18 Nisan 2019 Perşembe, 11:39

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Seni seviyorum, sen de beni sev!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

İstanbul'dan bildiriyorum: Çok hizmet lazım çok!

Umuyorum İstanbul'un yeni başkanı İmamoğlu bunu başaracak. 17 gün sadece İstanbul'da yaşayanlar değil, tüm Türkiye nefeslerini tutmuş geç kalmış seçim sonuçlarını bekliyordu. Dün nihayetlendi. Bundan sonra süreç nasıl işler, olağanüstü seçim itiraz sonuçları nasıl döner bekleyip göreceğiz. Ancak tüm bu tantananın bir kenara atılıp artık ciddi ciddi hizmete ihtiyacı var İstanbul'un. Halka kucaklaşarak, halkın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, ötekileştirmeden, adam kayırmadan, particilikle değil halkçılıkla, Türkiye'nin ve cumhuriyetimizin değerleriyle, tüm halkı birlik ve beraberliğe sevk edecek konuşmalarla bunun yapılması gerek. Sadece yerel yönetimlerde değil, ülkenin buna çok ama çok ihtiyacı var.

Bakınız seçimler bile nefret diliyle yürütülüyor, etiketlemeler, hırçınlıklarla... İmamoğlu'nun 'Benim konuşmalarımdan etkilenip insanlar artık otobüste birbirine yer veriyor' gibi bir şey söylemişti. İnanır mısınız yüzde yüz katılıyorum. Halkımı özlemişim, bir olmayı, birbirimizi sevmeyi... Benim çocukluğuma denk gelen 90'lardaki komşuluk ilişkilerini, bakkal amcayla sohbetleri, sokak hayvanlarını mahallece beslemeyi, piknik yaparken hiç tanımadığın ama bir o kadar bizden saydığın yan masaya köfte gönderdiğin günleri...

Ben çocuğumu böyle bir dünyaya getirmek istiyorum. Çocukların bile okul sıralarında birbirini etiketlediği, akşam ailesinden duyduklarını arkadaşlarına nefret diliyle söylediği bir Türkiye istemiyorum. Biz ilkokulda arkadaşlarımızın mezhebini, ırkını, babasının ne iş yaptığını, hangi partiye oy verdiğini bilmezdik, ilgilenmezdik. Sadece birbirimizi severdik, en büyük kavgamız saçımı çekti kavgasıydı... İşte çocukların böyle yetişmesi gerek, bilimle, kültürle, sanatla, sevgiyle...

Seni seveceğim, sizi seveceğim, seviyorum zaten. Hep sevdim. Sen de beni sev. Siz de beni sevin. Gelin birlikte onları da sevelim. Oturalım, konuşalım. Bağırmadan, çağırmadan. Onları da sevelim. Yıl 2019. Çağ atladı dünya. Artık barışalım. Temizlenelim aramızdaki kötülerden, kötülüklerden. Toplumu kendi içinde küstürenlerdir topluma kötülük eden. Türkiye'nin sakince konuşmalara, sevgiye, birbirini düşünmeye ihtiyacı var.

İnsanların parası yaşamaya yetmiyor. Faturalara gelen zamlar yordu, mahvetti. Sebze, meyveye el sürülmüyor. Hayat çok pahalı. İnsanların ufak tefek zevkleri hayal oldu pahalılıktan. İş insanları genel durumdan şikayetçi, dükkanını kapatan kapatana. Türkiye'nin asıl meselesi ekonomi... Artık gündemde tutulması gereken budur. Ve pasta payının halka daha çok verilmesi...

***

Liyakat çok önemli, daha önce yazmıştım bunu. İnsanlar artık liyakatsizlikten yoruldu. Genç işsizliğin ve üniversite mezunlarının işsizliğinin bir nedeni de budur. Alakasız insanların alakasız eğitimleri (ya da eğitimsizlikleri) ile alakasız ve hak etmedikleri yerde çatır çutur maaşlarını almasıdır. Alçakgönüllü olamayacağım,eğitim hayatımda tabir-i caizse eşek gibi çalıştım, iki bölüm bitirdim. Gazetecilikte derece yaptım, sular seller gibi okudum, çalıştım, dil öğrendim, projelere katıldım, yurtdışlarında ülkemi temsil ettim, yazdım, iş hayatında kazandığım üç kuruş paraya bakıp emeğimi azaltmadım. Aksine daha fazla çalıştım. İşsiz kaldım, durmadım. Çalışmaktan yoruldum, durmadım. İdeolojik olarak anlaşamadım, anlaşmaya çalıştım. Tüm bu emeklerine rağmen bu televizyon kanallarında 'gazetecilik' yapan, bir sürü programın tek insanlığını üstlenen, estetikli suratlarıyla ideolojiden, gazetecilikten bihaber felsefe sıkan tipler kadar kazanamadım, kariyer sahibi olamadım. Nasıl geldi bu insanlar buraya, ne okudular, ne yaptılar, ne ürettiler cidden merak ediyorum. Bakıyorum internetten tatmin olamıyorum. Alnının teriyle gazetecilik yapan, sabah akşam durmadan çalışan arkadaşlarıma ve kendime büyük haksızlık olarak görüyorum. Gündüz kuşağı, sabah kuşağı, akşam kuşağı vs. hepsini dahil ediyorum. İşte ben kendi mesleğimle ilgili bunu düşünürken, toplumun her kesiminde insanlar da kendi meslekleri için aynı şeyi düşünüyor. Liyakat önemli...

İyi haftalar..