Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

30 Haziran 2020 Salı, 14:08

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Hayata sarılmak gerek!

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

İnsan her şeye alışıyor.
Ömrümde ilk defa küresel bir salgınla karşılaştım.
Evde kalmaya da, sevdiklerimi özlemeye de, kaygı seviyemin yüksekliğine de alıştım.
Bir tek sarılamamak zor geldi bana.
Göz görmeyince gönül katlanır derler. Normalleşme adımlarıyla yavaş yavaş ailemizle, arkadaşlarımızla görüşmeye başladık ama işte kanımızda var herhalde sarılmayınca eksik kalıyor bir şeyler.
Bir soğukluk giriyor araya, konuşmaya bile nasıl başlayacağımı şaşırıyorum. Mesafeyi korumak, sarılmamak için kendimi zor tutuyorum.

Kuzenleri kızımı(2,5 yaşında) görmeye gelmişti aylar sonra, onları görünce koştu sevinçle, önlerinde durdu. Kuzenleri ona sarılmayınca öylece kaldı, ağlamaklı oldu.
Anneannesi, babaannesi, dedelerine göstermek istemedik, sarılmak isteyip sarılamayacakları için daha fazla üzülürler diye. Biz neyse de küçük çocuklara anlatmak gerçekten çok zor.

Dokunmak, ilk hissettiğimiz duyumuz.
Bebekler daha anne karnında 7-8 haftalıkken başlıyor hissetmeye.
Doğumdan sonra anneyle ve babayla bebeğin çıplak tenle temasının bağ kurmak için ne kadar önemli olduğunu sürekli anlatıyor uzmanlar. Gözleri henüz göremeyen, tat alma duyusu gelişmemiş, duyduğu sesleri anlamlandıramayan bebeğe parmağınızı uzattığınızda var gücüyle sıkmasının sebebi bu. Daha diğer duyularımız gelişmeden, dokunma duyumuz bize var olduğumuzu hissettiriyor.

Bebeğine sarılan, ona dokunan annenin Oksitosin hormonu seviyesi yükseliyor.
Oksitosin, mutlu hissetmemizi, bağ kurmamızı sağlayan hormon. Doğumda ve sonrasında bolca salgılanıyor, emzirmeyi bıraktıktan sonra seviyesi düşüyor.
Bebeğimi ilk gördüğümde, kucağıma aldığımda gözüme dünyanın en güzel varlığı gibi gelmişti, sarhoş gibiydim, muhtemelen
oksitosin denizinde yüzüyordum. :)

"Bebeğini çok kucağına alma, alışır, çok yorulursun. " derler hep ama tam aksine bebeklerin kendilerini güvende hissetmeleri için en çok dokunulmaya ihtiyaçları var. Hatta parmaklarını emmelerinin nedeni de dokunma duyusunu uyararak kendilerini sakinleştirmek istemeleriymiş.

Oksitosinin dışında, vücudumuz stresliyken kortizol adı verilen bir hormon salgılıyor.
20 saniyelik içten bir sarılmanın kortizol seviyesini ciddi seviyede düşürdüğü, nabzı düzenlediği hatta uzun vadede kalp krizi riskini bile azalttığını gösteriyor araştırmalar.
Tabi iş yerinde stresliyken çevrenizdekilere sarılmanız hoş karşılanmaz ama belki de şirketler araştırma sonuçlarını ciddiye alıp sarılma makineleri koyarlar iş yerlerine gelecekte, belli mi olur ?

En güzel sarılma, en uzun yolculuktan sonra gelenmiş, o yüzden az daha sabır...
Şimdilik hayata dört elle sarılalım.
Çünkü sarılmak, yaşamaya dair bir ihtiyaçtır.