Tıpta mikro robot cerrahlar devri başlıyor!

Vücudumuzun içinde ameliyatımızı gerçekleştiren mikro robotlar devri gerçek oluyor. Cerrahın elindeki histen daha hassas hale getirilen robot el de gerçek oldu. Peki vücudun içinde üretilerek vücut boşluklarına yerleştirilen yedek organlara ne dersiniz? Yıllar öncesinin hayalleri günümüz cerrahisinin gerçekleri haline geldi...

Tıpta mikro robot cerrahlar devri başlıyor!

Antalya'da geçen ay düzenlenen '21. Ulusal Cerrahi Kongresi'nde cerrahiyle ilgili önemli gelişmelere ve yeniliklere yer verildi.

Günümüzde hastalıkların yüzde 35-40'ının tedavisi hâlâ cerrahiyle yapılıyor. Bu oran geçmişle karşılaştırıldığında hayli azalmış durumda. Artık hastalar geçmişte cerrahiyle tedavi edilen bazı hastalıklardan ameliyat dışı yöntemlerle kurtulabiliyor. 20 yıl önce yapılan bazı ameliyatların ise tarih olduğu belirtiliyor. Bunun nedeni; lazer, radyo frekans, krio gibi farklı yöntemlerin hastalıkları yok etme güçlerindeki büyük artıştan kaynaklanıyor. Örneğin mide ülseri hastalarına uygulanan, "proton pompa inhibitörü" (mide asit salgısını azaltan ilaçlar) asidi nötralize ettiği için bu hastalıklar artık ameliyatsız şekilde çözülebiliyor. Aynı şeyin tiroit ameliyatları ve böbrek taşları için de geçerli olduğu dile getiriliyor.

Geçmişte böbrek taşlarını almak için böbreğin açılması ve içindeki taşın çıkarılmasının ardından yeniden kapatılması gerekirken, son 20 yıldır böbrek açılmıyor ve sorun içeriden ya da dışarıdan kırma yöntemleriyle çözülebiliyor. Karaciğer ve over kistleri de günümüzde ameliyat edilmeyip dışarıdan radyologlar tarafından yapılan perkütan (deri geçişli) tekniklerle yok edilebiliyor.

CERRAHİ ORTADAN KALKACAK MI?

Solid (katı) organ kanserlerinde cerrahi hâlâ altın standart olmayı sürdürüyor. Laparoskopik ve robotik cerrahi uygulamaları ise bu alanın en önemli gelişmeleri olarak görülüyor. Buna karşın cerrahi dışı yöntemlerin pek çok alanda ameliyatın yerini alacağına inanan uzmanların sayısı hiç de az değil. Bunlardan biri de Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Çağatay Çifter...

Prof. Dr. Çifter, "Yakın gelecekte cerrahi dışı yöntemlerin daha da ilerlemesiyle cerrahi yok olma noktasına gelecek" diyor ve şöyle devam ediyor: "Günümüzde cerrahide hangi yöntemi seçersek seçelim bir kesme işlemi gerçekleştiriyoruz. Sonuçta bizler eli bıçaklı adamlarız. Son yıllarda yaygın şekilde uygulanmaya başlanan ameliyat dışı yöntemlerde meydana gelen ve gelecek ilerlemeler cerrahiyi yok olma noktasına getirebilir. Örneğin 'Cyber Knife' adı verilen ve tek noktaya odaklanan bir radyo x ışını sayesinde hastanın tümörünü yok ettiğimizden emin olamazken artık gerçekten yok edilip edilmediğini test etme noktasındayız. Bu testin sonucu olumlu geldiğinde karaciğer gibi solid organlarda cerrahi ihtiyacı tamamen ortadan kalkmış olacak."

'ROBOTİK CERRAHİ BİLE BİR GÜN TARİH OLABİLİR'

Teknolojik gelişmelerin ve tıptaki ilerlemelerin bu hızla devam etmesi, günümüzde çok önemli görülen robotik cerrahinin bile gün gelip tarih olabileceğine işaret ediyor. Prof. Dr. Çifter, "Artık kendimize, 'Biz bu hastalara neden cerrahi uyguluyoruz?' sorusunu soruyoruz. Bu sadece bizim değil dünyadaki tüm cerrahların tartıştığı bir konu. 40 yıl önce 'radikal mastektomi' (tüm meme, koltuk altı, lenf bezleri ve meme altındaki göğüs duvarı kaslarının alındığı geniş çaplı operasyon) yaparak altındaki kas dokusunu çıkarttığımız bir hastaya bunu niye yaptığımızı bugün anlayamıyoruz. Bu durum o dönemde radyo terapinin daha ilkel şartlarda yapılması ve köylerden gelen hastaların takiplerinde sorun olması kaynaklıydı. Artık tıp ilerlediği için geçmişteki bazı uygulamalardan uzaklaştık" diye konuşuyor.

