24 Ocak 2019 Perşembe, 16:48

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Egolarımız batsın!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Sağlık personellerine, doktorlara kısaca sağlıkta şiddete sonuna kadar karşıyım. Şiddete toptan karşıyım tabii ki ama can havliyle şifa aramaya gittiğiniz sağlık çalışanlarına kast etmek affedilecek şey değil. Ancak şunu da sormadan edemeyeceğim: Sağlık personellerinin hastalara uyguladığı psikolojik şiddetin de bir yaptırımı olması gerekmiyor mu?

Son zamanlarda fazlaca hastaneye gittim geldim. Genelleme yapmıyorum elbet ama hemşiresinden, doktoruna, hasta bakıcısından doktor asistanına kadar herkes hasta azarlıyor. Tamam İstanbul kalabalık, hasta sayısı fazla vs. Özel hastanelerde de durum farklı değil. Son bir haftam bana 'kanser olabilirsin' diyen bir doktor tarafından cehenneme çevrildi. Başıma ilk kez gelmiyor ama bu kez aşırı bir üslupsuzlukla karşı karşıya kaldım. Kibar kalmak için direttim epeyce, benden alınan örnekler bile azarlanarak alındı. Daha beş ay önce yaptırdığım testlere güvenmediğini, tekrar aynı testin yapılması gerektiğini söyledi ve tabii halihazırda özel hastanede paraları bayıldık.Aynı testleri normalde yılda bir yapılması gerekirken 5 ayda yaptırmış oldum, üstelik azarlanarak... Sonuç: Taş gibiyim.

Uygulamasını tartışmıyorum, doktor değilim. Ancak karşısındaki hastanın psikolojisinden zerre anlamadan, ne tür zararlar vereceğini gözetmeden, salt egoyla konuşan doktorlara saygı duyamıyorum. Ben zaten herkes eşittir ama bazıları daha eşittir diye davranan insanlara saygı duyamıyorum. Bütün meslekler aynı derecede saygıyı hakeder. Çöpçü olmazsa olmaz, elektrikçi olmazsa olmaz, avukat olmazsa olmaz, doktor olmazsa olmaz. Sağlık çalışanlarının üstlerindeki yük fazla, doktorlar çok fazla hasta bakıyor. Dertleri büyük, sonuç da bu oluyor. Ama tabii sadece 'egodan' ötürü bir ukalalık varsa, şayet benim gittiğim böyle biriydi, mesleğinin hakkını veremiyor demek ki... Herkese sağlık diliyorum...

***

Yılmaz Özdil bu aralar çok konuşuluyor. Mustafa Kemal kitabına ait özel bir seriyi 2500 liraya satışa sundu bu hafta. 1881 adet basıldı. Kitabın satışa sunulduğu saat ise 09:05 oldu. Yılmaz Özdil yakın zamanda Atatürk ile ilgili çocuk kitapları serisi de çıkarmıştı. Hal böyle olunca sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüdü. Bunun sömürü olduğunu söyleyen de var Özdil'in yaptığını savunan da...

Özdil uzunca bir açıklama getirdi, merak edenler internetten okuyabilir. Aynı kitabın 17 liralık versiyonu da var. Ben de aldım, okuyorum yavaş yavaş... Bir tarih kitabının kaynaksız oluşu eleştiriliyor. Hak veriyorum. Lisans tezimi bile neredeyse 80 kaynakla yazmıştım. Bir tarih kitabından beklentim yükseliyor haliyle...

Özdil'in Atatürk ile ilgili miras bırakması güzel... Mustafa Kemal Atatürk hayat boyu model olarak gördüğüm, 'babam' dediğim, hayranlıkla okuduğum, araştırdığım bir liderdir. Hatta tek lider. Ancak bu üretim, sahiplenme, 'bizden başka kimsenin değil, en iyi biz bilirizcilik' aşırıya kaçınca sömürü gibi düşünmemek elde değil. 'Yapabilen varsa çıksın başkası yapsın' diyecektir elbet, ancak bir şeyler popüler hale getirilmiyor diye yapılmadığına inanmak saçma geliyor.

Ayrıca bir tarih öğrencisinin kitabında yanlış bir bilgi yazdığını kibarlıkla ve kendisine hayran olduğunu belirttiği bir üslupla yazmasına rağmen Özdil içi boş bir ego ile terslemiş, öğrencinin yazdığı güzel mesaja layık olmayacak bir şekilde yanıtlamış. İddia böyle... Umuyoruz doğru değildir.

Ama ego fena şey... Meslek ayırt etmiyor...

***

Yerin dibine batasıca egolarımızdan biraz sıyrıldıysak gelelim kültürlenmeye... İspanyol sinemasını çok seviyor ve başarılı buluyorum. Size üç favorimi sıralayacağım. İzlemediyseniz izleyin, müthiş finaller, süper kurgular, bol heyecan, gerilim...

-Mientras Duermes (Ölüm Uykusu)

-La Cara Oculta (Karanlık Taraf)- Bu filmi Özcan Deniz uyarladı. Meryem Uzerli de oynadı diye hatırlıyorum, ben izlemedim. Orijinaline bir bakın derim.

-El Orfanato (Yetimhane)

-La Piel Que Habito (İçinde Yaşadığım Deri)

-Contratiempo (Görünmez Misafir)

La Piel Que Habito (İçinde Yaşadığım Deri)'yi izlemeyen azdır. Ama diğerlerini izlemediyseniz mutlaka diyorum.

***

Michelangelo Merisi da Caravaggio benim gözde ressamımdır. Eserleriyle üniversitede eğitimim süresince tanıştım ve bayıldım. Tüm çizimleri, mantığı, yarattığı işler tek kelimeyle harika, insanüstü. Milanolu sanatçı 1571 doğumlu. Bacchus, Martirio di San Matteo, The Incredulity of Saint Thomas, The Entombment of Christ, Saint Jerome, Salome with the Head of John the Baptist gibi birçok eserine hayranım. Şimdi de La vocazione di San Matteo isimli tablosunun puzzle çalışması evin ortasında yatıyor. Eğer ressamın eserlerini incelerseniz 5 aydır neden bitmediğini iyi anlarsınız. Bu adamı inceleyin dostlar... İyi haftalar.