21 Mart 2019 Perşembe, 12:36

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Müthiş yirmiler!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Bugün doğum günüm. Yirmili yaşımın son basamağındayım. Yirmili yaşlar çabuk geçiyor derlerdi, haklılarmış. Şu 9 yıl ne büyük evrimlerle, ne büyük derslerle, ne önemli anlarla geçti.

Üniversiteye erken başladım, o nedenle 20 yaşım üniversite hayatımın ortalarına denk geldi. O dönemler metalciydim, Immortal, Children of Bodom, Sepultura, Lamb of God, Dream Theater, Slipknot, Opeth, Tool, Pantera vb. ne kadar grup varsa hayranıydım. Lise yıllarımdan başlamıştı metal müziğe sevdam zaten, üniversite yıllarında zirve yaptı. O dönem sadece siyah giyiniyoruz tabii, piercinglerimiz var, dövmeler, zincirler, uzun siyah saçlar... Aşırı okuyorum, üniversite arkadaşlarım (hala hepsiyle görüşürüm o dönemden) hepsi aydın kafalı, kendini yetiştirmiş, çoğu da müzisyen çocuklar. Eskişehir'de fink atıyoruz, hem kendi ayaklarımızın üstünde durmayı öğreniyoruz, hem soğukla mücadele ediyoruz, hem büyüyoruz. Özetle yirmilerin başında Ece başına buyruk ama çalışkan, metalci ama her müziği de seven, ilk evresinden çıkmaya başlamış biriydi.

Yirmilerin ilk çeyreğinde liseden beri okuduğu ama çok da odaklanmadığı feminizme merak sardı, akademide ilerledi, bu konuda bir sürü iş yaptı. Metal müzikten daha yumuşağına geçti, sanata merak saldı. Resime, operaya ve sanat tarihine. Arkadaş çevresi değişti, daha olgunlaştı büyüdü.

Yirmilerin ortasında artık iş hayatındaydı. Eğitim hayatı boyunca muhatap olduğu dünyadan çok farklı bir dünyayla karşılaştı. İletişim tarzı farklıydı, ilgilenilen alanlar, hitap şekilleri... Her şeyden önce hakkını vererek çalışmak yetmiyormuş, sağlam politika da bilmek gerekiyormuş... İnsan ilişkileri politikası... Siyah uzun saçlarından vazgeçip saçını her renge boyadı. Artık her müziği dinliyordu, her insanla nasıl konuşacağını aldığı eğitimin verdiği kolaylıkla da iyice öğrenmişti. Mücadele etmeyi zaten çocukluğundan beri çok iyi bilirdi, bazı sorunlarla baş etmek o nedenle zor olmamıştı.

Yirmili yaşlarda çok insan tanınırmış, o gezilirmiş, çok hata yapılırmış, çok mutlu olunurmuş, çok mutsuz olunurmuş, çok öğrenilirmiş... Benim de öyle oldu. Çok güzel başarılarla, çok güzel anılarla, dünyanın birçok yerinden birçok güzel insanla tanışarak, öğrenerek, kazık yiyerek, insanın nasıl bir canlı olduğunu öğrenerek büyüdüm. 27 yaşımda canımın içi eşimi buldum, hayatım değişti. Yirmili yaşlarımda yaşadığım en güzel şeydi.

Bugün 29 yaşımın ilk gününü yaşıyorum. Yirminin son basamağı... 9 yıla ne güzel şeyler sığdırmışım diyorum. 27'mde zirve yapmışım, 29'da daha da tepeye çıktım. Yine bu yaşımın içinde kısmetse anne olacağım. Tüm bu güzellikler, tüm bu mucizeler yirmilere sığdı, yirmiler bana müthiş şeyler verdi. Başarıları, eşimi, kendi ailemin dışında eşimin ailesini, dostlarımı, anılarımı ve bebeğimi... Biliyorum bu yazıyı okuyan kaç yaşında olursa olsun benimle benzer öyküye sahip. Yirmiler güzel seneler...

Şimdi bir yandan rap müzik dinleyerek, bir yandan doğum gününe hasta girecek kadar bahtsız bedeviliği görev edinmiş halde, ateşli, öksürüklü ama mutluyum... Herkesin de aynı mutluluğu yaşaması dileğiyle... İyi haftalar...