'HER TÜRLÜ OLASILIĞA HAZIRLIKLI OLACAK'

Yakın gelecekte uygulanacak yöntemlerin komplikasyonlarının cerrahiden daha küçük olacağına inandığını da belirten Prof. Çifter, "Aksi olsaydı cerrahi dışı yöntemlerin hiçbiri tutmazdı. Öyle şeyler bulunacak ki doktorların hemostaz (kanama kontrolü) yapmasına gerek kalmayacak ve cerrahın yerine bu işi intrö venöz bir ilaç yapıyor olacak. Bu, cerrahların çok daha fazla travma yaratarak yaptıkları işlemlerin sona ermesi demek olacak. Yine gelecekte; robot, yapay zekâyla ameliyat yapacak ve her olasılığa karşı (kanama ve her tür anatomik varyasyon) hazırlıklı olacak. Bizler ise ameliyat yapmayıp sadece yapay zekâyı programlayarak kontrol eden kişiler haline dönüşeceğiz. Ben insan olarak cerrahinin sona ermesinden rahatsız olmam. Çünkü ameliyatın hasta için daha travmatik ve daha stresli bir süreç olduğuna inanıyorum" diyor.

SİNDİRİM SİSTEMİNİN EN DAR BÖLGELERİNDEN BİLE GEÇEBİLİYORLAR

Cerrahide heyecan uyandıran ve şaşırtan gelişmelerin en önemlileri arasında, kişinin vücuduna gönderilerek, cerrahın yaptığı işi uzaktan kumandayla yapan mikro robotlar bulunuyor. Bunlar insan vücudunun içinde boylarından büyük görevler üstleniyor. 2 ya da 3 santimetre uzunluğunda olan bu cihazlar, sindirim sisteminin en dar bölgelerinden bile geçip uzaktan kumandayla istenen ameliyatları yapmak üzere tasarlanıyor. Uygulamasına Amerika'da başlanmış olan yöntemin şimdilik küçük polipler üzerinde başarılı sonuçlar verdiği belirtiliyor. (Mikro robot aldığı direktif doğrultusunda polipi çıkartıp cerraha getiriyor ve tekrar gönderildiğinde aynı işlemi yapmayı sürdürüyor.) Gelecekte bu işlemlerin farklı sağlık uygulamalarında rutin olacağına ve bu noktada bilimin hızlı ilerleyişinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Klinik uygulamaya geçmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyuluyor.

ELİNE HİS SENSÖRLERİ KONULDU

Robotik cerrahinin NASA tarafından astronotların tedavileri için geliştirildiği dile getiriliyor. Bu yöntemle hasta uzakta da olsa tedavisini gerçekleştirmenin yolu açılmış oluyor. Böylece uzaydaki astronota apandisit ameliyatı yapmak ya da Paris'teki hastayı Ankara'da ameliyat etmek mümkün hale geliyor. Buna karşın yakın geçmişte cerrahı hâlâ robota karşı avantajlı kılan durumlar olduğunu belirten Prof. Dr. Çağatay Çifter, "Tıbbın farklı alanlarında kullanılan robotun eli bir cerrah eli kadar yetenekli olsa da en büyük eksiklik robotun elinde cerrahın elinin hissinin bulunmamasıydı. Bu eksiklikten yola çıkan araştırmacılar, cerrahın robotu kullanmak için eline taktığı aparatlara his sensörleri yerleştirdi. Bu sensörler robotu yönetmekte kullanılan astronot eldivenlerine konulduğunda robotun eli cerrahın elinden 100 kat daha duyarlı hale geldi. Bu eksikliğin giderilmesiyle robot sorunlu bölgenin sertliğini, yumuşaklığını, hassasiyetini ve sıcaklığını bile hissedilebilir hale gelerek mükemmelleşti"diyor.

KÖK HÜCREYLE ÜRETİLEN YEDEK ORGANLAR YERLEŞTİRİLECEK

Kök hücre konusunda genetiğin de yardımıyla kişiye özgü organ üretme çalışmalarının cerrahiye önemli katkı sağlayacağı vurgulanıyor. Prof. Dr. Çağatay Çifter, "Artık bunları organ bankalarında saklayıp gerekli olduğunda kişiye nakletme rutinine doğru gidiyoruz" diyor. Bunun bir ileri adımının vücut boşluklarında ihtiyaç duyulan organ üretiminin organ bankasına gerek kalmadan gerçekleştirilmesi olduğuna dikkat çekiliyor. Prof. Dr. Çifter, "Düşünün ki bir organ hastalığınız var ve vücudunuzun boşluğuna genetiğin yardımıyla kök hücreyle üretilen yedek bir organ yerleştiriliyor. Kişinin kendi organının yedeğinin kendi vücudunun içinde üretilmesinin önünü açan bu tür çalışmalar çok heyecan verici. Bu durumda kişi vücudunda birbirinin aynı iki organ taşıyor ve hasta olan organ, 'Ablasyon' yöntemiyle küçültülerek bulunduğu yerde yok ediliyor. Bu konudaki bir sonraki adımın ihtiyaç gerektiren bu uygulamanın gelecekte tedbir amaçlı kullanılması ile (bir organın hastalanma olasılığına karşı vücut boşluğunda yedek olanını üretme ve bulundurma) ilgili araştırma ve yaklaşımlar olduğu belirtiliyor. Bilimsel çalışmaların adım adım ilerlediği günümüzde, bu hayalin gerçeğe dönüşme olasılığı oldukça yüksek görülüyor" bilgisini veriyor.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!