Tayland cuntanın gölgesinde genel seçime gidiyor

2014'ten bu yana cunta rejiminin hüküm sürdüğü Tayland, yaklaşık 5 yıllık aradan sonra yarın yapılacak genel seçimle demokrasiye yeniden adım atıyor.

Tayland cuntanın gölgesinde genel seçime gidiyor

Yakın tarihinde siyasi karışıklık ve askeri darbelerin eksik olmadığı Güneydoğu Asya ülkesi Tayland, yine cunta idaresinin altında genel seçime gidiyor.

2014'te gerçekleşen askeri darbenin ardından uzun süredir yapılması beklenen yarınki genel seçimin ülke siyasetine, toplumuna ve ekonomisine getirilerinin neler olacağı uzun zamandır tartışılıyor.

Bu kapsamda seçim döneminde öne çıkan siyasi partilerin ne kadar destek göreceği ve seçimin ne kadar demokratik işleyeceği, üzerinde düşünülen meseleler arasında yer alıyor.

Toplamda 81 partinin ve 68 başbakan adayının yarışacağı 24 Mart seçimlerinde, üç ana siyasi cephenin birbiriyle yarışacağı biliniyor.

Bunlardan ilki, 2014 askeri darbesinin ardından başbakanlık koltuğuna oturan General Prayut Chan-o-cha'nın liderliğindeki cunta ve monarşi yanlısı Palang Pracharath (Halkın Gücü) Partisinin (PPRP) etrafında birleşiyor.

Geçen sene kurulan ve çok sayıda üst düzey ordu yetkilisinin desteklediği PPRP'nin yanında cunta rejimine yakınlıklarıyla bilinen Halkın Reformu Partisi ve Ruampalang Prachachart Thai hareketi de saf tutuyor.

Cunta yanlısı kanatta General Prayut, adeta tek başbakan adayı olarak görülüyor.

İkinci büyük siyasi cephe, cunta yanlısı hareketlere muhalifliğiyle bilinen ve en son askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılan eski Başbakan Thaksin Shinawatra ve ailesinin partisi Pheu Thai ile bu partiyi destekleyen liberal ve demokrat partilerden oluşuyor.

2001'den bu yana yapılan genel seçimlerin çoğunu kazanan cunta muhalifi kanadın bu seçimlerden de başarılı oy oranıyla çıkacağı düşünülüyor.

Muhalif kanattan en güçlü başbakan adayı, Pheu Thai'den adaylığını koyan ve Shinawatra ailesine yakınlığıyla bilinen Sudarat Keyuraphan olarak biliniyor.

Üçüncü siyasi cephe ise bu iki rakip taraflardan hangisinin yanında yer alacağını ilan etmeyen partilerden oluşuyor. Bu partilerden en güçlüsü ise Tayland'ın en eski siyasi oluşumu Demokrat Parti.

Demokrat Partinin başbakan adayı ve aynı zamanda lideri Abhisit Vejjajiva'nın başkent Bangkok'ta ve güney bölgelerde ciddi bir destek alacağı biliniyor. Vejjajiva'nın General Prayut hükümetini desteklemediği biliniyor, fakat askeri darbenin ardından cunta yönetimine karşı sert bir muhalefet sergileyememesinin, Vejjajiva'nın popülerliğini düşüreceği yönünde yorumlar yapılıyor.

Bağımsız hareket eden bir diğer parti ise 40 yaşındaki iş adamı Thanathorn Juangroongruangkit'in kurduğu İleri Gelecek partisi. Genç kesimin sempatisini kazanan bu partiye de seçimlerde belirleyici unsurlardan biri gözüyle bakılıyor.

Yeni anayasa ve seçim sisteminde adaletsizlik iddiaları

Tayland'da 2017'de yürürlüğe giren yeni anayasanın seçim sisteminde meydana getirdiği değişiklikler, 24 Mart seçimlerinin adaletsiz geçeceğine yönelik iddiaları beraberinde getiriyor.

Yeni anayasadaki değişikliklerden önce ülkedeki seçim sistemine göre başbakanın seçilebilmesi için, seçilmiş 500 milletvekilinin olduğu parlamentoda yapılan oylamada salt çoğunluğun desteğini alması gerekiyordu.

Fakat 2016'da cunta rejiminin düzenlediği ve halkın çoğunluğunun desteklediği referandumun ardından uygulamaya konan yeni anayasa, atanmış 250 üyeden oluşan senatonun da başbakanlık oylamasına katılmasına imkan tanıyor. Buna göre her iki meclisten toplam 750 kişinin katılacağı oylamada başbakan adayı 376 oy alırsa seçilmiş sayılıyor.

