15 Mart 2019 Cuma, 09:47

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Oyun Çocuğun Anavatanıdır

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Top havadayken isminin söylendiği anı hatırla, hiç o kadar heyecanlandın mı son zamanlarda ?

İki kişinin salladığı ipin üzerinden atlarken neden o kadar mutlu olmuştun ki acaba ?

Sekizin üzerine güçlükle attığın taşı tek ayak üstünde almaya çalışırkenki özeni gösterebiliyor musun şimdi herhangi bir işe ?

Her gün işe giderken gidip geldiğin arabanın içini merak ediyor musun parçaladığın oyuncak arabanın içini merak ettiğin kadar ?

Önün arkan sağın solun sobeyken, saklananı bulduğunda koştuğun kadar var gücünle en son ne zaman koştun ?

Plastik fincanlardaki çayı içiyormuş gibi yaptığındaki kadar keyif alıyor musun içtiğin çaydan ?

Peki, yerden ne kadar yüksek şimdi oturduğun ev ?

Bisiklet sürerken kollarını iki yana açıp gökyüzünü nefes diye içine çekmek kadar mutlu ediyor mu seni hızla kullandığın arabanın camından yüzüne vuran rüzgar?

Gökkuşağının altından geçebilirsen dileğinin kabul olacağına artık inanmıyor musun ?

Sahi ne oldu da bıraktın oyun oynamayı ?

Şimdi çocuğun gözünün içine bakarken onunla oynaman için ev işleri, toplantılar, telefonundaki mesajlar daha mı önemli gerçekten ?

Oyun oynadığında ne kadar mutlu olduğunu, ne kadar heyecanlandığını, seninle oynanıldığında ne kadar değerli hissettiğini hatırlasana.

Aslında kendine güvenmeyi, ekip olmayı, sorumluluk almayı, eğlenmeyi, hayatını sürdürmek için yapman gerekenleri oyun oynarken öğrenmiştin.

Çünkü hayat, oyunla öğrenilir.

Hem çocuğunla düzenli bir şekilde oyun oynarsan senin ilgini çekmek için aşırı davranışlar göstermesine gerek kalmaz.

Kendini daha kolay ifade eder, duygularını dışavurabilir, onun gözünden dünyaya bakabilirsin ve emin ol senin dünyandan daha renkli bir dünya göreceksin.

Örneğin, seni nasıl gördüğünü öğrenmek istersen, oyun oynarken anne/baba kuklayı nasıl konuşturduğunu gözlemleyebilirsin.

Çok fazla oyuncağa da gerek yok oyun oynamak için, birazcık hayal gücüyle her şey oyuncağa dönüşebilir, ama hiç bir oyuncak senin ilgine, zamanına, sevgine dönüşemez.

Bırak oyunlarda çocuğun lider olsun, bu onun dünyası, onun kuralları koyabildiği, özgür olabildiği tek yer. Böylelikle kendine güveni artar, kendini yeterli hisseder.

Oyunda kural koyarsan, yönlendirirsen, nasıl yapması gerektiğini söyleyip kalıplar dayatırsan, güç savaşına girersen yaratıcılığını baskılarsın.

En güzel öğrenme sen öğretmeye çabalamazken olur, amacın eğlenmek olsun.
Çocuklar her şeyi bir şekilde öğrenir ama kalp hafızalarında en çok eğlendikleri zamanlar kalır.

Eğer senin kalbin unuttuysa çocukluğunu, sabrın kalmadıysa oynamaya, çok daha önemli olduğunu sandığın işlerin varsa, kaldır başını bak gökyüzüne. 
Çünkü, Edip Cansever'in dediği gibi
"Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk.
Hiç bir yere gitmiyor." 
Aslında.