Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

16 Ekim 2019 Çarşamba, 09:30

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Okullardaki kabus : Akran zorbalığı

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Bir bebek, anne babasının hayatını kalıcı olarak değiştirir.
Daha anne karnındayken başlarsın düşünmeye; ne yesem, ne yemesem, nasıl otursam, nasıl uyusam diye.
Dayanılmaz baş ağrıları sırf ilaç içmemek için dayanılır hale gelir, ne tarafa yatsam bebek rahatsız olmaz diye ince hesaplara girilir.
Bebek doğar, kendine bir şey almaya elin gitmez ama varını yoğunu bebeğini rahat ettirmek için harcarsın. Biraz daha büyüsün ne yemek yapsam, nasıl daha iyi beslesem çocuğumu diye kafa yorarsın. Sabahlara kadar ateş nöbetleri tutarsın. Ayağına taş değmesin, saçının teline bile zarar gelmesin istersin.
Ona gelen bana gelsin dersin.

Sonra gün gelir büyük bir endişeyle ve mutlulukla çocuğunu okula gönderirsin.
İlk günler sancılı geçer, ağladı mı, özledi mi, yemeğini yedi mi diye kendini yer bitirirsin.
Okula mutlu gidiyorsa sevinir, okulda öğrendiği şarkıları büyük bir keyifle öğrenirsin.

Bir gün okula gitmek istemediğini söyler, karnı ağrıyordur, canı istemiyordur.
Neşesizdir, kolunda bacağında küçük morluklar, çizikler gözüne çarpar.
Hatta okula yürüyerek gitmek istemiyor, harçlığını çok hızlı bitiriyor da olabilir.
Konuşmaya çalışırsın.
Gözlerini kaçırır, konuyu değiştirir, iletişim kuramazsın.
Ne oldu acaba bu çocuğa diye öğretmeniyle konuşursun ama bir sorun olmadığı yanıtını alırsın. Çünkü çocuğun akran zorbalığına maruz kalıyordur ve akran zorbalığı yakınlarda bi yetişkin yokken gerçekleşir.
Bu yüzden öğretmenin ya da rehberlik öğretmeninin bunu bilmemesi / fark etmemesi normaldir. Bu, öğretmenin ilgisiz olduğunu ya da çocuğun yalan söylediğini göstermez.

Akran zorbalığının bir noktaya kadar gelişimsel sürecin bir parçası olarak değerlendirilebilecek çocuklar arası şiddetten farkı;
zorbalık yapan tarafın daha güçlü olması ve zorbalık eylemini sürekli olarak devam ettirmesidir.
Zorbalık illa fizyolojik yani vurup, itmekle de olmaz; dalga geçmek, dışlamak, oyunlara almamak da psikolojik zorbalıktır.
Erkek çocuklar fizyolojik zorbalık yaparken, kız çocukları daha çok psikolojik zorbalık yapma eğilimindedir.
Evde kendisine kaba davranılan, güç kullanılarak boyun eğdirilen çocuklar zorbalık yapmaya daha eğilimlidirler.

Böyle bir durum fark edildiğinde okuldaki yetkililere bilgi verilmeli, zorbalık yapan çocukla ve ailesiyle görüşülmeli çocuğun bunu neden yaptığı incelenmeli. Bu konuda okul rehberlik servisleri de destek olmalı, ancak instagram sayfamdan ( @annelik.okulu) aldığım mesajlarda rehberlik servislerinin yetersiz kaldığını görüyorum.
Okullarda, teneffüslerde dahi çocukların arasında yetişkinlerin dolaşması zorbalık yapılmasını engelleyebilir, okulların bu konuda daha duyarlı olması gerekiyor.
Aynı şekilde rehberlik öğretmenlerinin de çocuklarla sürekli etkin iletişim halinde olmalarının çocuklara faydası olacaktır.
Selçuk Şirin Yetişin Çocuklar isimli kitabında şu bilgilere yer veriyor:
"Türkiye'de Bahçeşehir Üniversitesi'nde Osman Öztürk Hoca tarafından yapılan gençlerde güvenlik algısı araştırmasından biliyoruz ki çocukların yüzde 22'si okulunda kendini güvende hissetmiyor. Yüzde 38'i ise okulda akran zorbalığı yaşıyor."
Bence rakamlar bundan daha da yüksek, çünkü çocuklar şiddet yaşadıklarında yokmuş gibi davranarak savunma mekanizması geliştiriyor.

Çocuğun kendini daha rahat ifade edebilmesi için akran zorbalığıyla karşılaştığında yapması gerekenler evde senaryolar yaratılarak drama yoluyla anlatılabilir.
Genel yargının aksine çocuğa
"Sen de vur bir tane !"
" Sen de ona küfür et !"
" Kendini ezdirmesene !"
gibi telkinler bir fayda sağlamaz.
Çocuğun yapması gereken,
önce arkadaşını uyarmak,
davranışına devam ederse onu annesine / öğretmenine söyleyeceğini söylemek,
olay yerinden uzaklaşmak ve en yakın yetişkine bilgi vermektir.
Zorbalık gören çocuklar genellikle öz güveni düşük, daha az popüler, içe dönük, depresif çocuklar olduğun için çocuğun özgüvenini yükseltecek aktiviteler de fayda sağlayabilir. (Bir sonraki yazının konusu olsun.)
Zorbalık gören çocukla hem öğretmeni, hem anne babası konuşmalı, onun yanında olduğunu anlatmalı, tekrar güvende hissetmesini sağlamaya çalışmalıdır.

Akran zorbalığı çocuklar arası her hangi bir kavga, itişme ya da kıskançlıktan farklı ve psikolojik etkileri çok daha güçlü.
Fark edilmezse çocuğa ciddi zarar verebilir.
Okullarda intihar vakaları bile görülebiliyor ne yazık ki...
Onun için okula gidiyor nasıl olsa oyun oynuyordur diyerek evde çocukla oyun oynamak, sohbet etmek bırakılmamalı.
Ödevlerini yapsın da ne olursa olun diyerek ebeveynin tek iletişimi çocuğun ödeviyle ilgili olursa çocuk anne babasıyla da iletişim kuramaz ve içe kapanır.
Çocuklar şiddet gördüklerini anlatmaktan utanır, gururları incindiği için de okulda bir problem yokmuş gibi davranabilirler.
Okula giden çocukla anne baba arasındaki en önemli bağ iletişim.
Gözünden bile sakındığınız çocuğunuzu korumak, yanında olmak istiyorsanız iletişim kurmayı, oyun oynamayı, onu dinlemeyi ve sohbet etmeyi ihmal etmeyin.
Ödevler yapılır, dersler bir şekilde öğrenilir ama küçük kalpler kırıldığında o parçalar bir ömür boyu insanın ruhunu çizer.