Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

07 Temmuz 2020 Salı, 08:40

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Kek miyim ben?

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Kalın kaşlar moda oldu bir kaç senedir. E yıllarca incecik alındı ya bu kaşlar. Kaç kalın kaşlı kızcağız okuldakiler dalga geçiyor diye yay gibi almaya çalıştığı kaşlarının elinde kaldı.

Şimdi almamak da çözüm değil; kalın kaş dövmesi yaptırmak lazım. Bir de kaşın kenarından yukarı astıracaksın ki ütüsü bozulmasın, kırışmasın. Elin değmişken sarkan göz kapağını da toplatsan yaşlanınca rahat edersin.

Eskiden ince  dudaklar zarif, kibar bulunurdu, kadın dediğin küçük ağızlı olur derlerdi; şimdi masallarda korkunç diye anlatılan üst dudağı gökte, alt dudağı yerde dudaklar makbul.

Yanakların üstü doldurulurken, altı boşaltılıyor, çenenin köpekbalığı çizgilisi beğeniliyor.

İnce beller, düz karınlar, uygulamalarla uzatılan bacaklar...

 O da yetmezse  türlü çeşitli estetik ameliyatlar.

Daha çocuk yaşta birbirinin aynı görünen, yaya yaya konuşan mimiksiz anoreksik genç kızlar.

Kalıplarla birbirinin aynı plastik mankenler üretiliyor sanki.

Standart  güzellik algısı her yerden geliyor üstümüze.

Reklamlardan, filmlerden, sosyal medyadan...

En kötüsü de eş, dost, akrabadan.

Neden giriyoruz ki kalıba? Kek miyiz biz?

Erkeklere de yapılıyor ama kadınlara yapılan dayatmalar daha fazla.

En çok da kadın kadına yapıyor.

Hiçbir şey demese, bakışıyla, duruşuyla, imasıyla bir şeyler söylüyor kadınlar birbirine.

Hamileyken kilo almasa, "Çocuğu beslemiyor, kendini düşünüyor." diyorlar.

Kilo alsa, veremese "Ah ! Kiloları veremeyecek herhalde, sürekli yiyor." diye lokma sayıyorlar.

Doğumdan sonra diyet yapsa " Sütü kesilecek, çocuğunu düşünmüyor." diye dedikodusunu yapıyorlar.

Çocuktan kendine vakit ayıramasa " Çok bıraktı kendini, kocası beğenmese haklı." diye erkekleri aklıyorlar.

Küçük çocuğu olduğu halde bakımlı olsa " Çocuğa bakmıyor, kendiyle ilgileniyor." diye hasetleniyorlar.

Bazen iyi niyetli, bazen kötü niyetli ama iki türlü de kişisel sınırlara saygı duymayan bir tavırla her yerden üstüne geliyorlar lohusa kadınların.

Kadınlar değişen hormonlarla mı mücadele etsin, çocuğa mı baksın, milletle mi uğraşsın bilemiyor.

Bu da  şiddet. Hem de çok can acıtan türden. Kadına şiddet konuşurken, bunun da konuşulması lazım aslında...

Bunları yazma nedenim 4 ay önce 2. çocuğunu doğuran Bergüzar Korel.

Ünlü oyuncu bugün (6 Temmuz) kendi kişisel hesabından vermediği doğum kilolarıyla bikini giydiği bir kaç fotoğraf paylaştı, altında da ucuz magazin basınıyla dalga geçtiği "kilolu yakalandı!" tadında bir metin yayınladı.

Alttaki yazıyı okumasam, dikkatimi bile çekmezdi göbeği, öyle ışıl ışıl gülmüş, yaydığı enerji o kadar güzel ki...

Daha önce Fahriye Evcen de benzeri bir fotoğraf paylaşmıştı doğum sonrası vermediği kilolarıyla ilgili.

Veremediği demiyorum dikkat edin, vermediği yani vermeyi tercih etmediği diyorum.

Keşke çoğalsalar, özellikle sesini çok duyurabilenler hep bir ağızdan bağırsalar:

"Ben kek değilim, beni kalıba dökemezsin." diye.

Farklılıklar güzeldir. Biz de birbirimizi farklılıklarımızla kabul ettiğimiz kadar güzeliz.

Sağlıklı ya da güzel olmaya çalışmanın sonu yok.

Hep daha iyisi mümkün ve ben olduğum gibi olmayı seçiyor olabilirim.

Biz kendimizi sevmezsek  daha fazla para kazanmak isteyenler "En güzeli bu, böyle olmazsanız sizi kimse beğenmez." der, kendi ceplerini doldururlar.

O yüzden işe kendimizi olduğumuz gibi kabul edip, sevmekle başlamamız lazım. Çünkü Osho'nun dediği gibi :

"Kendini sevmek diğer tüm sevgilerin başlangıcıdır. "