Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

25 Mart 2020 Çarşamba, 08:02

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Corona savaşları

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Son günlerde kendi adımızdan bile çok duyduğumuz bir kelime var : Corona.
Savaş meydanlarında ya da toplantı masalarında alt edilecek bir düşman değil.
Kendisi vücutlara girip akciğerleri işlevsiz bırakırken, ismi de hayatlarımızın her yerine sızıp psikolojimizi alt üst etti.

Bazılarımız komik videolar çekiyor, bazılarımız üşenmeyip yalan haberler hazırlıyor, bazılarımız Corona'ya teşekkür yazıları döşüyor, bazılarımız da doğruyla yanlışı filtrelemeye çalışarak sağanak halinde gelen Corona'lı çıktılara maruz kalıyor.

Herkesin acıyla, korkuyla, üzüntüyle baş etme şekli farklıdır. Anlıyorum.

Ama bahsettiğimiz şey bugün itibariyle 17.000 kişinin hayatına son veren, günden güne inanılmaz bir hızla yayılan, kontrol altına alınamayan bir virüsken konuyu bu kadar komik bulmamızı ya da teşekkür edecek bir şeyler aramamızı gerçekten anlayamıyorum.

Gençlerin ciddiye almamasının altında da 24 saatliğine viral olup, Corona kadar hızlı yayılan bu videolar olabilir mi ?

Acaba hayatın kendisi de bir tiktok videosu mu yeni neslin gözünde ?
Biraz daha fazla etkileşim almak için mi
her şey ?

Ciddiye almamız için illa bir yakınımızı kaybetmemiz mi gerekiyor ?

Topluca evlere kapanıp yas tutalım demiyorum tabi ki. İçinde bulunduğumuz psikoloji çok zor ve kendimizi mutlu etmeye her zamankinden daha fazla çaba harcamalıyız.
Biz 2 yaşındaki kızımla bütün gün dans ediyoruz mesela.

Benim söylemek istediğim, bir konu hakkında sürekli komik kısa videolar çekmeye ya da izlemeye odaklanırsanız, iyi yanlarını bulmaya çalışıp konuyu neredeyse "Ah ne güzel oldu da bu virüs ortaya çıktı." ya getirirseniz sosyal medyanın üzerlerinde inanılmaz bir etkiye sahip olduğu gençlerin kendilerini eve hapsetmelerini bekleyebilir misiniz ?
Yoksa dışarı çıkıp bir kaç 65 yaş üstü insan videosu çekip etkileşim almaya mı çalışırlar?

Konunun ne kadar ciddi olduğunun farkında olduğumuzu düşünmüyorum.

Tabi ki kolay değil.
Biz Türkler özgürlüğümüze düşkünlüğümüzle tanınırız.
Ve şimdi özgürlüğümüzden vazgeçiyoruz.
Sağlık sektöründe emek verenler, çocuklarını görmekten vazgeçiyor.
Çocuklar, parklardan, dışarıda oyun oynamaktan, okullarından vazgeçiyor.
Büyüklerimiz torunlarını sevmekten vazgeçiyor.
Hepimiz zorlanıyoruz.

Mizahın gücüne inanıyorum ama bu kadarı bana hayatını kaybeden ya da solunum cihazlarında hayat mücadelesi veren insanlara saygısızlık gibi geliyor.
Belki de ben çok duygusallaştım, bilmiyorum...

Corona'ya karşı sağduyu bence daha etkili.

Geziye açılan müzeler, ücretsiz hale gelen eğitimler, sosyal medya konserleri...
Diğer tarafta kiralarını almayan yer sahipleri, büyüklerimizin evine ihtiyaçlarını alıp götüren gençler, taşın altına elini koyan, çözümün bir parçası olmaya çalışan, dalga dalga yayılan iyilik hareketiyle nerede karşılaşsam gözlerim doluyor.

Bu zor günlerin arkasından tüm dünya insanları olarak el ele daha da güçlenerek kendimize dersler çıkararak ayağa kalkarız umarım.

O zamana kadar lütfen #evdekalalım.
Çünkü #hayatevesığar.