Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

22 Kasım 2019 Cuma, 10:26

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Kısır yiyesiceler...

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Son günlerde sosyal medyada Müge Anlı'nın programına katılan bir kadına söyledikleri konuşuluyor. 12 yaşında tanıştığı, 14 yaşında evlendiği iki çocuğunun babasının evi terk etmesi üzerine programa katılan bir kadın... 29, 30 yaşlarında... Eşi kendisini aldatmasına rağmen kocasından ayrılmak istemeyen, ayrılmak için bazı maddi şartlar sunan gencecik bir kadın. Müge Anlı konunun gidişatı dolayısıyla 'Biz sınavlarda ter dökerken sen görümcelerinde kısır yiyordun' diyor. Kadın da bilinçsizce kafa sallıyor.

Şimdi bu konu gündem olunca sosyal medya kullanıcıları ikiye bölündü: Okumak isteyen her şart altında okuyabilir mi okuyamaz mı diye...

Açıkçası Müge Anlı'ya kısmen katılıyorum. Bazılarına kolaycılık geliyor bu okumama işi. Şartlar uymadı, ailem okutmadı deyip erkenden kocaya, karıya (eş anlamında kullanıyorum) varma derdine düşüyor. Arka arkaya doğuruyor. Yeni doğum yapmam sebebiyle son zamanlarda sağlık ocağına sıklıkla gidiyorum. Bu Anlı'nın programına çıkan profil dolup taşıyor sağlık ocakları. Kucaklarında üç dört çocuk. Hemşireler yakınıyor 'O kadar doğum kontrol yöntemi anlatıyoruz. Yine hamile kalıp geliyorlar. Kocaları ya asgari ücretle çalışıyor ya da günlük işlerde' diye. Sonra bu insanlar diyor ki ' Allah verdi'

Yahu her şeyi de ilahiyata bağlamazsak öleceğiz... Ne alakası var?

Bu çocuk hastalanırsa tedavi ettirebilir miyim, iyi bir eğitim imkanı verebilir miyim, mutlu bir yaşam sunabilir miyim gibi bir dertleri yok. Ağzına daya simidi geç...

Sonra eltiyle, görümceyle kısır partileri, altın günleri... İşler tersine dönünce, kocalar boşanmak isteyince 'Ben bu çocuklarla ne yapacağım?' derdi başlıyor. O anlamda Anlı'ya hak veriyorum. Cuk oturuyordu o söylem oraya.Kız çocuklarının eğitimi çok ama çok önemli. Okumadıysan da merdiven silip, salça yapıp satıp, çocuk bakıp, limon satıp da eline üç kuruş almalısın. Belki bu parayla yaşayamazsın ama çalışmış olursun. Çalışmak ne kıymetli şey!

Zaten 12 yaşında başlayan şeyden aşk mı olur? 14 yaşındaki çocukların evlenmesi ne hukuken, ne mantıken, ne de ruhen akıl işi... O çocukların da kararı olmaz zaten o. Suç ailelerde...

Hep derim, lise aşklarından bile hayır gelmez, geçtim öncesini. Lisede yaşanan hormonaldir. Saçmadır, romantiktir, cahilliktir. Aşk, mantık, akıl barındıran evlilik mesleğe başladıktan, hayata atıldıktan sonra yaşanır.

Gelelim Müge Anlı'nın haksız olduğu yere... Herkes aynı şartlarda yaşamıyor maalesef. Okumak istediği için öldüresiye dayak yiyen insanlar var, ailesine bakmak zorunda olan, annesiz babasız kalan, açlıkla mücadele eden onlarca insan... Herkes aynı bilince sahip olabileceği bir ortamda da yaşamıyor. Cahillikle mücadele eden çok.

Müge Anlı da okumuş etmiş ancak herkes onun gibi ulusal kanallarda, ayda 300-500 bin lira kazanabilecek işlerde de çalışmıyor. Bakınız ben... Kendisinin yaptığı işin okulunu bitirmiş, programda işlediği konuların akademik anlamda cılkını çıkarmış biri olarak ben ve benim gibilerin işini yapıyor. Yani bizim imkanımız olmadı o paraları kazanmaya, o programları yapacak fırsatları yakalamaya. Her okuyan da sefa yaşamıyor.

Ha her okuyan, her para kazanan çok mu akıllı, çok mu bilinçli? Asla katılmıyorum. Kendi parasını kazanıp yine de kocasına sırtını dayayan, yine kısır partilerinde, günlerde sığ sığ oturan, kendini geliştirmek adına hiçbr şey yapmayan, hatta kendini geliştirmeye ihtiyaç duymayan kadınlar var. Kısır yiyesiceler!

Çok önemli yerlere gelmiş, diplomalar almış 'erkekler' var. Karısını döven, cahilliğinde boğulmuş, ailesine sahip çıkmayan, türlü türlü kötü huyların etrafında dolanan...

Yani büyük büyük laflar etmek için tüm bunları düşünmek gerek... Yoksa herkesin paçasından hipotezler akıyor.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

İnsanın hayatına karışıp akıl verenlere 'dur bakalım sen orada' deyince çenesini kapattığı her günü şükürmüş gibi susan insanlar var. Hani 'susuyorum çünkü sen kızıyorsun' edasıyla... Yahu egoya bak, ayıba bak... Tabii ki susacaksınız, birileri size had bildirmiş, hala utanmamış. Bakın bu tavır bizim toplumumuza at sineği gibi yapışmıştır. İçten içe 'Ben yaşadım, ben biliyorum, ben, ben, ben!'

Herkes alsın bildiğini, yaşadığını, deneyimini kendi yoluna devam etsin. Yaşam çok kişisel bir hak. Yine kişisel tercihlerle bilgi edinilir. Sor bakalım ben senin yerinde olsam aynı şeyi mi tercih ederdim? Şu kişiselliğe, özel alana saygı duyduğumuzda tam olacağız... Hadi inşşşşallaaah...

İyi haftalar efendim...