"Uçağın sistemleri uydudan bozuldu"

Avukat Yüzer'in iddiasına göre kazayı araştıran kaza kırım ekibi tahkikat eğitimine sahip değildi, suçu pilotlara yıkmak istediler.Prof. Dr. Arık ile birlikte aynı projede çalışan Prof. Dr. Sultansoy ise "Uçağın rota ve yükseklik bilgilerini gösteren sistem uydular üzerinden bozuldu" iddiasını ortaya attı.

''Uçağın sistemleri uydudan bozuldu''

İstanbul-Isparta seferini yaparken, 30 Kasım 2007'de 50 yolcu ve 7 mürettebatı ile dağa çakılan uçağın peşine düşen Avukat Şehnaz Yüzer yıllardır bu kaza hakkında iz süren isimlerden. Uçağın enkazını incelemek üzere görevlendirilen kaza kırım ekibinin 'Uluslararası Kaza Tahkikat Eğitimi' almadığını öne süren Avukat Yüzer, iddialarını sıralarken, "Kaza kırım ekibinde yer alan Feridun Seren'in kimya mühendisi olduğu, geniş gövdeli uçak kazası tahkikatlarında uzmanlık için gerekli hiçbir uluslararası kaza tahkikat eğitimine sahip olmadığı biliniyor.

Feridun Seren ve ekibi tarafından hazırlanan raporda, kazanın sorumlusu olarak pilotların gösterildiğini öne süren Yüzer, şu iddiaları gündeme taşıdı:

"Kaza kırım heyetinin başkanı Seren aynı zaman da BBP eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasının raporunu hazırlayan heyetin de başkanı ve 'Helikoptere ait cihazların çalınmasına iştirak etmek, suç delillerini karartmak, sahte tutanak düzenleme ve silahlı terör örgütü FETÖ üyeliği' suçlamalarıyla Malatya Ağır Cezada yargılandı."

"World Focus (Dünyaya Bakış Hava Taşımacılığı A.Ş) envanterinde yer alan TC-AKM tescil işaretli MD-83 tipi uçağı sub-charter anlaşması çerçevesinde kiralanıyor. Ancak kira sözleşmesinin 5. maddesine göre MD-83 tipi uçağın bakım sorumluluğu Dünyaya Bakış Hava Taşımacılığı A.Ş'ye ait."

Cihazlar arızalı çıktı

"Uçağın, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından en son uçuşa elverişlilik denetimi 4 Ocak 2007 tarihinde yapılıyor ve uçuşa elverişliliği 3 Ocak 2008 tarihine kadar uzatılıyor. Kazanın ardından yapılan inceleme sonucunda, Kokpit Ses Kayıt Cihazının (CVR), Evrensel-Uçus Verileri Kayıt Cihazının (UFDR) ve Geliştirilmiş Yere Yakınlık Alarm Sistemi (EGPWS) cihazının arızalı oldukları tespit edildi. Her iki pilotun da bir kısım eğitim eksikliklerinin bulunduğu anlaşıldı. FLAP'ların arızalı oldukları, yardımcı uçuş kumandası olarak kalkışta ve inişte pilota yardımcı olan FLAP'ların dışında başka eksik ve arızalı cihazların da bulunabileceği, ayrıca, FMS Seyrüsefer cihazının da uçuş öncesi güncellenmemiş olduğu, bu kadar arıza ve eksikliğin aynı anda aynı uçakla bulunmasına rağmen, böyle bir uçağın uçmasına izin verilmesinin kazanın başlıca sebebi olduğu ortaya çıktı."

'Açık iniş takımı teknik arıza nedeni'

Avukat Şehnaz Yüzer, düşen uçağın karakutusunun çözümlenmek üzere Almanya'ya gönderildiğini de belirterek, iddialarını şöyle sürdürdü: "Gelen ilk haberler, karakutuda tüm kayıtların bulunduğu, verilerin pilotaj hatasına işaret ettiği yönündeydi. Buna göre, pilotlar, başlangıçta kurallara uygun olarak 2600 metreye kadar alçalmışlardı. Daha sonra uçağın rotasından sapmasının nedeni, pilotların yön tayinlerinin bozulmuş olmasıydı. Tepeye yaklaştıklarını fark ettiklerinde uçağı düzeltmeye çalışmışlardı, ancak bu manevranın sonucu olarak kuyruk kısmı tepeye çarpmıştı. Araştırma yapan Kanadalı uzman Max Vermij, pilotaj hatasını yeterli bir açıklama olarak görmediğini ve uçağın donanımında bir arıza olduğuna inandığını belirtti. Vermij, yaklaşık 2000 metre yükseklikte ve iniş yönünde olmayan uçağın iniş takımlarının açık olmasının teknik bir arızanın varlığına işaret ettiğini belitti. Aynı basın toplantısına katılan Amerikalı avukatlar, uçakta bir arıza olması halinde uçağı üreten Boeing firmasının kazazede ailelerine tazminat ödemesi gerektiğini, bu tazminatın 200-300 bin doları bulabileceğini, bunun için şimdiden ailelerin yarısına ulaşıp vekâlet aldıklarını belirttiler."

'Bu sabotajı yapabilecek ülkeler belli'

Prof. Dr. Engin Arık ile Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarım Test Laboratuvarı'nın kurulma çalışmalarında yer alan TOBB Üniversitesi Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nano Teknoloji Bölümü öğretim Üyesi Prof. Dr. Saleh Sultansoy Isparta uçağının sabotaj sonucu düşürüldüğünü iddia etti. Sultansoy, "Tasarladığımız projeler hayata geçirilmiş olsa Türkiye, toryum yarışında liderler arasında yer alacaktı. 2007'de kaza olarak kamuoyuna yansıyan hadisenin geri planında uluslararası güç odakları var. O uçak düşmedi, düşürüldü. Türkiye'de bu soruları cevaplayacak veya akıllarda oluşan karışıklığı giderecek kurumlar var. Dünyada bu sabotajı yapabilecek ülkeler belli. Sadece ABD ve İsrail değil, Rusya ve İran gibi ülkeler üzerinde de durulmalı. Uçağın yükseklik bilgileri ve GPS verileri uydu üzerinden bozuldu ve yanlış yönlendirildi. Bana göre uçağın rota ve yükseklik bilgilerini gösteren sistem uydular üzerinden bozuldu. Bunu yapacak devletler belli."

Türkiye'deki toryum rezervinin 80 bin ton olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Sultansoy, "Sadece Isparta'daki 20 bin ton rezerv işlense 100 yıllık enerji ihtiyacımızı karşılar" diye konuştu. 

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!