Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

24 Şubat 2020 Pazartesi, 08:44

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Beni dinleyin!

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Biri bir şey anlatırken hep lafın nereye gideceğini bildiğimizi zannediyoruz, arada bir sessizlik olsa da konuşmaya girsek diye tetikte bekliyoruz, bazen beklemeden lafa dalıyoruz.
Dinleme süresini vereceğimiz yanıtı düşünerek geçiriyoruz.

İletişimde kelimeler %10, ses tonu %30, beden dili %60 önem taşırken biz sosyal medya üzerinden sosyalleştikçe %10 a hapsediyoruz kendimizi.
En azından yazıların sözü kesilemediği için karşımızdaki sonuna kadar okuyor yazdıklarımızı, ya da biz öyle ümit ediyoruz. Zaten çok okumaktan da sıkıldığı için herkes kelimeleri bile kısaltıp yazıyoruz.

İletişim kurmak gerçekten zor.
Beyin önce düşünüyor, sonra kendini ifade etmek için elinden geldiğince, hafızası yettiğince kelimeleri seçiyor;
seçilen kelimelerle bir cümle oluşturuyor,
bu cümle karşı tarafın beyninde aynı anlama geldi diyelim tam biraz olsun anlaşılacakken insan oğlunun laneti duygular giriyor devreye, iletişim gerçek bir sanat dalına dönüşüyor.

Peki diyelim ki kelimeler yok, vücut dili sınırlı, ses tonu var ve genelde yüksek.
Evet, doğru bildiniz !
Bir bebeğiniz var.
Onunla nasıl iletişim kuracaksınız ?
Okuduğunuz kitaplardaki hangi bebek tipine benzediğini anlamaya çalışmakla geçiyor saatleriniz. Size bir sır vereyim mi ?
Sizin bebeğiniz o kitaptaki 3-5 çeşit bebekten biri değil.
Komşunuz, halanız, yengeniz, anneniz de daha önce kaç bebek büyütmüş olurlarsa olsunlar bu bebeği büyütmediler.
Her bebek birbirinden farklıdır.
Uzmanları, doktorları, tavsiyeleri dinleyin tabi ama bebeğinizle iletişim kurmak için uzmanlardan önce "onu " dinlemelisiniz.
Hem de sadece görme ve duyma duyunuzla değil sekiz duyunuzun tamamıyla !
Ancak öyle anlayabilirsiniz.
Etiketlemeden, sınıflandırmadan, ezberlemeden sadece gözlemleyerek, içgüdülerinizi dinleyerek...
Bebeğinizi sizden daha iyi anlayabilecek biri yok dünyada, emin olabilirsiniz.

Çocuğunuz büyüdü diyelim.
Artık kelimeler var.
Vücut dili var, ses tonu var.
Ama iletişim kurmakta zorlanıyorsunuz.
Hissettiklerini, düşündüklerini anlamlandırmaya, çok hızlı büyüyen vücutlarına uyum sağlamaya çalışan çocukların daha kendilerini anlayamıyorken, bunu bir de size anlatabilmeleri çok zor.
O yüzden çocuklar büyüdükçe size
daha çok iş düşecek.
Sabırla dinlemeniz, anlamaya çalışmanız ve bazen durup sadece sessiz kalmanız gerekecek.
" Senden nefret ediyorum!" diye bağıracak ama aslında söylemek istediği bu olmayacak.
Duygular, hormonlar işleri zorlaştıracak.
Özellikle büyümenin hızlandığı dönemlerde çocuğunuz insan doğası gereği bencilleşecek ve sizinle iletişim kurmaya hiç hevesli olmayacak.
Böyle durumlar için bence en güzeli üzerinde konuşmaktan ikinizin de keyif alacağı ortak bir konunuzun olması. Örneğin ikiniz de tenis hakkında konuşmayı seviyor olabilirsiniz, edebiyat ilginizi çekiyordur, ya da uzak ülkeler... Hiçbir şey konuşamıyor bile olsanız, ortak konunuz hakkında konuşmaya devam ederseniz bir iletişim kanalınız olur.
İletişimi tamamen kopardığınızda tekrar o kanalları kurmak sandığınızdan daha da zor olabilir. O yüzden ortak konunuza emek vermeniz, arada güncelleyip değiştirmeniz iletişiminizin kesilmemesine yardımcı olacaktır.
Tabi çocuk büyüdükçe sizin de büyümeye, kendinizi geliştirmeye devam etmeniz gerek. Çağın gerisinde kalırsanız, bir bakarsınız çocuğunuzla aranızda on yıl var.
Yılların kapanması, yolların kapanması kadar kolay olmayabilir.

En önemlisi ise ; kendinizi dinlemek.
Neye ihtiyacınız var daha mutlu olmak için ?
Daha iyi hissetmek için ne yapabilirsiniz ?
Koşturuyorsunuz, yoruluyorsunuz, durup düşünmeye zaman bile bulamıyorsunuz bazen, biliyorum.
En azından günde 5 dakika
eş, anne, baba, çalışan kimliklerinizi bir kenara bırakıp sadece içinizdeki sesi dinlemeye çalışın.
Ne diyor o ses ?

Etkili iletişim kurabilmek emek istiyor.
Herkes anlaşılmak istiyor ama anlamak için çaba sarfetmek zor geliyor.
Bugün her zamankinden farklı bir şey yapın.
En yakınınızda olan ama iletişimsizlikten aranızda ışık yılı varmış gibi hissettiğiniz kişiye
" Nasılsın ?" diye sorun ama laf olsun diye değil ; yanıtını merak ederek sorun.
Sonra gözlerinin içine dikkatlice bakın, orada gördüğünüz ışıl ışıl parıldayan yıldızlar sizin ışığınızı yansıtıyor.