22 Ağustos 2019 Perşembe, 15:00

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Sözde 'Fedai'ler! Sürünmeden ölmek yok!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Kırıkkale'de Fedai B. diye biri, bir şey eski eşi Emine B.'yi 10 yaşındaki çocuklarının gözü önünde boğazını keserek öldürdü. Küçük kız olay yerinde şoka girdi. Zavallı kadın 'Ölmek istemiyorum' diye bağırmış kameralara insanlar ondan kaçarken... Bu, cinayet pornografisi dışında bir şey olmaz. Ama toplumca sever olduk böyle şeyleri. Kadın orada canının derdinde birileri açmış kamerayı olayı çekiyor. Ben gazeteciyim arkadaş, mesleğim bu olmasına rağmen ben bu refleksi gösteremem. Göstermem de... Sıradan bir vatandaş alıp kamerayı gazetecilik oynuyor. Ne ara duyarsızlaştık bu kadar vahşete, kana, acıya?

Babası yüzünden hayata 10-0 geride başlamış, kafasından asla silemeyeceği o görüntülerle yaşamak zorunda olacak olan o kızın tek dediği şey 'Anne gitme'

Olay yerinden hızla kaçan kansızın adı da Fedai... Artık ismini koyan da nasıl yetiştirdiyse, minicik kızının gözü önünde bunu yapmak için sebebi neyse, nasıl bir hastaysa bu... Ben ve eşim yüksek sesle konuşsak bile karnımdaki bebek gerilir diye dikkat ediyorken bu adam 10 yaşındaki kızının önünde bunu nasıl yapar?

Bu cinayeti diğer kadın cinayetlerinden farklı kılan hiçbir şey yok. Kadın cinayetleri bu ülkenin en ciddi problemlerinden biridir. Radikal kararlar verilerek kadını ve çocuğu korumamız gerekiyor. Radikal karar deyince hemen akıllara idam gelmesin. Ben idam taraftarı değilim. Bu cümlemi dallandırıp budaklandırmayacağım ama açıkça söylemem gerekir ki kadın bakanlığını aile bakanlığı içinde eriterek kadını ve sorunlarını erittik. Şimdi ise kadının ve çocuğun bu kadar istismar edilip canına kast edildiği ülkemizde çalışma ve sosyal politikalar bakanlığı adı altında kaybolup gittik. Bu açılmasını istemediğimiz konuların üstünü örtmeye çalışmaktır. Ama unutmayın hiçbir anne çocuğuna, hiçbir çocuk annesine bu şekilde veda etmeyi haketmiyor. İçim parçalanıyor, daha da bir şey demek istemiyorum. O çocuğun çığlıkları tüm sorumluların gırtlağına dolansın. Kadından ve çocuktan vebalı gibi kaçan insanlara hayat boyu mutlu yaşayamayacaklarının garantisini de veriyorum. Üstü başı kan içinde 'Ölmek istemiyorum' diye haykıran kadının, çığlıklar içinde 'Anne gitme' diye bağıran kızın görüntüsünü 3-4 metre uzaklıktan çeken ve ilkyardımı aramayan, bir de kanı görünce 'Aaa' diye bağıran o insanı da şahsıma ulaşmasını istiyorum. Zihnimden geçenleri yazamıyorum maalesef. 10 yıl yatıp çıkmak değil bu kansızın bedeli, o ve onun gibilere tek sözüm, adaletten tek dileğim: Sürünmeden ölmek yok!

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bu konuyla bağlantılı olarak, yıllardır her konferansta, her yayında, her fırsatta söylediğim bir şey var. Bakın annesini kadın cinayetine kurban vermiş, gözleri önünde katledilmiş çocukların üstüne eğilmek, bilimsel araştırmalar yapmak, toplumda bu yarayı olabildiğince onarmak, bu çocukları tedavi edebilmek, hayata kazandırılmak için çok şey yapılmalı. Ben yetersiz olduğumuza adım gibi eminim. Çocuk bakanlığımız yok bizim. İstismar edilmiş çocuklardan ayrı olarak, konu itibariyle zaten ayrı, tedavi edilmeliler. Bu çocukların yaşadığı travmalar kimsenin kaldırabileceği türden değil. Ki olay bu raddeye geleseye kadar evde neler yaşanıyor tahmin edilmesi zor değil. Emine B.'nin öldürülme sebebi kansız Fedai'nin kızının velayetini almak istemesiymiş. Kızını bu kadar isteyen adamın kızının önünde neler yaptığına bir bakın! Bu olayın bakanlıklarca hususi olarak ve örnek teşkil edecek biçimde incelenmesini istiyorum ben vatandaş olarak!

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bu hafta Lion filmini izledim. 2016 yapımı bir film. Dev Patel başrolde. Çocukluğunu oynayan Sunny Pawar'a bayıldım. Nicole Kidman da filmde. Film yönetmenliğini Garth Davis üstleniyor. 5 yaşındaki Hintli bir çocuk ağabeyinin dönmesini beklerken bir tren vagonunda uyuyakalır. O uyurken tren hareket edince uyandığında kendini kilometrelerce uzakta bulur. Artık kayıptır ve eve nasıl döneceği hakkında hiçbir fikri yoktur. Büyük mücadelelerden sonra Avustralyalı bir aile tarafından evlatlık alınır ve sevgiyle büyütülür. Ancak ailesini bulma takıntısı giderek artar.

Sonunu merakla beklediğiniz harika bir film. Ben oyunculukları da ayrıca sevdim. İnsan için 'Ben kimim?' sorusunun ve ailenin ne denli önemli olduğunu izlediğimiz bir film. Tavsiye ederim. İyi ve sağlıklı bir hafta dileğiyle...