Tarihe karışan meslek: Fanusçuluk

Hatay'ın tarihi Uzun Çarşısı'nda bulunan 8 metrekarelik atölyesinde mesleğini yaşatmaya çalışan 72 yaşındaki fanusçu Mustafa Güler, aynı zamanda baba mesleği olan fanusçuluğun son temsilci olduğunu söyledi. Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi'nin ışıklandırılmasında kullanılan ilk aydınlatma aracı olan fanusların son ustası, zor şartlarda mesleği sürdürmeye devam ediyor.

Tarihe karışan meslek: Fanusçuluk

Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi'nin ışıklandırılmasında kullanılan ilk aydınlatma aracı olan fanusların son ustası, zor şartlarda mesleği sürdürmeye devam ediyor.

65 yıl önce başladığı fanusçuluğun artık tarihe karıştığını ifade eden Mustafa Güler, fanusçuluğun babadan kalma bir hatıra olduğunu söyledi. Güler, "Bu meslek babadan kalma, şu görmüş olduğunuz fanus 90 lira, fanus babadan kalma bir hatıradır. Ben de bu mesleği devam ettirmek üzereyim. 65 yıldan beri bu mesleği yapmaktayım. Fakat teknolojinin gelişmesinden dolayı, ışıldakların çıkmasından dolayı, bu fanus işi tarihe karışmaya başladı. Artık arşivlerde tarihlerde kalan bir model" dedi.

"Teknoloji geliştikçe tarih kalmıyor"

Antakya'nın son fanusçusu olduğunu belirten 72 yaşındaki Güler Usta, malzeme bulmanın da giderek zorlaştığını ifade etti. Güler, "Antakya'nın son fanusçusu benim. Benden sonra fanus yapan kişi maalesef yok. Bu işin zorluğu malzemeyi bulamamak. Teneke yok, cam yok. Malzemeyi bulamamaktan şikayetimiz var. Aslında şikayet değil de teknoloji geliştikçe, tarih artık maalesef kalmıyor" ifadelerini kaydetti.

"Elektrikten önce evlerde, sokaklarda ve mahalle aralarında fanuslar vardı"

Fanusun, elektrikten önce her evde kullanılan aydınlatma olduğuna vurgu yapan Mustafa Güler, sokak ve mahalle aralarında dahi fanusların kullanıldığını söyledi. Güler, "Fanusun gerekçesi şu; elektrik, teknoloji olmadan önce her evde yakılan aydınlatma aracı bu. İlk Kurtuluş Caddesini aydınlatan, caddelerde yanan elektrikten önceki yakılan fanus, bütün köşelerde mahalle aralarında, sokaklarda, direklerde yakılan fanus, içerisinde o zaman lamba yanardı. Lambalar şu anda gaz yağı maalesef yok. Gaz yağı olmadığı için içerisine lamba koyamıyoruz. İçindeki görmüş olduğunuz şu cam iki milimden ibarettir, iki milim camı zaten fabrika dahi çıkarmıyor, üstünde gördüğünüz tenekenin kalınlığı 0-28'dir, kalayı bir tenekedir, bu teneke de yok. Biz tenekeyi iptal ettik, pirinçten yapmaya başladık. Şu görmüş olduğunuz fanus pirinçten yapılma ama onun da şimdi dekorunu yapacak usta kalmadığı için onları da yapamaz hale geldik" dedi.

Babasının 90 yıl önceki yaptığı fanus ile yaşadığı anısını anlatan Usta Güler, "Bu fanus çok eski. Zamanında bunu babam yapıyor, Rasim Adalı damat olacağı zaman Habib-i Neccar Camii'ne Ziver Paşa'nın evine kadar halı döşeniyor, ip çekiliyor bu fanusların içerisine mum yakılıyor, fanusun tarihçesi bu. Nereden baksan 90 yıllık bir fanus, babadan bana fanusun değeri" dedi.

"Fanus sadece Antakya'ya mahsustur"

Hataylı tarihçilere seslenen Mustafa Güler, fanusun sadece Antakya'ya mahsus olduğunu söyledi. Güler, "Tarihimize sahip çıksınlar Antakya'mız çok güzel şehirdir. Bu fanus sadece Antakya'ya mahsustur. Türkiye'nin, dünyanın hiçbir yerinde yok. Ben bu fanusu 30 yıl İncirlik Havaalanı'ndaki Amerikalılara yaptım. Çok belirli kişilere yaptım. Bakanlara dahi gönderdim, valilere gönderdim, fanusun değeri bambaşka. Yıllarca kapalı çarşıya mal yaptım, fanus verdim. Yıllarca Çemberli Taş'ta turistik yerler vardı, onlara yaptım verdim. Ankara'da Saman Pazarında turistlik eşya satanlar vardı, onlara yaptım verdim" açıklamalarında bulundu.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!