27 Haziran 2019 Perşembe, 13:47

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Düşün şu erkeklerin yakasından!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Şu erkeklerin yakasını bir bırakmak lazım! Çarpıtmalara girmeyin lütfen... Sapığını, katilini, istismarcıya peşkeş çekeni, ataerkilliğini fışkırtanları demiyoruz elbet... Ama feminizmin gerçekliği, toplumsal cinsiyet eşitliği böyle bir şey... Piyasada 'feministim' diye gezinen yetişkin kadınlara duyurulur.

Toplum kadınlardan çok şey istiyor çok... Erkeklerden daha fazla... Ama medenileşmenin, empati kurdurtmanın bir yolu da şu erkeklere yüklediklerimizi kaldırmaya çalışmaktan da geçiyor. Son yıllarda ergeni, yetişkini bütün erkekler daha fazla para kazanmanın, para, para, paralar kazanmanın derdinde... Parasız adamı hiç ediyoruz. Arabası olmayan erkeği evlenilecek listesinden çıkardık. Çıkardınız yani... Biliyorum ben, var benim böyle arkadaşlarım. Hatta bir tanesi bir gün 'Arabası olacak, beni evimin önünden alıp evimin önüne bırakacak. Evi olmazsa olmaz. Bunca güzelliği çulsuzluğa verecek değilim. Eşek gibi çantamı da alacak, ayakkabımı da...' mihvalinde bir şey söyledi kendisine eş değil, taksi şoförü arayan kadın... (Ultra eğitimli, sözde feminist, hakkını erkeklere asla yedirtmeyen ama erkeklerin paracıklarını çıtır çıtır yiyen hemcinsim)

Ama bunların da taliplisi çoktur. Hayatını mahvedip 3 sene sonra (ki 3 fazla bile) yüklü miktarda tazminat ödemek zorunda kalarak boşanacak olan adamların ilk tercihidir. Ben önceden nikah kıydırıp sonra alınan o güzelim evi beğenmeyip 200 bin liralık tazminatlı boşanma davası açan kadın biliyorum, öğretmendi, tayin işini de arada halletti. Üzgünüm, kadın olmak demek insanlara zulüm etmek, terbiyesizlik yapma hakkına doğuştan sahip olmak, iyi niyeti sömürmek değil...

Çocukken başlıyoruz biz erkek çocuklarını yemeye. Şimdi geçenlerde hastanedeyim. Malum doğumuma az kaldı, testler mestler, iğneler, osu busu... Kan verirken fena olurum ben, iğneyi de sevmem. Doğum korkusundan uykularım kaçar oldu, annemin beni doğururken Zübeyde Hanım Hastanesi'nden kaçmışlığı var... Genetik mirastan gözüm korkuyor, korku buhranlarına kapılıp gidiyorum.

İşte ben bu duygularla iğne için kayıt yaptırıyor, bir yandan da ben böyle korkuyorsam bu tecavüz edilen minicik kızlar nasıl doğuruyor diye dehşete kapılıyorum. Derken gürbüz çocuk ağlamaya başladı önümde. İğne sırası bekliyoruz. 12-13 yaşlarında, iri yarı bir erkek çocuğu. Yanında annesi, hastanedeki teyzeler de toplanmış etrafına. Gürbüz çocuk iğneden korkuyor, yerinde zor duruyor kaçtı kaçacak. İçeriye bebeler giriyor, iğneyi yiyen çığlığı bastıkça gürbüz çocuk 'bak gördün mü' diye ağlanmaya başlıyor. Teyzeler başladı 'Erkek adam ağlar mı? Koca delikanlısın sen...' vs. Nasıl vurguluyorlar bastıra bastıra 'erkek adam' 'erkek adam' diye... 'Ay' dedim 'Ağlar. Korkmanın yaşı da yok cinsiyeti de. Ben şu an burada bayılacak gibiyim. Bak ben de korkuyorum. Ama sağlık için mecburen vurulacaksın. Şimdi bunu vurulmazsan sonra çok daha fazlasını vurulmak zorunda kalırsın' dedim. Teyzeler bana kızdı, (çocuğun tesellisini bozmuşum. Teselliye bak, kaba etimin kenarı) koca karnımı unuttum, hastanede Virginia Woolf'çuluk oynuyorum. Velhasıl küçük 'erkek adam'dan bozma gürbüz çocuk iğneyi yedi, yerken ortalığı ayağa kaldırdı. Ama iğneden çok asıl can yakan küçücük çocuğa yüklenen toplumsal zırvalıklardı...

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Tembellik koca binayı yok etti. Ciddiyim. Bursa'ya kargo yolladım geçen Cuma... Düne kadar gidemedi kargom. Şirketim adını vermeyeceğim, bilindik bir kargo şirketi işte. Basın enformasyona gönderdim. Baktım ses seda yok, ulaştım kargocuya. Kargocu dedi ki, 'Apla kargoyu götürememişler çünkü bina yok.'

Bina mı yok? On kere gittiğim, taşınalı uzun zaman olmuş, yeri artık sabitlenmiş, koca kurum... İşte açık adres, binanın rengini bile biliyorum. Nasıl yok bina?

'Valllaaa yok apppla bina' diyor dişlerinin arasındaki sakızı ufaktan cakcaklayarak... Bir yandan bağırıyor 'Fatiğğğhhh ağabeyyy bina yok demiii?'

'Yok' diyor Fatih abisi. Kargo elde patladı. Gönderdiğim önemli belge. Açık adres ver apla diyor. Tam veriyorum yanındakilerle konuşmaya başlıyor. Hadi gel de azarlama, çıldırma...

Basıyorum çığlığı, dinliyor beni sağ olsun... Adresi yanlış okumuşlar. Aaa bina varmış oysaki! Yarın götürürüz apla dedi. Yarın oldu hala gitmedi. Dedim gönderdiğim resmi belge, başınız belaya girecek. Biraz sinkaflı konuşma, biraz yeter canıma tak etti naraları derken kargom şükürler olsun ulaştı. Sevgili Nuray'ın sabrı, benim cazgırlığımla... Memlekette medenice iş yaptırmaya hasret kaldık, liyakat ne kadar da önemli...

İş yapma azminiz 'bina yok apla'ya benzemesin... İşinizi hakkıyla yapın. Şimdilik iyi, mutlu, sağlıklı haftalar... Haftaya size güzel bir dizi önerisi ve çözümlemesiyle geleceğim. Mutlu kalın...