06 Şubat 2019 Çarşamba, 16:07

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Yaşasın liyakat!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Bazı mesleklere herkesin girebildiği ortak sınavlarla dahil olunamayacağına inanıyorum. Özel yetenek sınavları bu nedenle önemlidir, tarafsız olundukça... Üniversite sayısı kontrolsüzce arttı ama eğitim kalitesi birçoğunda yerlerde. Akademik kadroların altı titriyor, Türkiye'de bilimsel makale yaratımında ciddi sıkıntılar olduğunu duyuyoruz. Herkes üniversite mezunu ama üniversite mezunlarının entelektüel bilgisi yerlerde sürünüyor neredeyse. Mesleki bilgileri bile tatmin edici değil. Bunu yapılan sokak röportajlarında, bilgi yarışmalarında, sosyal medya paylaşımlarında, gençlerin apolitik yaklaşımlarında, işyerinizdeki stajyerlerinizde, akraba çocuklarında görüyorsunuz ya da görebilirsiniz. Belli başlı üniversiteler kaldı eğitimin hakkını veren, gerisini üzücü buluyorum.Anadilini kullanmayı bilmeyen, tarihini bilmeyen, kendi çevresinde dönüp duran, sınırlarını genişletmeyi arzu bile etmeyen, bilgiye aç olmayan gazetecilik mezunları, hiçbir ilkeye sahip olmayan, sığ öğretmenlik mezunları, bilim dünyasından bihaber, sosyal alanda gelişmemiş mühendislik mezunları, yeterince donanıma sahip olamadan mezun olmuş tıp fakültesi mezunları... Say say bitmez...

Bizim fakültede gazetecilik bölümünde 3. sınıfa gelip 80 darbesi hakkında hiçbir fikri olmayan insan vardı. Ki en iyi İletişim Bilimi fakültelerinden biridir. Adama sindire sindire öğretirdi hocalar. Arada nasıl kaynadı belli değil. Şimdilerde kemik gözlük takıp kollarını birbirine dolayıp 'gazetecicilik' oynuyor. Ona imkan tanıyan da var... Bizim sektörün de cilvesi bu, herkes 'gazeteci' olabilir...

Liyakat demek istiyorum liyakat. Çok önemli ve çok eksikliğini yaşıyoruz yıllardır. Olmaması gereken kişiler olmaması gereken yerlerde, yıllarca eğitiminin hakkını vermiş insanlar aç, işsiz... Eğitimi zayıf olan bir üniversiteden mezun olan genç ben üniversite mezunuyum diye iş beğenmiyor. Bırakın yabancı dili, üniversite diploması olmayan yurtdışı bağlantılı işlerin müdürü oluyor. Geçtiğimiz günlerde 27 yaşındaki mühendislik mezunu bir genç canına kıydı iş bulamadı diye. Bunun gibi onlarca örneği var. Liyakat olmadıkça hiçbir ülke gelişim gösteremez.Herkes hakettiği yerde olursa bir gün, ister sağcı, ister solcu, ister o din,ister bu din ayırt etmeksizin adaletten yana olanlara sadece şunu diyecek: Yaşasın liyakat!

***

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini neye bakarak anlarız diye konuşurduk arkadaşlarla. Ben hep aynı şeyleri sıralardım: 'Toplu taşıma kültürü, umumi tuvaletlerin temizliği, tartışma kültürü, farklılıklara hoşgörü, sokakların ve kaldırımların genişliği, kadınların, çocukların ve engellilerin mutluluğu, yerde balgam, tükürük ve sigara izmaritinin olmaması, televizyondaki programların kalitesi ve eğiticiliği'

Bazı konularda fikrim hiç değişmez, sadece ek olarak yenileri gelir. Çocuk eğitimi, kadın hakları, medenileşme gibi konularda da yıllardır aynı şeyleri söylerim. Söylemeye de devam edeceğim. Saydığım bu üç konu toplumların evrilmesi konusunun temel taşıdır...

***

Fazla gözlem, fazla düşünce insandan soğutan nedenler. Artık neyi sevip neyi sevmediğimi listelemeye karar verdim. Aklıma gelen her hafta bu listeden bir kısım paylaşacağım.

Neye gıcık oluyorum?

  • Başkalarının hakkını cebe indirip yalan söylemeye devam edenlere,
  • Uzaktan ya da yakından, devlet,aile, din veya eğitim kurumları, toplum veya bireyler fark etmez, hayatıma olumsuz etkide bulunup, özgürlüklerimi elimden alanlara,
  • Daha denemeden, denemediği şey hakkında fikir sahibi olduğunu zanneden ukalalara,
  • Erkek çocuğunu şımartıp ataerkil zihniyete hizmet eden kadınlara,
  • Nereden ve hangi yetenekle ünlü olduğunu bilmediğim insanlara yazılı, görsel veya sosyal medya üzerinde maruz kalmaya.

Neyi seviyorum?

  • Teşekkür eden, günaydın diyen, gülümseyen insanları,
  • Sanatı, sokak sanatını, sokakta dans edebilme rahatlığını,
  • Toplumsal kuralları, 'elalem ne der' zihniyetini umursamamayı,
  • Bursa'da sokakta ayaküstü döner yemeyi,
  • Çocuk kitaplarındaki huzurlu betimlemeleri...

***

Kültürlenme zamanı...

Asayiş haberleri, suç ve toplum hem mesleki, hem de akademik prensipte çalışma alanım. O nedenle  olabildiğince okumaya çalışırım bu konularla ilgili. Alan Bentham ile ilk kez tanıştım ve kitabını bir sebeple satın almış bulundum. 'Seri Katillerin İç Dünyası' adlı kitabını iki saat içinde bitirdim. Değişik ve sürükleyici bir anlatımı var; ancak bilimsel bilgi edinebilmek çok mümkün değil. Yüzeysel bir bilgilenme söz konusu olabilir. Özellikle Frank Howard olayından bahsederken Palu ailesinden bir parça bulacaksınız. Psikolojik çözümleme için yetersiz ancak sıradışı bir kitap...

George Orwell'ın Hayvanlar Çiftliği kitabının Louis De Rochemont sunumuyla hazırlanan animasyonunu izledim bu hafta. Kitabına henüz sıra gelmedi, Orwell'a çok geç kaldığımı ve pişman olduğumu da dile getirmiştim daha önce. Animasyon da gayet güzel, anlamlı, yaşadığımız yönetim sistemlerini, dünya sistemini çözümlemek namına akıl verici. Tavsiye ederim.

İyi ve sağlıklı bir hafta geçirmeniz dileğiyle...