Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

12 Ekim 2020 Pazartesi, 08:56

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Cinsiyetlerimizden önce insanız!

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Dünyaya gözlerini açan bir bebek, 
içine doğduğu kültürden, 
ona biçilen rollerden, 
üstüne yapıştırılmak için hazırda bekleyen etiketlerden bihaberdir.
Kız/ erkek ; zengin/fakir ; siyah/beyaz olduğunu bilmez.
Seçemediği bu özelliklerin onun için hayatı kolaylaştıracağını ya da zorlaştıracağını; 
hatta sahip olduğu hakları değiştireceğini beyninin tamamını kullanabilse bile tahmin edemez sanırım.

Dün Uluslarası Dünya Kız Çocukları Günüydü.
Pandemi nedeniyle sessiz sedasız kutlandı, her yıl düzenlenen paneller iptal oldu, bazıları online platformlara taşındı.
Pandeminin tek engel olduğu konu paneller değil ne yazık ki. Okullar açılmadığı için istatistiklere göre ev işlerini erkek çocuklara göre %50 daha fazla yapan 5-14 yaş arasındaki kız çocuklarının ev işlerine, kardeşlerinin bakımına daha fazla yönlendirildiği görülüyor ve okullar açıldığında okula gönderilen kız çocuklarını  sayısında da düşüş bekleniyor.

Ülkemizde her 4 kız çocuğundan biri reşit olmadan evlendiriliyor.
Bu çocukların evliliklerinde şiddet görme oranları %48. Lise mezunu kız çocuklarında oran %27 ye gerilerken, üniversite mezunu olanlarda oran %20 ye düşüyor
Ancak " Kız kısmı okumaz ! " denilerek kız çocuklarının %31 inin okula gitmesi engellenmeye çalışıyor, kırsal kesimlerde bu oran %40 lara çıkıyor. 
Erken evlenen kız çocukları eğitimlerini tamamlayamıyor, ekonomik özgürlüklerini elde edemiyor, çocukluklarını yaşayamadan kucaklarına çocuklarını alıyorlar. Bu evlilik kararlarının çok büyük bir çoğunluğu ise kendi rızalarıyla verilmiyor.
16 yaş üzerinde çalışanlara baktığımızda ise kızlar gelirlerinin %90 ını ailelerine verirken, erkeklerde bu oran %30-40 lerde seyrediyor.

Dünya genelinde okuma yazma bilmeyen 
3 kişiden 2 si kadın.
Kız çocuklarının okula gönderilmemesi, sadece ülkemizin değil; gelişmekte olan ülkelerin tamamının ortak problemi.
Dünya bankasının 100 ülkeyi kapsayan araştırmasına göre okula devam eden kız çocuklarının oranını %1 arttırmak, o ülkedeki kişi başına düşen milli geliri %0.3 arttırıyor. 
Toplumun kalitesini de yukarı çekiyor.

Şimdilerde kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin altı hiç olmadığı kadar çiziliyor.
" Kız gibi " tanımı hakaret olmaktan çıkıyor.
" Sen de başarabilirsin !" sloganlı reklam filmleri çekiliyor. 
"de" ye gerek yok ki.
Tabi ki başarabilirsin !
Kadın ya da erkek olmak sahip olduğun zeka seviyesini, yeteneğini, gücünü göstermez.
Mesleklerin, ilgi alanlarının, yeteneklerin, renklerin cinsiyeti olmaz.

Kadınlarla erkekler arasında toplumun onlara davranış şekli dışında bir fark yok ki...
Daha küçücükken giydirilen kıyafetler, alınan oyuncaklar, konuşma tarzı, özgüvenlerini ve karar alma becerilerini destekleme, ev işlerine yönlendirme, hatta konuşma içinde matematiksel ifade kullanma oranlarımız bile çocuğun kız ya da erkek olmasına göre değişiyor.
Erkek çocukları, cinsel kimliklerinin üstün olduğu, kız çocukları ise cinsel kimliklerinin korunması/ saklanması gereken bir zayıflık olduğu algısıyla büyütülüyor ülkemizde...
Bunun sonucunda kendisine "hayır" denmesini hazmedemeyen ve kendini kadınlardan üstün gören tehlikeli bir erkek profiliyle karşılaşıyoruz, bu da suça zemin hazırlıyor.

Halbuki dünyaya gelen her bebek eşit seviyede mutluluk getirmeli.
Eşit sevgi görmeli.
Eşit haklara sahip olmalı.
"Kız gibi " " Erkek gibi " değil " İnsan gibi " muamele görmeli.
Cinsiyet sadece dünyaya bir canlı getirebilmek için görevimizi tanımlar, kim olduğumuzu ve 
ne yapmamız gerektiğini değil.
Cinsiyetimizden önce insanız.
Umarım hep öyle kalırız.