28 Mart 2019 Perşembe, 14:22

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ece Sarı

Ağaç istiyoruz!

Ece Sarı

iletisim@bursadabugun.com

Bu pazar sandık başına gidiyoruz. Açıkçası ben epey heyecanlıyım. Üç sebep var beni heyecanlandıran. İlki şu ki, seçim sürecince kullanılan dilden çok rahatsız oldum, her seçim gibi bu seçimde de edilmeyen laf kalmadı. Bağıra çağıra yapılan siyasetten zaten zerre hazetmiyorum. Bir gün bir masada birçok ülkeden gelen arkadaşımla sohbet halindeydik. Konu siyasetten açıldığında sormuştum 'Herkesin memleketinde siyaset böyle bangır bangır bağırarak mı yapılıyor?' diye. Sadece Ortadoğu ülkelerinden gelen arkadaşlar benzer bulmuştu bizimle kendilerini. Demek ki bize özgü bu... Bu çocuk azarlar gibi gürültülü süreçten ve hakaret dolu dilden kurtulacağımız için çok heyecanlıyım. İkincisi de şu, yıllardır her seçimde çalıştım. Gazete sayfalarını hazırladım, metinlerini yazdım, gece boyunca ofislerde sabahladım. İlk kez evde seçim sonucu izleyeceğim, iş yetiştirme telaşı olmadan. Kendi analizlerim kendime kalacak, bunun için de heyecanlıyım. Ve tabii ki son olarak da seçim için heyecanlıyım. Bazı adaylar beni heyecanlandırıyor, yıllar sonra ilk kez Bursa dışında bir il için oy kullanacağım. İstanbul'da... Açıkçası aklım Bursa'da...

İstanbul'un çok şeye ihtiyacı var. Baştan sona revize edilse yeri... Ben buraya taşındığımdan beri en çok 'ağaç' ihtiyacı hissediyorum. Ağaç görmek istiyorum, göremiyorum. Evimin önünde var iki üç tane çam ağacı ama dediğim bu değil... Yani yeşil bir yol görmek, yeşillik görmek, nefes alabilmek... Betondan midem bulanıyor, yıkık dökük arazilerden, nereye atılacağı belli olmayan koca beton parçalarından, kalabalıktan, tüketimden, avm'lerden, rezidanslardan...

Bursa'yı da her geldiğimde daha beton görüyorum, upuzun binalar, ışıltılı avm ve otel binaları... Gerçekten Bursa betonlaşmaya devam ederse İstanbul'dan daha beter olur, kaldıramaz. Bursa'yı çekici kılan denize, dağa, yeşile, tarihe ulaşmanın kolaylığı, güzelliği... Ama sanayi kenti özelliği o kadar önplana çıkarıldı ki tüm bu güzellikler arka planda kaldı. Trafik sorunu zaten dağ olmuş. İstanbul Anadolu yakasında Bursa trafiğini sadece cumartesi günü Kadıköy'e gitmek isterseniz yaşarsınız. Ama Bursa'da trafik her daim var.

Bir de azıcık hareket, renk istiyor ya Bursa. Merkez biraz mekan istiyor, eğlence istiyor. Bir opera binasına ihtiyacı var Bursa'nın. Ben bunu zamanında Bursa vekillerine, belediye başkanlarına söylemiştim. Şehrin kültüre ihtiyacı var. Sokak festivallerine ihtiyaç var, büyük olanlarına... Altyapı sıkıntılarına, herkesin bildiği konuştuğu şeylere girmeyeceğim, zaten meslektaşlarım bunu ellerinden geldiğince dile getiriyor. Ama ciddi ciddi, üstüne basa basa söylüyorum ki büyük şehirlerin yeşile ihtiyacı var, ağaca... Ağaç istiyorum, nefes almak istiyorum!

Umuyorum bu seçimden sonra kim gelirse gelsin şehirlerin ihtiyaçlarına yönelik hareket eder. Çünkü şiştik. İhtiyaçların giderilmesi gerekiyor. Herkesi de sandık başına gitmeyi öneriyorum, bu çok büyük bir hak. Oy kullanabilmek çok önemli, çok da hayati bir iş. 1 Nisan ülkemiz için hayırlı ve sevgi dolu günlerin başlangıcı olsun umarım...

-------------------------

İzlediğim, izledikten sonra iyi ki izlemişim dediğim, izlediğim için çok mutlu hissettiğim bazı filmler var. Bir tanesini bu hafta tekrar izledim: Reader. Bazı sahneleri ailece izlemeye pek müsait olmasa da filmin devamında bambaşka hikayeye doğru yola çıkıyorsunuz. Değişik bir aşk ilişkisinden Nazi dönemine kadar uzanan bir konu skalası... İzleyin... La Vita ê Bella yani Hayat Güzeldir adlı film... Yine Nazi Almanya'sının konu edindiği harikulade filmlerden biri. Hayranı çoktur zaten bu eserin. Ve son olarak yine Nazi Almanya'sını konu edinen bir diğer vazgeçilmezim Schinler'in Listesi... Çok ama çok güzel olan bu filmleri hayatınızın bir evresinde okumanızı tavsiye ediyorum... iyi haftalar...