Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

Ve o rapordan adı silindi

TBMM Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun taslak raporundaki, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik, "darbe işbirlikçisi, bugün demokrasi kahramanı olarak algılanması tutarsızlıktır" ifadeleri sıkıntı yarattı. AK Parti içinden de tepki gören taslaktaki bu ifadeler, bugün TBMM Başkanlığı'na sunulan raporda yer almadı.

Ve o rapordan adı silindi

Metinden çıkarılan Özal değerlendirmesi şöyle:

RAPORDAN SON ANDA ÇIKTI

"Her ne kadar 1960 ve 1971 dönemlerine ilişkin tarihsel olarak bir fırsat kaçtıysa da 12 Eylül ve 28 Şubat sürecinin aktörlerinin hemen hemen hepsi bugün hayattadır. Örneğin, Turgut Özal, 12 Eylül darbecileriyle ciddi bir işbirliği içerisine girmiştir. Başbakan yardımcılığı yapmıştır ama kendisi bugün bir demokrasi kahramanı olarak algılanmaktadır. Bu tutarsızlıktır çünkü darbe, kendi bakanlarını, kendi bürokrasisini, kendi polis teşkilatını da yaratmıştır. Darbecilere karşı ayakta duran ve "Hayır, ben sizlerle birlikte hareket etmek istemiyorum, çünkü sizler bu ülkede demokrasiyi yok ediyorsunuz." diyen siyasetçiler, gazeteciler ya da daha önemlisi aktörler çok az sayıdadır ve bugün onları değil, hâlâ onlarla işbirliği yapanları Türkiye'nin anıyor olması önemli bir paradokstur, önemli bir çelişkidir."

ÖCÜLERİN, HAYALETLERİN TARİHİ

Komisyon Başkanı Nimet Baş rapor için kaleme aldığı ve Mevlana'nın "Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır" sözüyle başladığı sunuş yazısında, darbeleri demokrasiye tuzak kurarak, toplumu tahrik ederek, ayrıştırarak, çoğu zaman pusu kurarak tasarlanan ve taammüden işlenen suikastler olarak nitelerken, "Darbeler tarihi aynı zamanda 'komünizm', 'irtica', 'bölücülük' gibi kozmik laboratuvarlarda üretilmiş öcülerin, hayaletlerin ve kışkırtılan korkularımızın da tarihidir" dedi.

"Darbeler, aile içi şiddet gibi toplumun ruhunu zedelemiştir" diyen Baş'ın değerlendirmeleri şöyle:

DARBECİLİK ORGANİZE SUÇ

"Darbeciler milletin değerlerine karşı örgütlenerek/ çeteleşerek topluma ve devlete kötülük tasarlayan, elde edecekleri çıkar ve kazanımlar üzerinden işleyecekleri suçlara ortaklığı, işbirliğini planlayan ve her tür kirli pazarlığa ve yönlendirmeye açık olan insanlardır. Dolayısıyla darbecilik organize bir suçtur.

KORKU İMPARATORLUĞU

Evet, 12 Eylül'de toplumun bütün katmanlarının üzerinden tanklar geçti. Korku, tedhiş, kaos iklimi herkesi rehin aldı. Neler oldu: 12 Eylül 1980'den 24 Kasım 1983'e Askeri Cunta lideri Kenan Evren'in başında olduğu Milli Güvenlik Konseyi'nin Korku İmparatorluğu Türkiye'ye nefes aldırmadı.

HİÇ UTANMADAN SIKILMADAN

Darbeci askerler biz vaktiyle sivilleri uyardık diye kendilerini savundular. 27 Aralık 1979'da Cumhurbaşkanı Korutürk'e bir mektup göndermişlerdi. 'Bütün partiler Atatürkçü görüşle bir araya gelsin' diyen bir mektup. 'Atatürkçü görüşle' bir araya gelmediği için partiler yönetime el koymak için şartlar oluştu dediler. Hiç utanmadan, sıkılmadan işledikleri sayısız insanlık suçundan pişmanlık duymadan darbeciler yıllar boyu yaptıklarını savundular, savunuyorlar.

EN AŞAĞILIK UYGULAMA

Bir şey daha oldu ki, bu en aşağılık uygulamasıydı 12 Eylül'ün. Aynı uygulama 28 Şubat sürecinde de devreye sokuldu. Bütün toplumsal dokunun ahlaki zeminini yok edecek bir bütün ülke sathında bir 'İhbar mekanizması' kuruldu. Önüne gelen komşusu için, mesai arkadaşı için isimli/isimsiz ihbarlarda bulundu. Evet, "İhbar, jurnal, espiyonaj, fişleme" darbecilerin en büyük özellikleridir. Toplumdaki güven zeminini yok etmenin, kaygı, kuşku, korku iklimini yaygınlaştırarak kaos ortamı oluşturmanın en kestirme yolu, ihbarcılığı teşviktir. Milletin genetiğiyle oynamak, toplumsal dokuyu zehirlemek ve bin yıllık bir arada yaşama tecrübesiyle ebedi insanlık değerlerini ihbarcılık yoluyla zehirlemeden daha tehlikeli, daha alçak bir yol yoktur.

NUSH İLE USLANMAYANA KÖTEK

Bu militarist, otoriter anlayışa göre halk erişkin, yetişkin, reşit değildir. Reşit olmayan, kendi kararlarını veremeyen halk kandırılır. Onların yerine düşünmeli ve doğru yola koymalıdır. Yanlış yola girmeleri halinde yola barikat koymalıdır. Yine sonuç alınmazsa sondan bir önceki darbenin generallerinden birinin hatırlattığı üzere: 'Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir/ tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.' Tavsiye niteliğindeki MGK kararları 'nush' hükmünde, yerine getirilmeyince de kötek, yani dayak, yani darbe hak olmuştur.

ZAMANLAMASI YANLIŞ DARBECİ

Büyük bir tasarım, büyük bir projedir darbe. Şartlar olgunlaşmadan ya da yanlış zamanlamayla deşifre olursa darbecinin canı yanar. Gerçekleşirse topyekun milletin. 1960'tan 1997'ye dört kez toplumun canı yanmıştır. 27 Nisan'da ise ilk kez millet iradesinin meşru temsilcisi olan hükümet verilen gece yarısı bildirisini aynı gün tarihin çöp sepetine atmıştır."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!