Senatörlerin 56'sı, cunta hükümetince belirlenen Tayland Seçim Komisyonu tarafından atanırken, 194 senatör de hükümete bağlı Senatör Seçim Komitesince belirleniyor.

Dolayısıyla senatonun, yarınki seçimlerin ardından yapılacak başbakanlık oylamasında cunta yanlısı cephenin en güçlü adayı mevcut Başbakan General Prayut'a çoğunlukla destek vereceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Bütün senatonun Prayut'u desteklemesi durumunda mevcut başbakanın parlamentoda sadece 126 milletvekilinin desteğini alması yetiyor.

Bu durum karşısında cunta yanlısı cephenin seçim yarışına avantajlı gireceği düşünülüyor.

"Seçimler siyasi iradenin yasallaşması için bir araç"

Tayland'daki Ramkhamhaeng Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Muhammed İlyas Yahprang, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu seçimlerin cunta yönetiminin kendini meşrulaştırma aracı olduğunu savundu ve General Prayut hükümetinin darbeden sonra gerçekleştirdiği anayasa değişikliğiyle yasama, yürütme ve yargı sisteminde kendi lehine köklü değişiklikler yaptığını belirtti.

Yahprang, "Bu seçimler siyasi iradenin yasallaşması için bir araç olarak düzenlenecek. Anayasa, seçimlerde her kim çoğunluk oyu alırsa alsın General Prayut'un yeniden başbakan olmasını sağlayacak şekilde tasarlandı." dedi.

Halkın da bundan önce söz konusu anayasa değişikliğine onay vermesine rağmen seçimlerde mutlak adaletin sağlanamayacağını bildiğini söyleyen Yahprang, "Seçmen en azından verdiği oyların cuntanın meşruiyetini mümkün olduğunca azaltacağını görüyor. Bundan ötürü de seçimlerde katılımın yüksek olması bekleniyor." diye konuştu.

Tayland'ın yeniden demokrasiye dönüşünün sembolü

Ülkede toplam 51,4 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ve 7 milyon gencin ilk defa oy kullanacağını hatırlatan Yahprang, bütün adaletsizliklere rağmen bu seçimlerin, Tayland'ın yeniden demokrasiye dönüşünün bir sembolü olarak önemsediğini vurguladı.

Yahprang, cunta rejiminin iktidarını sürdürme ihtimalinin yüksek olmasının yanı sıra karşısında güçlü bir muhalefet blokunun oluşarak ülkede demokrasiye katkı sağlayacağını savundu.

Özellikle Pheu Thai ve İleri Gelecek partilerinden umutlu olduğunu dile getiren Yahprang, "Yeni kurulan muhalif partiler anketlere bakıldığında oldukça gelecek vadeden bir kitle oluşturmuş gözüküyor. Dolayısıyla cunta rejimi yeniden iktidara gelse dahi karşısında zorlayıcı bir muhalefet görecek." dedi.

Yahprang, ülkenin demokratikleşmesinin Tayland'a yapılacak yatırımları da artıracağına dikkati çekerek, "Tayland ASEAN'ın ikinci en büyük ekonomisi. Yalnız şimdiye kadar ülkede meydana gelen siyasi karışıklıklar yüzünden bu potansiyelini iyi kullanamadı. Bu seçimlerin ardından oluşacak demokratik ortam yatırımcıların ülkeye yeniden ilgi duymasını sağlayacaktır." diye konuştu.

Seçimlerin Güney Tayland'daki barış sürecine etkisi

24 Mart genel seçimlerinin ülkenin güneyindeki Patani bölgesinde barış müzakerelerini ne şekilde etkileyeceği konusunda ise Yahprang, şunları kaydetti:

"Bölgedeki barış sürecine dahil gruplar demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetle müzakere etmek istiyor. Bildiğiniz üzere geçen ay barış görüşmeleri isyancı gruplar tarafından durdurulmuştu. Seçimlerden sonra sonuç ne olursa olsun barış sürecinde bir gelişme yaşanacağına inanıyorum. Tayland'ın güneyinde ayrılıkçı gruplar mevcut durumda eylemlerini sürdürebiliyor, bu durumun müzakereleri daha da kötüye götürebilme ihtimali var. O yüzden barış görüşmeleri devam etmeli."

Yahprang, Müslüman başbakan adayı Van Muhammed Nur'un seçimlerdeki başarı ihtimaline de değinerek, "Van Nur'un başbakan seçilmesi uzak bir ihtimal. Fakat partisinin mecliste 12 ila 15 sandalye kazanacağı kesin gözüküyor. Seçimleri Prayut kazanırsa iktidarı desteklemeyeceğini söylemişti, dolayısıyla kendisini muhalefet kanadının bir parçası olarak görmek mümkündür." dedi.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!