09 Mayıs 2019 Perşembe, 12:30

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Alış yavrum alış!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Üzgünüm, İstanbul seçiminin yenilenmesine hiçbir mantıklı sebep bulamıyorum. İki tarafı da dinliyorum, seçimin yenilenmesi için gösterilen nedenlere objektif olarak yaklaşmaya gayret ediyorum. O zaman da daha önce yapılan seçimlere güvenimi yitiriyorum. Bir oradan tutuyorum, bir buradan...  Aynı zarfın içinde tek bir seçimi kabul etmemek üçüz bebeklerin birine DNA testi yaptırmak gibi bir şey...

Vatanını, milletini, ülkesini seven bir vatandaş olarak sandık başına gitmekten gocunmuyorum, gurur duyuyorum. Ancak pek bir sık gitmeye başladık. Sonuçlar da hoşa giderse hani öyle doğru oluyor ya da ona göre yanlış... 23 Haziran'da yine gideceğim, yine oy vereceğim. Bütün planımı, programımı ona göre yapacağım. Haziranda karnımda 6 ayını bitirmek üzere olacak bebeğim bile şimdiden iki kez sandık başına gitme deneyimini kazanmış olacak. "Alış yavrum" diyorum "alış." Dur bakalım sen bu memlekete gözünü açasaya kadar neler oluuuuurrrr neleeeeer biterrrr...

Bu konuyla ilgili fikirlerim de duygularım da yaz yaz bitmez. Ben sakinlikten yana olup süreci izlemeyi tercih edeceğim, 23 Haziran'dan sonra yaşayabileceklerimizi içimden tahmin edip sosyolojik gözlemlerimi paylaşmayı sonrasına bırakacağım.

Açıkçası seçimin tekrarlanacaği kararına da hiç şaşırmadım.

***

Bursa'dan gündemi sarsan, vicdanları yerinden oynatan bir haber geldi. Güneştepe Mahallesi'nde bulunan apartmanda 5 yavru kediyi acımadan öldürenlerden bahsediyorum. İkisinin kafası koparılmış. İçimden geçen cümlelerin hiçbiri küfürsüz değil. Bunu yapanın, yapanların acilen, en acilen bulunması gerekiyor. Toplumda yer almaları, toplu ulaşım kullanmaları, çarşıda pazarda dolanmaları, çocuk parklarının kenarından bile geçmeleri çok büyük bir tehlike. Hayvana acımayan insana hiç acımaz. Bu tür yaratıkların toplumdan nasıl ayıklanacağı fikriyle yanıp tutuşuyorum, bir sonuca ulaşamıyorum. İnsan bu vahşetlerin gerçekleştiği anı gözünün önüne getirmeye bile cesaret edemiyor, korkunç!

***

Türkçeye 'Görünmez Savaş' adıyla çevrilmiş bir belgesel izledim bu hafta. Amerikan ordusuna kadınların asker olarak kabul edilmeye başladıktan sonra kadınların başına gelenleri yine o kadınların ağzından dinliyorsunuz. Amerikan ordusunda yine görevdaşları tarafından tecavüze uğrayan kadınlar... Hatta adamlar... Verilen bilgiler, yapılan açıklamalar, kadınların acı deneyimleri tüylerinizi ürpertiyor. Belgeseli izledikten sonra konuyla ilgili derinlemesine bir araştırma yapmak istedim, yakın zamanda biraz didikleyeceğim.

Maalesef cinsel saldırılar dünyanın her yerinde çok yaygın. Amerika'da bireyselleşmenin, kapitalizmin acımasızlığının, yalnızlığın ve ortak kültürün yoksunluğu Amerikalılarda ciddi psikolojik bozukluklara sebep olabiliyor. Amerika'da bulunduğum esnada bunu hem gözlemleyebildim, hem de görüştüğüm kurum ve kuruluşlarda sıkça gündeme geldi bu konu.

Bu belgesel şiddetin bir başka boyutunu anlatıyor, sunulan ile var olan arasındaki o saydam eşiği ve ataerkil dünya düzeninde erkek egemen bir ortamda var olmaya çalışmanın sancısını detaylı bir biçimde göz önüne koyuyor. Tavsiye ediyorum. İyi, mutlu, sağlıklı bir haftanız olsun...