Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

Türkiye'nin Enerji Görünümü Raporu ne söylüyor? (ÖZEL HABER)

Geçtiğimiz haftalarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karadeniz'de 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğunu açıklayarak müjdeyi tüm vatandaşlara duyurmuştu. Açıklamanın ardından, bu müjdenin vatandaşa nasıl yansıyacağı ve Türkiye'nin enerji konusunda nasıl bir yol izlediği merak konusu oldu. Makine Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Fikri Düşünceli, MMO'nun her yıl hazırladığı Türkiye'nin Enerji Görünümü Raporu'ndan detayları Bursada Bugün'le paylaştı.

Türkiye'nin Enerji Görünümü Raporu ne söylüyor? (ÖZEL HABER)

EZGİ KAYI / BURSADA BUGÜN

Makine Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Fikri Düşünceli, "Enerjide fosil yakıtların ithaline dayalı dışa bağımlı politikalardan vazgeçilmelidir" dedi.

"ENERJİDEKİ DIŞA BAĞIMLILIK TÜRKİYE İÇİN CİDDİ BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR"

"Enerjiden yararlanmak modern çağın gereği ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır" diyen Düşünceli, "Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde sunulması, temel enerji politikası olmak zorundadır. Bu anlayış ve yaklaşım, enerji ihtiyacının karşılanmasının, bir kamu hizmeti olarak yürütülmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır. Ülkemizin enerji ihtiyacı iletim ve dağıtımdaki kayıplar, yüzde 25'in üzerine çıkabilen enerji tasarrufu imkânları göz ardı edilerek, enerji arzı şeklinde karşılanmaya çalışılmış bu arz için de genelde ithal enerji kaynakları kullanılmış, fosil kaynakların ithalatına dayalı yüksek maliyetli yatırımlar yapılmış, enerjideki dışa bağımlılık Türkiye için ciddi boyutlara ulaşmıştır" şeklinde konuştu.

FOSİL YAKITLARDAN ELDE EDİLEN ENERJİ PEK ÇOK SORUNU BERABERİNDE GETİRİYOR

Fikri Düşünceli, enerji üretimindeki yol haritası ve ithal kaynaklardan enerji temini konusunda, "Dünyada birincil enerji arzının yüzde 81'i fosil yakıtlardan elde edilmektedir. Bu durum karbondioksit salınımını (sera gazı) artırmakta, sera gazı salınımının yüzde 76'sı fosil yakıtlardan kaynaklanmakta bu durumda hava ve çevre kirliliği, iklim krizi dediğimiz pek çok sorunu beraberinde getirmektedir.Enerji; bir ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesindeki en önemli etmenlerden birisidir. Ancak, ülkemizde olduğu gibi; yerli teknoloji yoksa, enerji arzı, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına değil de, ağırlıkla ithal kaynaklara dayalı ise, enerji talebi, çevre ve toplum çıkarları doğrultusunda planlanmıyor ve yönlendirilmiyor ise, enerji toplumsal ve ekonomik gelişmeye katkı sağlayan bir unsur olmaktan çıkar, ciddi bir soruna dönüşür" dedi.

"ÜLKEMİZİN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ UYGULANAN ENERJİ POLİTİKALARININ DIŞA BAĞIMLI TEMİNİDİR"

Türkiye'deki 2018 yılı birincil enerji arzının toplam 143,7 milyon ton eşdeğer petrol (TEP) olduğunu ifade eden Düşünceli, "Türkiye Birincil Enerji Tüketimi yüzde 33 sanayi, yüzde 26 ulaştırma, yüzde 20 konut, yüzde 11 ticaret ve hizmet, yüzde 4 hayvancılık ve yüzde 6 enerji dışı olmak üzere 108,8 Milyon TEP olmaktadır. Tüketilen bu enerjinin önemli bir kısmı yüzde 72,8'lik bir oranda ithal enerji kaynaklarından sağlanmış. Ülkemizin en önemli sorunlarından biri de uygulanan enerji politikalarının dışa bağımlı teminidir. 1990 yılında tükettiğimiz enerjinin yüzde 48'ini yerli kaynaklardan, yüzde 52'sini ithal kaynaklardan temin ederken bu oran yıllar içinde ithal kaynaklar lehine gelişmiş 2018 sonu itibarıyla yüzde 27 yerli, yüzde 73 ithal şeklini almıştır. Bu ithal kaynaklara 2018 yılında 43,5 milyar dolar, 2019 yılında 41,6 milyar dolar ödeme yapılmıştır" ifadelerini kullandı.

 

ÜLKEMİZDE ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİM VE TÜKETİM NE DURUMDA?

