01 Ağustos 2019 Perşembe, 19:02

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Bana güveniyor musun?

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Açıkçası ben kimseye güvenmiyorum. Tıpkı toplumumuzdaki her birey gibi... Bu hafta hamile bir kediyi pitbullun önüne atan çocukları, tavırlarını ve beni tatmin etmeyen cezalarını, kediyi kapıya sıkıştırarak öldüren kadınları, köpeğe tecavüz ederken kalp krizi geçiren zavallıyı, öz kızına 1 yıldır tecavüz edip kızı 'yapma baba' deyince 'bana sevgilim de' diyen pisliği, hamile kadını yolda darp etmeye çalışan baklavacıların serbest bırakılışlarını görünce güvenemiyorum.

Ondan önceki hafta da görmüştük, ondan önce de, onun da öncesinde, geçen yılda, 5 yıl önce de...

Yozlaşma giderek artıyor, suç oranı artıyor, toplum karman çorman oldu, birbirimizi sevmeden, güvenmeden yürüyoruz yollarda. Milli bayramlar, ortak değerler ne önemliymiş! Bizi biz yapan şeyler, birbirimizin çocuklarını sevmemizi sağlayan o değerler...

Şimdi biri ufacık bir iyilik yaptığında yıldız gibi parlıyor o iyilik. Ruhlarımız o kadar muhtaç kalmış o duyguya. Vicdanlara kalıyoruz, güvenmeden yaşıyoruz. Sosyal medyada tartışma platformlarında 'hamile kadına yer vermek zorunda değilim, yaşlılara yer vermek zorunda değilim, 4 bin lira maaş alan adamla evlenmem, üst bacağına dövme yaptıran kadınla evlenmem, domuz yiyenle oturmam, çocuk istemeyen çiftler neden evleniyor, kadınlar şöyle olmalı böyle olmalı yaftaları bitmek bilmiyor. Hoşgörü, eşitlik, saygı yok. Güzel duyguların yerini içten içe işlenmiş nefret duygusu alıyor ve bu beni çok korkutuyor.

Daha da korkutan şey tüm bunlar ülke gençlerinin rap dünyasındaki kavga kadar dikkatini çekmiyor...

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Oyuncu Hazal Kaya hamile. Kendisi sosyal medya hesabından bikinisiyle fotoğraf paylaşmış. Karnı büyümüş... Bundan bana ne? Mutlu mu oldum, dünyanın üstünde anne olmak isteyip, anneliği hak eden her kadın için olduğum kadar. Bikinisi beni rahatsız etti mi? Yooo... Bikinisiyle koca göbeğini göstermesi peki? Asla... Aksine hoşuma gitti. Ben de yaptım aynısını, hatıra olsun istedim. Hem canım istedi, amaçsız da çektirebilirim... Yani Hazal Kaya'nın o fotoğrafı paylaşması beni hiç enterese etmiyor. Görünce hoşuma gitti o kadar...

Peki nasıl mı gördümbu fotoğrafı? Ben Hazal Kaya'yı takip etmiyorum, oturup hayatını da izlemiyorum. O nedenle ne yaptığını bilmiyorum. Ama onu takip edenlerin bir kısmı öyle rahatsız olmuş ki, öyle yorumlar yazmışlar ki sosyal medya üzerinden tartışmayı gördüm, o zaman girdim baktım.

Adama sorarlar; rahatsız olacağın insanın hesabında ne işin var? Hadi oluyorsun yorum yapmaya ne hak buluyorsun? Sana mı kaldı elalemin müslümanlığı, namusu? Rahatsız oluyorsan o hesaptan çıkmak sadece 2 saniye... Ayrıca hamile değilken belki bin kere bikiniyle televizyonda gördüğün kadını hamileyken bikinili poz verince mi ayıplıyorsun? İki durumda da ayıplama hakkın yok da ben bu işin hamilelikle ilgisi olduğunu çok iyi biliyorum. Instagram'da yaz aylarında herkes bikinili fotoğraf paylaşıyor. Genel olarak bikinili kadınlara sinirliyseniz onlara da yazmanız gerekir çünkü...

Ama ne hikmetse hamile kadını bir aseksüel hale getirme, cinsiyetsizleştirme, kadınlaştığında kınama, ayıplama durumu var. Hem de çok ağır... Türk kadını biraz da bu sebepten ötürü anne olduktan sonra kadın olduğunu unutuyor. Toplum unutturuyor.

Hamile reyonlarına gidin, hayatımdan hiç bu kadar kötü kıyafetler görmemiştim. Kadınlıktan uzak, erkek kıyafetinden hallice, yakası paçası sıkı sıkıya kapalı... İstemiyorum arkadaş! Hamile olduğumda da mini giymek istiyorum, renkli tişörtler, fırfırlı etekler, dantelli taytlar...

Hem de çok pahalı o çirkin şeyler... Hamileliğim boyunca bir tane hamile kıyafeti almadım. Öyle giyinmek istediğimde kocamın gardolabına yöneliyorum...

Yani özetle kadının ne yapacağına kadın karar verir. Göbeğimizden, göbeğimizin içindeki bebekten, bikinimizden rahatsız olan takip etmez olur biter...

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Salda Gölü ile olan hikayem değişiktir. Eşimle tanışmadan önceki iki sene yaz planlarım Salda Gölü'ne gitmek üzere kuruluydu ama çok yoğun çalıştığım için ne zaman tatile çıkacağım belli olmuyor, bu nedenle tatil programlarım hep son dakikaya ve doğaçlamaya kalıyordu. İki sene sonunda 'Bu yaz kesinlikle Salda'ya gideceğim' dedim ve gittim. Evlenmiş halde ve Burdurlu eşimle birlikte... Salda beni öylesine sahiplenmiş, öylesine ağırlamıştı anlayacağınız...

Tek kelimeyle bayıldım gittiğimde, ne harika yer... Ama keşfedilmesi, kirletilmesi acı verici... Hele şimdi bir de Salda Gölü'nün etrafında olacakları duyunca içim acıyor...

Ülkenin diğer bölgelerinden gelen orman haberleri de... Yahu yeşile, doğaya bu kadar mı düşmanız? Şu güzellikler başka ülkelerde olsa üstlerine titrerler... İçecek su, alacak hava, bakacak güzellik bulamayacağız... Yazık...

İyi haftalar diliyorum...