08 Ağustos 2019 Perşembe, 14:41

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Ah şu Türk dizileri...

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

'İşin gücün yok bunu mu konuşacaksın?' demeyin ama işim bu, Türk televizyonlarında yayınlanan yerli dizileri konuşacağım evet. Hem medya, hem sosyoloji okumuş biri olarak, hem de akademide yerli dizi çalışmam nedeniyle bayılıyorum şu yerli dizileri didik didik etmeye.

Hoş didik didik edilecek neyi varsa!

Yahu milletin gezecek, eğlenecek parası yok. Türk milletinin en büyük aktivitesi televizyon izlemek. Türk dizileri dünyada şöyle ünlü böyle ünlü diye böbürlenen yapımcılar, senaristler ve oyuncular... Hiddet ve şiddetle gülüyorum.

Binlerce sosyolojik yapıyı, kültürel farkı bünyesinde taşıyan, bunca sorunu sıkıntıyı göğüsleyen Türkiye'nin yerli dizilerinde yapılan tek ayrım zengin ve fakir, doğulu ve batılı ayrımı. Tek tip zengin aile, tek tip fakir aile, zenginsen evin içinde topuklu ayakkabı giyer ve sürekli podyumdaymış gibi yaşarsın, fakirsen basma desen takılır cıvık cıvık konuşursun.Doğuluysan gırtlakla konuşur zılgıt çekersin, batılıysan Amerikalı gibi yaşarsın. Bu kadar... Başka hiçbir sosyolojik gözlem, sınıf, kültür yok. Nerede bunun göçmeni, obezi, eşcinseli, kaçakçısı, aç sanatçısı, oğlu şehit olmuş anası, babası anasının katili olmuş öksüzü, uyuşturucu bağımlısı, entelektüeli, işsizi, atanamayan öğretmeni, sokaktaki vatandaş nerede?

Her türlü dramaya sahip Türkiye'de konu o kadar bol ancak bizde mafya dizileri gırla gidiyor, polisin giremediği mahallelerde çatır çutur adam öldürülüyor, kadını döve döve kadına şiddete dikkat çekilmek isteniyor ve bunca hödük karakterden biri bile sigara kullanmıyor. Vay be! Mafya babasıyım, katilim, karımın parmaklarını kırıyorum ama yeşilaycıyım! (Tabii ki tütün kullanımına ve bütün zararlı maddelere karşıyız, ama bahsettiğim gerçeklikle sunulan arasındaki gerçekdışı anlatım)

Bakın kadının yerli dizilerdeki yerini Kürelleşme, Medya ve Toplum kitabında anlattım. Merak eden okuyabilir. Bu aciz, her anlamda sömürülen kadınları da sosyal medyada feminizm ahkamı kesen kadın oyuncular canlandırıyor. Sözde farkındalıklarla vicdan tatmini yaparak...

Bu kadar muhafazakar ülkeyiz ama dizilerde namaz kılan yok. Reel hayatta türban her yerde ama dizilerde türbanlı karakter belli başlı kanallarda yayınlanan diziler dışında yok. Herkes çok zayıf, seksi, yakışıklı, şık, zengin ama gerçek hayatla alakası yok. Sıradan bir vatandaş tipine sahip kimse hiçbir Türk dizinde ana karakter olamaz. Aşık olunan olamaz. En fazla aşık olur. Yan karakterler olarak devam ederler, eşcinseller ve şişmanlar komedi unsurudur.

Herkes aynı tiptir sınıfına göre. Büyük şehirde büyüyenle küçük şehirde büyüyen veya okuyan kişiler taban tabana ters olabileceği gözetilmez. Devlet memuruyla özelde çalışanın farkı gözetilmez. Sanat veya edebi işler yapan insanın farkıyla tekdüze işler yapan insanların yaratıcı zeka farkı gözetilmez. Aile içi çatışmalar, aile içi istismar, çocuk, hayvan istismarı yok sayılır. Bunlardan bahsetmeniz mümkün bile olamaz. Bahsetmediğiniz için sansüre gerek kalmaz. Bizim için sansür cinselliğe, sigaraya, alkoledir. Ama dizilerde uyuşturucu satılabilir, adam öldürülebilir, kadın ve çocuk dövülebilir, hırsızlık yapılabilir.

Dümdüz karakterler, çiğ... İngiliz güzellik kriterlerine göre şekillendirilmiş estetik algımıza göre seçilmiş yeteneksiz ama bol estetikli sözde oyuncular, abartılmış ve rol yeteneğinden yoksun oyunculuklar, aşk, şiddet, kavuşamama, absürd komedi, mafyatik, mümkünatsız dramatik konular çerçevesinde gitgel yapan senaryolar ve artık bundan bıkmış bir seyirci kitlesi...

Her şeyi geçtim artık şu oyuncuları yataktan makyajlı kaldırmayın! El uzattıkları gibi boş taksi bulamasınlar, kimsa yataktan Brezilya fönüyle kalkmıyor! Ve hiçbir işyeri dandik yaz dizilerindeki gibi eğlenceli, rahat ve komik değil.

Yeni nesil televizyon izlemiyor. Haklı olarak. Sadece dizileri ele aldım tabii bu konuda yaz yaz bitmez, bir de yarışma programları ve diğerlerine girsem çıkamam. Sezon başı ortası başlayan diziler 4-5 bölüm sonra bitiyor. Oyuncuları popüler bile olsa... Çünkü oyuncuya göre hareket etmez Türk seyircisi. Bugün bir karaktere aşık olur, yarın yeni bir kaslı oyuncuya sevdalanır. Türk dizi sektörü Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü vs. döneminden sonra bitti. Şansa 4-5 dizi tuttu gidiyor.

Biz her alanda olduğu gibi toplumdan, gerçeklikten, sosyolojimizden uzak bir medya içeriğiyle karşı karşıyayız. Medyanın tümünden bahsediyorum... Bizim için bilim denen sayısal bilimler olduğu sürece de kendimizi tanımaktan hep uzak olacağız. İletişim, sosyoloji, felsefe, tarih, psikoloji, toplum psikolojisi gibi her hareketimizin sebebini inceleyen, ne yediğimizi, ne izlediğimizi, ne giydiğimizi nasıl seçemediğimizi ve kimlerin davranışlarımıza hükmettiğini anlamadığımız sürece aynı yozlukla devam edeceğiz maalesef. Kapitalizm bunu yapar... Şimdi çekirdeğimizi alıp kim kimi aldatıyor izlemeye devam...

-Kazdağları'nı önemsiyorum.

-Sosyal medyada gündem olan tarihi Eminönü balıkçısında yaşananları önemsiyorum.

-Türkiye'de AIDS'in korkunç artışını ve kimsenin bundan bahsetmemesini önemsiyorum.

-Türkiye'nin gelecekte su problemi yaşayacağı konusunu önemsiyorum.

-Salda'yı önemsiyorum.

İyi haftalar