04 Nisan 2019 Perşembe, 15:06

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Şşşş biraz sakin!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

31 Mart'ta sandık başına gittik mahali yönetimler için... Seçimin demokratik bir ortamda geçtiğini görmek güzel oldu, heyecanla sonuçları bekledik. İlk kez İstanbul'da oy verdim, aklım da Bursa'daydı. Oyumuzu verdik, ekran başına geçtik. Pazar gününden beri de ekran başında, elimizde telefonlar o haber kanalı senin, bu platform benim geziniyoruz. İnanın çok gerildim!

Şimdilik görünen o ki, (süreç devam ediyor) büyük şehirlerin bir kısmını Millet İttifakı aldı, yönetimler el değiştirdi. Bursa AK Parti'de kaldı, doğuda AK parti öne geçti, bazı şehirler şaşırttı; bazıları aynı kaldı. Ama yönetimlerin değişmesi demokrasinin gereğidir, başka yönetimler görmeliyiz. Türkiye'nin yenilenmeye ihtiyacı var. Ekrem İmamoğlu, hangi partiden olursa olsun, gerçekten saygısıyla, nezaketiyle, sevgisiyle gönülleri kazandı. Kendisini izlerken bağırmadan yaptığı siyaset, duruşu, konuşmaları ile hayranlığımı kazandı. Çok çalıştı, çok dolaştı. Hangi partiden olursa olsundu, sevgiyi haketti.

Sonuçları henüz bilmiyoruz, biliyoruz ama bilmiyoruz. Ne oluyor anlamıyoruz, kararlar alınıyor, kararlar geri çekiliyor, öneriler sunuluyor, ajansların nereden bilgi aldığı sorgulanıyor, medyada değişik şeyler oluyor, tekrar tekrar sayılıyor, görülmemiş kararlar alınıyor, veriliyor, kararlardan vazgeçiliyor. Sonunda yoruldum, gerildim! Titredim artık, başımdaki ağrı geçmek bilmedi. Ne sevinebildik, ne üzülebildik. İstediğimiz tek şey demokrasinin katıksız, karışıksız olarak yerini bulması. Halk ne istiyorsa onun olması... Ama mümkün olamıyor, ülkece yoruluyoruz.

Zaten yorgunduk, yorgunuz. Halk çok yorgun. Onca seçim, sistem değişiklikleri, ittifaklar, ateşi düşmeyen gündem, ekonomi... Halk yorgun. Pazara gidiyor biberin kilosu 17 lira, taze fasulyenin 18. Doğalgaz, su, elektrik faturası ödeyince elde para kalmıyor, zam üstüne zam. Yetmiyor, yettiremiyor insanlar. Üst baş almak hayal oluyor, eğlenmek ne mümkün. Bir de bu yorgunlukların üstüne biz, siz kavgası...

Oturup üzüntüyle sinir karışık bir acayip duyguyla ağladım! CHP kazandı diye minicik çocuğunu ağlatan anne mi dersin, seçim esnasında birbirini öldüren mi, sosyal medyada Atatürk'e küfür edenler, demokrasiyi kendi çıkarlarına göre eğip bükenler, sosyal medya sizciler, bizciler... Yahu tehlikenin farkında mısınız? Şşşşş biraz sakin olun ya!

Seçimden önce onca hakaret, seçimden sonra biter diye ümit ederken seçimden sonra iyice hakaret! Olmaz! Yöneticiler halka, halkın oy verdiklerine bu kadar ulu orta hakaret edemez. Yönetenlerin örnek olması şart... Baştakiler ne yapıyorsa halk da onu yapıyor. Tek isteğimiz huzur, doğruluk, dürüstlük... Bu kadar iddia, bu kadar teorinin arasında sıkıştık. Yorulduk, sakinliğe ihtiyacımız var...

Biz Türk toplumu olarak bütünüz, ne zaman onlar, bizler olduk? Ağızlarda hep bir birlik beraberlik vurgusu var ama içten içe ayrışıyoruz sanki, bir sevgisizlik var. Toplumsal değerlerimizi acilen tekrar kazanmamız şart. Milli birliğimizi anımsamamız şart... Sakin olmak çok önemli.

***

Gelelim Bursa'ya... Nilüfer'de gösterdiği başarıyı şehir genelinde gösterebilecek mi diye merak ediyordum Mustafa Bozbey'i... Bursa'nın yıllardır tercihlerini biliyoruz, kemikleşmiş bir toplumsal yapı var sanki. Ama Bozbey şaşırttı. Küçük bir farkla kaybetti (Bozbey itiraz etti, süreç devam ediyor deniliyor). Ama aldığı oy takdire şayan. Büyük bir kesmin evetini almış. Bu büyük bir kazançtır. Sonuçlar Bursam için hayırlı olsun, hiçbir şehir yerini tutamıyor güzelliğiyle... Bu güzellik de doğru bir yönetimi, emeği ve hizmeti hakediyor.

***

Tunceli'nin kazanan başkan adayı Fatih Mehmet Maçoğlu da seçim sonuçlarının bir diğer sürprizi oldu. Aslında sürpriz diyorum ama lafın gelişi... Hizmet ettiği halk ondan gayet memnundu. Merak edenler lütfen girip yaptığı hizmetlere baksın. Gerçekten ayakta alkışlanası... Kendisiyle tanışıp konuşma şansım da olmuştu, çok mütevazi, çok doğal, çok akıllı biri... Sorularıma içtenlikle yanıt vermişti. Başarılarının devamını diliyorum.

***

Son olarak bu devletin büyüttüğü, okuttuğu bir evlat olarak diyorum ki, bu devletin okullarının bana verdiği eğitimde öğrendiğime göre, belediyeler kişilere değil, kamuya halka hizmet eder. Başkanlar gelip geçicidir, yönetimler gelip geçicidir; asıl olan halktır. Halkın ihtiyaçları ve itibarı için yönetimler vardır. Belediye çalışanları kamuya hizmet eder... Ben böyle biliyorum.

***

Bu hafta yoğun gündemden ötürü önerecek bir film izleyemedim, kitap da konuşamıyorum. Ama hala dinlemeyen varsa İbrahim Maalouf diyorum, başka da bir şey demiyorum. Kendisini  canlı izlemiştim, Nilüfer Belediyesi'nin festivalinde. Zaten kendisine hayranım, bir kez daha oldum. Aslen Lübnanlı, 1980 doğumlu. Ünlü trompet ustası, ağlatıyor diyebiliriz. Babası Nassim Maalouf'un icadı olan 4 sübaplı trompet ile adeta büyülüyor. Annesi de piyanist Nada Maalouf. Yani ailece bir muhteşemlik söz konusu. Başarılarını araştırabilirsiniz, elinize kahvenizi alıp bir İbrahim Maalouf parçası açın, uçun uçabildiğiniz yere... Barış, sevgi dolu haftalar...