12 Eylül 2019 Perşembe, 16:46

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Ben bi' gidip geleyim!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Kıymetli, bir o kadar da sevgili okurlarımız,

Kısa bir süreliğine sizi yazılarımla meşgul edemeyeceğim. Her ne kadar bu duruma üzülsem de bu kısa molanın sebebi anne olmak için...

Hamilelik değişik, zorlu bir yolculukmuş. Zaman zaman bu yolculuktan kesitler de paylaştım sizlerle. Toplumun şeylere, durumlara yüklediği anlamları çözümlemekle geçti eğitim hayatım, aldığım eğitim de buydu. Akademik alanlarımdan kaynaklı da annelik, kadınlık, hamilelik ve toplumun bunlara yüklediği anlamları birçok farklı düşünceden okuma, araştırma şansım oldu. Sonunda kendi fikrime de sahip oldum tabii. Hamileliğim de bu fikirleri değiştirmedi, aksine ne kadar haklı olduğumu anladım.

Öncelikle hamilelik çok da ballandırılarak anlatılacak, şöyle güzel böyle harika denilecek bir süreç değilmiş. Tam aksine çok zor bir süreç. Ki bunu hamileliğini sağlıklı, enerjik geçiren bir kadın olarak söylüyorum. Benim için her şey son iki ay çok zor oldu. Hem de ne zor. Ama bebeğimin 7 ay boyunca verdiği rahatlığa ihanet etmiş olurdum şikayet edersem...

Önce ağrılar başlıyor, sonra kusmalar, hormonlardan ötürü her şeyden, herkesten nefret ediyorsun. Üstüne bir de insanlar yaptığı her ayıbı hormonlarına vuruyor, iyice deliriyorsun. Annelik iç güdüsü şak diye gelmiyor. Ama toplum sana yıllarca bunu öyle anlatıyor ki bebek hareket ettiği gibi analık yüklenecek sanıyorsun. Yüklenmeyince kendini suçlu hissediyorsun. Kilo alıyorsun, çirkinleşiyorsun, çabucak yoruluyorsun, çatlıyorsun, sosyal ortamından uzaklaşmak zorunda kalıyorsun, tatil sandığın gibi keyifli geçmiyor, iğrenmeler, aş ermeler, nefes alamamalar, kramplar, uykusuzluklar, giderek kilo almalar, kıyafet sorunu, testler, defalarca kan vermeler, sağlık sektörünün sömürüsü, anlayışsızlıklar, öfke, hormonlar, ağlama krizleri, kıllanma, gelecek kaygısı, bebeğime bakabilir miyim endişesi, soru işaretleri, herkesi idare etmeye çalışma, lohusalık endişeleri, tecrübesizlik, kötü ihtimaller, doğum korkusu, saçmalayan insanlar... Daha sayayım mı? Hele bir de benim gibi hamileliğini yalnız geçirenlerdenseniz cehenneme hoş geldiniz...

9 ay yaşadığım tüm duygu dalgalanmaları ve bu zorlukların getirdiği hezeyanlara rağmen yapabildiğim kadar 'sorun yokmuşcasına' davrandım ama büyük bir  yalandı. Bir gününü çalışmadan, sosyalleşmeden geçirmeyen ben, 1 senedir evde ve koca karnımla yürüyemez haldeydim. Çok kez aynada kendimi gördükçe hüngür hüngür ağladım. Kendini modern atfeden gerizekalı yeni annelerin sözleri, yaklaşımları; 'sütün gelmez' diyen teyzeleri arattırdı. Eşimin desteği çok olsa bile yalnız geçirilen bir hamilelik için hiçbir şey yeterli olmuyordu. Başına ne gelirse gelsin tek başına geçirmek zorundasın, en hızlı yardım maksimum 3 saat sonra gelebilir. Ama herkes senin hayatını muhteşem zanneder. Çünkü sosyal medyadaki maymunluklarının temelinin ağır dalga geçmek olduğunu çok az insan anlayabilir. Ukalalık yapan çok ama yürekten dinleyen azdı. 'Bebeği kucağına alınca geçer' lafı kulağımı çok tırmaladı. Ya geçmezse, ya tüm bu duygular devam ederse korkusu yakamı hiç bırakmadı. Yalnız değilim biliyorum, iç sesiyle özgürce konuşabilen her kadın aynı şeyi söylüyor. Bu toplum var ya bu toplum, beynimizin içini kemirip bitiriyor!

Bebeğimi doğmadan çok sevdim, koruma ve annelik güdüsü doğumdan sonra tamamen gelecek biliyorum. Milyonlarca hazırlık, onlarca anı bıraktım kızıma. Kulaklarımı kapadım, bebeğime, eşime ve kendime odaklandım. Hormonlarımı serbest bıraktım, düşüncelerimi söylemekten yorulmadım. Bir çocuğum olacak, benim çocuğum, öncelik buydu... Sancıların, uykusuzluğun, tuvalette geçirilen zamanların yerini emzirmeler, ağlamalar, gaz sancıları alacak biliyorum. Hem mutlu oluyorum, hem tüylerim ürperiyor. Barlarda, festivallerde, arkadaş ortamlarında özgürce takıldığım zamanları özledim, özleyeceğim de biliyorum. Ama en az kendim kadar yaşama özgür ve mutlu bir kız çocuğu bırakacağım için de heyecanlıyım... Dualarınızı eksik etmeyin olur mu?

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Gelelim bir diğer maceraya... Kelimeler ve kelimelerle ilgili oyunlar, yarışmalar benim kocaman bir tutkumdur. Hal böyle olunca Ali İhsan Varol'un sunduğu Kelime Oyunu adlı yarışmanın nereden baksanız 8-9 senedir müdavimiyim. Başvuru yaptım uzun süre önce. Ve beni sağ olsunlar doğuma 10-15 gün kala çağırdılar. Gittim yarıştım 9 aylık halimle.  Sonra hafta finali için tekrar gittim. Her işimde olduğu gibi bu işte de enteresanlık olmasa olmazdı. Ve şimdi doğumdan sonra bir aksilik olmazsa ay finali için gidip yarışacağım. Kızımla birlikte yine... Doğmuş ve doğurmuş olarak...

Ali İhsan Varol gerçekten de ekranda göründüğü kadar samimi, sıcak ve akıllı bir adam. Çok ilgilendi, sohbet ettik. Yarışırken eşim ve annem de destek oldu. Kızıma harika anılar bıraktım. İlk yarışmayı 16 Eylül'de Teve2'de saat 19:00'da izleyebiliyorsunuz. Benim gibi yarışmanın müdavimlerine duyurulur.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bu kısa süreli ayrılıkta dönüşte anlatacak çok şey birikeceğine eminim. Şimdiden konu başlıklarını not alıp duruyorum. Sevgiyle, mutlulukla, insanlıkla, yaşamın en güzel anlarını doya doya yaşama şansını yakaladığınız zamanlarla kalın...

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx