30 Ocak 2019 Çarşamba, 19:44

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Dünyayı kimin kurtacağını biliyorum!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Geçtiğimiz günlerde internette dolanırken şuna benzer bir paylaşım gördüm:

'Anneler değil, annelik kutsal. İnsanlar değil, insanlık kutsal. Saygı yaşla artan bir şey değil, herkes hakettiği saygıyı kendisi kazanır' diye...

Her daim söylediğim şeyler. Postmodern anneler, fazla duyar kasanlar, -mış gibi yapanlar, ortalık yangın yeriyken kendi derdine yananlar, çiğ kalmışlar, her yaşın hakettiği merakı gözetmeyenler, neşelenmekten utananlar, toplum yargılarını çok umursayanlar, akıl vermeyi kendine görev belleyen, kim olduğunu fark etmeden öğütler vermeye çalışanları hazetmem. 'Kitap okumayı bu kadar yüceltmeyin' diyenlere karşılık olarak kitap okumanın faziletine vurgu yaparım. Akıl vermek için çok okumak ya da sağlam deneyimlere ihtiyaç var. Aynı coğrafyanın içinde dönüp, aynı insanlarla yıllarca haşır neşir olup, senden farklı olanları yargılayarak, farklı ortamlara girmeyi zorunluluk görmeden sadece kendi doğrularını doğru sanarak yaşayıp üstüne de akıl verme lüksüne sahip olmak nasıl bir cüret hiç aklım almaz... İnsanların kutsallarının farklı olabileceği, kavramlara farklı manalar yükleyebileceği, hayatı başka türlü yaşamak isteyeceğini gözetmeden...

'Çalış, para kazan, evlen, ev al, çocuk yap, öl'

Bu döngü bana hiç insani gelmiyor. Bu algıyı şiar edinenlerin kapitalizmin tam manada kölesi olduğunu ve bu köleliği görmeyecek kadar da kör olduğunu sanıyorum. Hayat şartları bunu zorunlu kılıyor, bunun dışında alternatiflere insanların hem maddi, hem de manevi gücü yok. Evet buna katılıyorum. Ama farklı renkler giymek, farklı şarkılar dinlemek, değişik yemekler denemek, kalıpların dışını sorgulamak, merak etmek de parayla değil ya!

'Anneler değil, annelik kutsal'

Öyle... Hele ki yaşıtlarımı da dahil alan nesle baktığımda içimdeki vıcık vıcık duygunun üstesinden gelemiyorum. Herkes mükemmel anne! Süper bilinçli! Çocuğuna gereğinden fazla ilgi göstererek muhteşem ebeveyn olduğunu sanma yanılgısıyla egosunu dizginlemeye çalışan insan topluluğu... Sonra özgüvensiz, yaratımdan ve mutluluktan, disiplinden, sorumluluktan, bilinçten, bilgelikten uzak çocuklar... Tomarla parayı babyshowerlara, diş buğdaylarına, bilmem kaçıncı doğum günlerine yatırıp sırf Instagram'da komşunun kızına, uzak akrabaya, gıcık olunan arkadaşa nispet yapmak için yine aynı vıcıklıkla hazırlanan sofralar, yapmacık batılılık, olmamışlık...

'Anne olunca anlarsın' yanlıştır, her anne aynı olsaydı fabrikasyon çocuklar çıkar, farklılık diye bir şey olmazdı. Her anne aynı olsa kötü insan, iyi insan ayrımı olmazdı. Her anne aynı olsaydı bazı bebekler çöp kutularının yanında bulunmazdı. Hep derim, her yerde yerim: Anne, baba olunca karakter değişmez; ebeveynler karakterlerine göre çocuk yetiştirirler.

'İnsanlar değil, insanlık kutsal'

Şimdi herkes duyar peşinde... Şu klavye delikanlısı dedikleri hani... Herkes sosyal medya üzerinde çok vatansever, çok dürüst, çok doğru, çocukları seven, hayvanları koruyan... Ama ne hikmetse yan evlerinde çocukların istismara uğradığını görüp de susanların sayısı da bir o kadar çok. Tüm bunlara rağmen iyi ki var dürüst insanlar, dünyayı dürüstlük kurtaracak çünkü...

Gelelim saygı işine,

Öyle ya bir değişik insan tiplemesi var. Yaş arttıkça saygının da o oranda artmasını isteyip, saygı duyulmak için iyi ve güzel tek bir şey yapmayan... 'Bana saygı duyacaksın çünkü ben senden yaşlıyım, büyüğüm' diyenler hani... Yukarıda da değindiğim gibi, açıp kitap okumayan, hayatı kısır döngü içinde yaşayan, kuru kuruya saygı bekleyen ve bunu sadece sizden daha önce doğdu diye isteyen değişik bir tip... Sevmem... Saygı da duymam... Akıl yaşına, bilgiye saygı duyarım, benden yaşça küçük olan birinin bana bir şey öğretmesi ona karşı hayranlığımı arttırır, komplekse girip öfkemi değil...

Hah bir de şu var, sizin okuyup araştırıp merak duyduğunuz konulara karşı sizden daha iyi bildiğini savunan insanlar var ya, ben onlara 'öyledir tabii' deyip geçiyorum. Sizin alçakgönüllülüğünüz karşı tarafın zaferi oluyor. Siz daha savaşa bile girmeden... Deneyin...

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Kültürlenme zamanı!

Size bu hafta benim de katkımın bulunduğu bir kitabı önereceğim. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın bölüm hocası kıymetli Prof. Dr. Erdal Dağtaş'ın derlediği, benim de 'Yerli Dizilerde Aile Kavramının Sunumu' makalem de katkıda bulunduğum Küreselleşme, Medya ve Toplum kitabını öneriyorum. Yeni bir kitap değil, 2012'de basıldı. Ama medya içeriklerinin, izlediğimiz her şeyin çözümlemesini yapmak isteyenlere birebir. Üstümde çok emeği bulunan Erdal Hocamın toplumu aydınlatan onlarca kitabından biri... Tavsiye ederim...

Gelelim okurken pek keyiflendiğim iki kadına... Mizah yapan kadınlara bayılıyorum. İlki bizim topraklardan, Deniz Özturhan, 'Kim lan bu hayatımın erkeği?' kitabı gerçekten komik... İyi komik, müthiş tespitler...

Diğeri uzaklardan, Amerika'dan... Ben kitabı Charlotte'dan almıştım, Türkiye'de mutlaka vardır diye düşünüyorum. Yazarımızın adı Sarah Knight... Bendeki kitabının ismi: 'The life-changing magic of not giving f*ck'

Yine güzel tespitler, hayatınızı değiştirecek eğlenceli öneriler... Kaçırmayın efendim.

Son olarak bir şey daha eklemek istiyorum. Türk Rap'i harikulade bir gelişim içinde. Hiç dinlemezdim önceden, şimdi tek dinlediğim şey Türkçe Rap oldu. Tebrik ediyorum, denemeyenlere tavsiye ediyorum. O ne güzel sözler!

Daha dürüst, daha iyiliksever, daha barışçıl, daha sade bir dünya dileğiyle... İyi haftalar...