30 Mayıs 2019 Perşembe, 15:42

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Bir zahmet bir şey olmayıverin!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Herkesten her şey olmaz! Yani herkes istediği her şey olamaz. Geçin bu kişisel gelişim kitapları zırvasını!

"İstediğin her şey olabilirsin"

Olamazsın.

İyi bir ressam olmak için salt eğitim yetmez, bir yetenek de gerekir. İyi bir müzisyen olmak için şan dersleri almak yetmez, yetenek gerekir, iyi bir kulak, güzel bir ses veyahut beste yapabilecek ruh, enstrüman çalabilme yeteneği...

İyi bir siyasetçi olmak için birilerinin seni oralara getirmesi yetmez, o koltukta kalmak, halkın desteğini almak için iyi bir bilgi birikimi, iyi diplomalar, liderlik vasfı, insanlık gerekir. Doğa işidir biraz, karakter meselesidir.

İyi bir öğretmen olmak, sadece okulundan mezun olmakla olmaz. Sağlam bir psikoloji, öğretme arzusuyla dolup taşma, kendini her alanda geliştirme arzusu, branşı ne olursa olsun anadilini iyi kullanma, her ruha hitap edebilecek hayat deneyimine ve her ortama az çok girmeyi gerektirir.

İyi bir dansöz olmak için güzel bir fizik yeterli olmaz. İyi kıvırmayı, ritme uymayı, yüz ifadesini iyi kullanmayı, o ruhu taşımayı gerektirir.

İyi bir gazeteci olmak için torpil yetmez, iyi bir eğitim, yazma yeteneği, çok okumak ve çocukluğundan bu yana düzgün konuşabilme, hayal etme, sorunlara duyarlı olma, liderlik vasfı, doğru soruyu sorabilme yetisi gerekir.

Yani her meslek için önce ruh gerekir aslında. İnsan ruhu özgürse, istediklerini gerçekten, kendi hür iradesiyle istediğinin farkındaysa ve egosu gereğinden fazla şişirilmemişse kendi mesleğini doğasının yardımıyla bulur aslında. Kendiliğinden...

Bundan tam 12 yıl önce üniversite sınavından aldığım puan gayet iyiydi. ODTÜ'de tarih ve edebiyat okuyabiliyordum. Ama ben 6 yaşımdan beri gazeteci olmak istiyorum. Okuma yazmayı öğrendikten sonra A4 kağıtlardan gazete yapar, haberler yazar, aile fertlerine satardım. Hiç kıyamadığım Yonca Evcimik kasetlerinin üstüne radyo programları kaydederdim, haberler okurdum, program yapardım. Öğretmenlik benim işim değildi. İyi ki de ruhumu dinlemişim, meslek tercihim için hep mutlu olmuşumdur.

Ama eğer olamasaydım, yani istemek yetmeseydi, üzülürdüm ama mutlaka kendimi olmam gereken yerde bulurdum. Ama zaten doğru yerdeyim, çünkü hep ruhumu dinledim. Doğru yerde olmayan o kadar çok insan var ki...

İsteyen herkes her şeyi olamaz, istediği şeyi karakterinin, ruhunun, yeteneklerinin desteklemesi gerekir. Her şeyi de olmayın be arkadaş!

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bak herkes her şey olunca ne oluyor?!

'Yazar' oluyor mesela. Kitap çıkarmayan kaldı mı? Uyuşturucudan içeri giren mankeni, oyuncusu bile 'Neler yaşadım bak' diye kitaplar çıkarıyor. Youtube'da saçmalayan tipler filmler yapıyor, kitaplar basıyor, 'sanatçı' oluyor.

Bir tanesi de 'yazar' olmuş. Zümrüt Apartmanı diye bir kitap çıkarmış. Pedofiliden paçasına kadar çamura batmış bizim gibi toplumlarda oturmuş bir tür sözde anlatım tarzıyla pornografiyi yaşatmış. Öyle çirkin, öyle hayasız betimlemelerle... Bunun adı sanatmış! Tepki göstereni çok. Ama bunu savunanlar da çıkmış, Dostoyevski ile falan kıyaslıyorlar. Bu sözde yazarı ve bu çirkinliği basan yayınevini eleştirenleri hiç kitap okumamakla, hiç film izlememekle itham ediyorlar. Hatta yayınevi o kadar işi arşa çıkarıyor ki eleştirenleri 'karga beyinlilikle' suçluyor.

Kitapta bahsi geçen cümleleri burada yazıp peşkeş çekmeyeceğim. Ama bir çocukla ilgili kurulan hayaller, o kullanılan cümleler, o irine bulanmış hayal gücü nasıl bir motivasyonla, nasıl bir ortamda vuku buldu, gün yüzüne çıktı merak ediyorum. Ya da etmiyorum... Canınız cehenneme!

Bu arada 1.5 yaşında bir kız çocuğu daha ölü bulundu. Ecrin... Hiç sanatsal değil!

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Liseye geçene kadar en büyük keyfim, okuldan dönüp yemeğimi yedikten sonra ödevlerimi bitirip sobanın kenarına kıvrılıp kitap okumaktı. Saatlerce kalkamazdım, bir kitaptan diğerine geçerdim. Okul kütüphanesini neredeyse bitirmiştim. Hayatımda hiçbir şeyden o kadar haz almadım sonrasında da. İşte geçen hafta yıllar sonra tekrar elime alıp bitirdiğim Çocuk Kalbi bana o günleri anımsattı. Bu hafta herhangi bir kitap önermeyeceğim. Sadece şunu tavsiye edeceğim:

Çocukken okumaktan çok zevk aldığınız bir kitabı tekrar okuyun. Sakin ve mutlu olduğunuz bir ortamda... Çocukluğa yolculuk ruha iyi geliyor. İyi haftalar!