evlere ihtiyaçları var. 
Yardım etmek istiyorsanız, şimdi tam zamanı.
Hesap sormak istiyorsanız, bir şeyler düzelsin diyorsanız onun hep zamanı.
Sahi sesimizi duyan var mı?