Ülkemizdeki elektrik enerjisi konusunu değerlendirmelerini sunan Fikri Düşünceli, "Ülkemizde kişi başı elektrik tüketimi 2018 yılında, 3700 kWh, 2019'da 3650 kWh gerçekleşmiş, 2020 yılında ise 4800-5000 kWh arası bir tüketim öngörülmüştür.  Bu tüketim miktarları UEA ülkelerinin yarısından aşağıdadır. (9900 kWh) Türkiye, 2040 yılında bu tüketime ulaşmayı hedeflemektedir. Gelişmiş ülkeler enerji verimliliğini daha da artırmayı öngörmektedir. Türkiye, elektrik tüketimini hızla arttırmaktan daha çok; enerji verimliliğini artırmayı, enerji yoğunluğunu düşürmeyi hedeflemelidir. Türkiye'de kurulu güç; yüzde 31,8 i hidrolik, yüzde 28,4 doğalgaz, yüzde 21,8 linyit ve taş kömürü,  yüzde 8,3 rüzgar, yüzde 6,6 güneş ve diğer olmak üzere 91,267 MW'tır. Kurulu gücün yüzde 52,2'si fosil yakıt, yüzde 47,8 yenilenebilir kaynaklardır. Kurulu güç böyleyken gerçekleşen üretim; yüzde 42,5 yenilenebilir kaynaklardan, yüzde 37,2'si kömürden, yüzde 18,6'sı doğalgazdan olmak üzere toplam üretim: 304.251,6 GWh'tır. Bu üretimin 2019 rakamlarına göre yüzde 19,5 oranında kamu, yüzde 80,5'ini özel sektör üretmiştir.2018 ve 2019 geçici verilerine göre üretilen 258 milyar kWh elektriğin yüzde 45,6 sanayi,  yüzde 27,9 ticaret ve kamu, yüzde 21,1 konut kalanı da tarımsal sulama ve aydınlatma gibi diğer alanlarda tüketimi gerçekleşmiştir. Elektrik üretiminde kurulu güç ve üretim kapasitesine göre kapasite kullanımı da üzerinde durulması gereken bir konudur" Birincil enerji üretiminde yüzde 28,65 payla doğalgaz önemli yer tutmakta, yüzde 99 ithal ettiğimiz doğalgaz, sanayide, elektrik üretiminde, konutlarda temel enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır. 2008 -2017 yıllarında doğalgaz ithalatı yüzde 47 oranında artarak 50 milyar m3 seviyesine ulaşmış, 2018 ve 2019 yıllarında ise ekonomik kriz neticesi yüzde 10 bir azalma ile 45 milyar m3 seviyesine inmiştir. Bu durum göstermektedir ki;

Doğalgaz fiyat artışlarını kontrol edebilmek için doğalgazın daha ucuza temin edilebileceği kaynakları çeşitlemek, mevcut sözleşmeleri yeniden gözden geçirerek alım fiyatlarını düşürtmek

Yurtiçi doğalgaz arama ve üretim faaliyetlerinin ülke karasında ve denizlerinde yoğunlaştırmak

Ege ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin kontrolünde olan deniz alanlarındaki haklarının hatırlatılması ve bu hakların hiç bir şekilde ihlal edilmesine izin vermeyeceğinin kararlılıkla ifade edilmelidir.

Anlattıklarımızdan da anlaşılacağı üzere ülkemizin enerji ihtiyacı  dışa bağımlı hale getiren fosil kaynakların ithalatına dayalı yüksek maliyetli yatırımlarla yeni enerji arzı sunma politikalarından vazgeçmek zorundadır" dedi.

"TÜKENMELERİNİ BEKLEMEDEN, KESİN BİR ŞEKİLDE FOSİL YAKITLARDAN VAZGEÇİLMESİ GEREKMEKTEDİR"

"Tükenmelerini beklemeden, kesin bir şekilde fosil yakıtlardan vazgeçilmesi gerekmektedir" diyen Düşünceli, "Kömür santrallerine alım garantileri verilmemeli, düşük karbon emisyonlu yatırımlar dışındakilere verilen teşvikler durdurulmalıdır. İşletmede olan fosil yakıtlı enerji santrallerinin bir plan çerçevesinde tasfiye edilmesi sağlanmalıdır. Ancak bu tasfiye gerçekleştirilirken oluşan maliyetler faturalara yansıtılmamalı, kamu tarafından karşılanmalıdır. Enerjinin geleceği otonom, mikro ya da akıllı şebekeler ile düşük karbon emisyonlu enerji kaynaklarındadır. Enerjinin etkin ve verimli kullanımı sağlanmalı, enerji depolama teknolojilerindeki AR-GE çalışmaları desteklenmeli, yenilenebilir enerjiye yönelik akademik çalışmalar geliştirilmelidir" uyarılarını yaptı.

"YEKDEM VE YEKA ORTAYA ÇIKIŞ HEDEFLERİNDEN FARKLI ŞEKİLDE KULLANILMAKTADIR"

Fikri Düşünceli, YEKDEM ve YEKA'nın amacından saptığının şu sözlerle vurguladı: "Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ve Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ortaya çıkış hedeflerinden farklı şekilde kullanılmakta, enerji piyasasının şekillendirmesine aracılık etmektedir. Çıkış amacı dışa bağımlığı azaltma ve yenilenebilir kaynakları artırma olarak ifade edilen bu mekanizmalarla bugün, küresel finansa bağlı olan döviz kurları ile alım garantileri verilmektedir. Küresel para piyasalarının eline bırakılan sistem neredeyse bir çeşit "enerji borsası" gibi çalışır hale gelmiştir. YEKDEM ve YEKA bu rant aracı halinden çıkarılarak fosil yakıtların kullanımını ve dışa bağımlılığı azaltma amaçlarıyla kullanılmalıdır."

Kaynak: BURSADA BUGÜN

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!