Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

19 Mayıs 2020 Salı, 12:15

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Kadınlar eksik değildir ki tamamlansın

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Ne çok seviyoruz kalıpları...
Farklı olanlardan, farklı olmaktan ne çok korkuyoruz.
Ya da korkutuluyoruz mu demeliyim ?
Sadece iyi okullara gidip, pekiyi karneler getirirsek takdir edilebiliyoruz kuşe kağıda basılmış Takdirnamelerle...
Sanki doktora, mühendise ihtiyacı olduğu kadar işçiye, teknikere, tüccara, zanaatkara, sanatçıya ihtiyacı yok bu ülkenin.

Hepimiz aynı şeylere inanmalıyız.
Aynı saatlerde uyanıp, aynı saatlerde uyumalıyız. 
Aynı kitapları okumalı, öyle her şeyi çok sorgulamamalıyız.
Çoğunluk kimi seçiyorsa onu desteklemeli, güçlü kimse onun yanında durmalıyız.
Sivrilmeye, sarı civcivlerin arasında göze batan kara civciv olmaya gerek yok...

Diyelim ki okulun bitti, askerliği yaptın, iş buldun zor bela , evlendin, bir derin nefes alalım, borçları kapatalım dersin ama olmaz. Çocuk var çünkü sırada.
Mahalle baskısı dediğimiz şey, burun kıvırdığımız, yukardan baktığımız ama kulak arkası etmekte bir o kadar da zorlandığımız, biz farketmesek de hayatımızın yönünü belirleyen büyük bir faktör aslında.
Bir girdap gibi annemizi, babamızı,  komşumuzu, akrabamızı, arkadaşlarımızı çeker içine.
Sonra bir bakmışsın sen de onlardan biri olmuşsun, mahalledeki Fahriye'nin niye evlenmediğini düşünüyorsun kara kara, ilk çocuğu yapmışsın, "2. Çocuk ne zaman?" sorularına cevap vermeye çalışıyorsun.

Sosyal medya sosyal yaşantımızı ele geçirdiğinden, ünlülere ulaşmak hatta ünlü olmak kolaylaştığından beri daha da arttırdı dozunu mahalle baskısı.
Farklı olan, farklı bir şey söyleyen herkesin linç edildiği, insanların birbirinin yüzüne söyleyemeyecekleri cümleleri filtresiz bir şekilde hiç tanımadıkları insanların fotoğraflarının altına son derece kaba bir şekilde yazabildiği garip bir dönemdeyiz.
Bu kişinin madem hesabı açık, bize hayatını gösteriyor biz de ona içimizin en karanlık, kıskanç, yoz tarafını gösterebiliriz diye düşünüyorlar sanırım. Ünlüler, güzeller, zenginler diye kalpleri yok zannediyorlar.

Magazin gazeteleri artık ünlülerin peşinde koşmuyor, oturdukları yerden ünlülerin sosyal medya fotoğraflarına gelen yorumları okuyup haber yapıyorlar. Sosyal medyası olmayan ünlüler gözden düşüyor, popülerliklerini yitiriyor.

Geçen gün aslen Brezilyalı olup 9 yıl önce evlenerek Türkiye'ye yerleşmiş sosyal medya fenomeni Larissa Gacemer bir video yayınladı. Videoda özetle "Artık bana çocuk yapmakla ilgili yorum yazmayın, benim doğuştan gelen bir hastalığım var, yine de denedik ama çocuğum olmuyor diyor Larissa. 
Açıklamasında "Kocam beni böyle kabul etti, ben kendimi böyle kabul ettim, lütfen siz de beni böyle kabul edin. " diye ekliyor.

Bir insanı kabul etmek bu kadar zor mu?

Bu videonun altına hala "Tüp bebek deneseydiniz." yorumu yazabiliyor insanlar... Onun hayatı kendilerininkinden daha güzel, eğlenceli görünüyor diye mi bu acımasızlık? 
Altında ne yatıyor bilmiyorum ama ben bu vesileyle başka bir konuya değinmek istiyorum:

Hiçbir kadın ya da erkek evlenmek zorunda değildir.
Hiç bir kadın ya da erkek çocuk sahibi olmak zorunda değildir.
Hiçbir kadın eksik değildir ki doğurunca tamamlansın.
Hiçbir kadın çocuk doğurmadığı, ya da doğuramadığı için kendini kötü hissetmek zorunda değildir.

Ve en önemlisi farklı olmak güzeldir.
Farklı olanı kabul etmek daha da güzeldir.
Kalıplar, baskılar, dayatmalar eskide kaldı. 

Onlar başka bir çağa aitler.
Kalıplara sıkı sıkıya sarılanlar da geride bıraktığımız çağda kalmaya mahkumlar.
İsteseniz de istemeseniz de gençler  birbirlerine saygı duyarak, farklılıklarını koruyarak, kendi hayatlarına, kişiliklerine 
sahip çıkarak geliyor.
Çünkü en iyi onlar biliyor:
Ancak farklı olan fark yaratır.